50 milyar dolardan fazla yıllık gelir ve 4 milyar dolardan fazla yıllık kâra sahip olan çok uluslu bir şirket olan Volvo’nun Amerika’daki fabrikalarında çalışan 3 bine yakın işçi bir kez daha greve gitti.

Tüm dünyada özellikle koronavirüs döneminde sermaye ile emek arasındaki çatışmanın büyümesi ile birlikte işçi sınıfının mücadelesi artmaya devam ediyor. Bunun son örneği ise 10 günden fazla süredir sendikanın imzaladığı sözleşmeleri kabul etmeyen 3 bin Volvo işçisi oluşturuyor.

Sendika ihanet etti

Yolculuk’un haberine göre Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikası ile çokuluslu İsveç merkezli Volvo şirketi arasında son dört toplu sözleşmede verilen tavizlere karşı 17 Nisan tarihinde greve giden işçiler, 30 Nisan’da sendika yönetimi ile Volvo’nun anlaşması ile greve son vermek zorunda kaldı.

İşçiler için çok daha kötü şartları yenileten sözleşmenin duyulmasının ardından ise Volvo İşçileri Taban Komitesi’nin (VWRFC) çabalarıyla 16 Nisan’da yapılan bir oylama ile söz konusu anlaşma yüzde 91 oranıyla reddedildi.

Greve devam etmeyi reddeden UAW, ikinci tur pazarlıklara girdi. Bir haftadan biraz fazla bir süre içinde sendika, geçici bir anlaşmaya vardığını duyurdu. İşçileri sindirmeye çalışan sendika, toplu sözleşmenin reddedilmesinin sözleşme koşullarında herhangi bir iyileşme olmaksızın altı aylık bir grevle sonuçlanacağı uyarısında bulundu.

Bu tehdide rağmen, sendikanın yalnızca ilk berbat anlaşmanın dilini değiştirdiği netleştikçe, tabandaki muhalefet yoğunlaştı ve sendikanın satış sözleşmesinin ikinci kez reddedilmesiyle sonuçlandı. Bir kez daha işçilerin yüzde 90’ı anlaşmaya karşı oy kullandı.

İşçiler ise büyük bir kararlılıkla greve yeniden başladı.

İşçiler ne istiyor?

İşçiler, önceki tavizleri telafi etmek için ücretlerde kayda değer bir artış, tüketim mallarının artan maliyetlerini karşılamak için bir hayat pahalılığı ödemesi maddesi, çok katmanlı ücret ve sosyal haklar sistemine son verilmesi, sekiz saatlik iş gününün korunması ve işçilerle emekliler için tam sağlık hizmetleri sağlanmasını talep ediyor.

Öte yandan greve çıkan işçilere Volvo yönetimi tarafından grevden bir gün önce işten atma mektupları hazırlandığı ve sağlık sigortalarınık kestiği öğrenildi.

Volvo işçilerinin mektubu

“Kardeşler,

Pazar günkü kitlesel hayır oyu, gerçek ve güçlü bir dayanışma eylemiydi ve etkisi fabrikamızın çok ötesinde kendini hissettirecek. Hem şirket hem de UAW tarafından dayatılan tavizlerle geçen yılların ardından, bizler BURADA ve ŞİMDİ bunun sona erdiğini göstermek için bir arada duruyoruz.

En son sözleşmeyi reddederken, sadece kendimiz için değil, emekliler, gelecek nesil, Mack işçileri ve daha azını kabul etmekten başka seçeneklerinin olmadığının söylenmesinden bıkmış olan her yerdeki işçiler için de mücadele ediyorduk.

Ancak Pazar günkü oylama sonucu ne kadar ilham verici olursa olsun, rehavete ya da hüsnükuruntuya yer yok. Sözleşmenin reddedilmesi, iki cephede devam eden bir savaşta kazanılan bir muharebeydi. Asıl mücadele şimdi başlıyor.

Volvo’da kıyasıya bir düşmanla karşı karşıya olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Önemli kazanımlar elde edersek, bunun her yerde işçiler arasında bir başkaldırıyı ateşleyeceğinden korkuyorlar. Büyük sermaye partilerinin, mahkemelerin ve polisin yanı sıra daha yüksek ücretler için bir grev dalgası olmasından endişe duyan diğer büyük şirketlerin ve bankaların desteğine sahipler.

Volvo’nun kazanmak için bir stratejisi var. Şube, Volvo’nun bugün, yani grevin ilk günü, sağlık sigortamızı büyük olasılıkla iptal edeceğini söyledi. Ayrıca şirketin UAW dışındaki işçileri çalışmaya ve grevi kırmaya zorlayacağını da duyduk.

Karşımızdaki bir cephe bu. Fakat yalnızca Volvo ile mücadele etmiyoruz. Gerçek şu ki, kimin tarafında olduğunu açıkça ortaya koyan UAW ile de mücadele ediyoruz.

Bu savaşı kazanmak için kendi stratejimize ihtiyacımız var. Ve ne kadar hayır oyu verirsek verelim, UAW sendikasının şirketin emirlerini yerine getirmeye devam edeceği gerçeğini görmezden gelemeyiz. Bu, kademeli sistemin, maaşlara, sağlık hizmetlerine ve emeklilere yönelik saldırıların kabulü demektir. Huylu huyundan vazgeçmez.

Daha biz dün gece kutlama yaparken, Dayanışma [Karşıtı] Evi’nde, UAW Yönetim Kurulu’nun, muhalefeti (başka bir deyişle, biz işçileri) nasıl boğazlayacaklarını ve sözleşmeyi nasıl geçireceklerini bulmak için acil bir toplantı yaptığından kesinlikle emin olabiliriz. Yeni bir grev çağrısı yapmak zorunda olduklarına karar verdiler.

[UAW liderleri] Curry, Gamble ve Blondino; bilmek istiyoruz: planınız tam olarak nedir? Daha önce de açıkça belirttiğimiz gibi, bizi tecrit ettiğiniz veya asgari ücretin altında bir grev ödeneğiyle aç bıraktığınız bir grevi kabul etmeyeceğiz. Bu, zafer değil, yenilgi stratejisidir.

Peki, bu mücadeleyi gerçekten kazanmak ve ihtiyacımız olanı almak için ne gerekiyor?

Her şeyden önce, sağlık sigortasının kesilmesi kesinlikle kabul edilemez. Bakmamız gereken ailelerimiz var ve sağlık sigortası Volvo’nun sorumluluğunda. Sosyal haklarımız eski haline getirilene kadar daha fazla pazarlık olmaması gerektiğini söylüyoruz.

İkincisi, şimdiye kadar sadece şirketin taleplerini ileten UAW “pazarlık” komitesi geri çekilmeli ve herhangi bir görüşme tabanın gözetimi altına yapılmalıdır.

Üçüncüsü, Volvo İşçileri Taban Komitesi, şirkete karşı ciddi bir mücadele için aşağıdaki esasları yineliyor:

1. Greve çıkan işçilere tam maaş. Volvo işçilerinin grev sırasında UAW’nin bizim aidat paralarımızla oluşturduğu 790 milyon dolarlık grev fonundan ödenecek tam maaş almasını talep ediyoruz. Bu kaynaklar, yozlaşmış sendika yöneticilerinin golf gezilerini ve restoran yemeklerini karşılamak için değil, mücadelemizi sürdürmek için kullanılmalıdır. Tüm grevcilere haftada 275 dolar değil, tam gelir sağlayarak, şirkete geri adım atmayacağımıza dair bir sinyal göndereceğiz.

2. Grev kırıcı faaliyetleri önlemek için kitlesel grev gözcülüğü. Büyük kitlesel grev gözcülüğü geleneği, grev kırıcılığı engellemek ve fabrikadaki faaliyetleri tamamen durdurmak için devam ettirilmelidir. Grev gözcülüğü sadece bir avuç işçiye bırakılamaz. Volvo’nun üretimi yedek işçilerle sürdürmeye yönelik hamlelerine, ABD’deki ve dünya çapındaki tüm Volvo işçilerinin tam seferberliği ile karşılık verilmelidir.

3. Diğer Volvo işçileriyle birleşelim. UAW sendikasının, bizleri diğer Volvo işçilerinden, özellikle de Volvo-Mack işçilerinden kasten ayıran stratejisi artık sona eriyor. İşçiler birleşmek istiyor. Eğer düşman bize savaş açmak istiyorsa, biz de onun arka tarafında yeni cepheler açmaya hazır olmalıyız. Bunlara Volvo’nun ABD’deki Hagerstown, Macungie ve Roanoke’daki tesislerinin yanı sıra İsveç, Fransa, Belçika, Rusya, Brezilya, Hindistan ve Tayland’daki fabrikalar da dahildir.

4. Devam eden grevlerle destek ve koordinasyon. Yalnız kalmak yenilgiyi garanti eder. Grevde olan Alabama’daki Warrior Met kömür madencilerine, Ontario, Kanada’daki Vale Inco madencilerine, Pensilvanya ve diğer eyaletlerdeki ATI çelik işçilerine, Massachusetts hemşirelerine ve Teksas’ta lokavta maruz kalan ExxonMobil petrol işçilerine heyetler göndermeli ve onlarla koordinasyon sağlamalıyız. Dayanışma bizim için sadece bir slogan değil, işçi sınıfının aktif, mücadeleci birliğidir.

5. Asgari taleplerimiz karşılanmadan işe dönmek yok. Volvo’yla ya da UAW’yle şunları içeren bir toplu sözleşmeyi görene kadar tartışacak bir şeyimiz yok: yüzde 25 maaş zammı, kademeli sistemin ve Alternatif Çalışma Programı’nın sona erdirilmesi, herkese beş gün mazeret izni, 4.000 dolar sözleşme ikramiyesi, sağlık hizmeti maliyetlerinde artış olmaması ve emeklilerin sağlık hizmetlerinin tamamen karşılanması. UAW’ye diyoruz ki: bizler toplu sözleşmeyi görmeden, onu incelemek için bize bir hafta süre tanınmadan ve sözleşmeyi oylamadan yine grevi hızla sona erdirmeyi aklından bile geçirme. Toplu sözleşme yoksa iş de yok!

Şirkete ve UAW’ye karşı iki cephede karmaşık ve zorlu bir mücadele veriyoruz. Zafer için, neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamamız, stratejimizi sonuna kadar geliştirmemiz, yeni güçler toplamamız ve birlik içinde kalmamız gerekiyor.”

9 Haziran 2021

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here