Murat Yetkin bugünkü Yetkin Report’daki yazısında HDP hakkında kapatma davasının açılıp Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesinden sonra ABD hem AB’den gelen tepkileri değerlendirdi.Ve önemli bir çelişkili haberin altını çizdi. ”Ancak 18 Mart günü İngiliz ajansı Reuters’ın bir haberi sert tepkilerle neredeyse taban tabana zıt görüntü veriyordu. Ajans, AB liderlerinin 25-26 Mart toplantısındaTürkiye’ye ekonomik yaptırım konusunu gündemden çıkardığını bildiriyordu. Dahası, AB bu kararı, ABD’nin telkinleri üzerine almıştı. Daha birkaç ay önce tam gaz duvara doğru giden ABD’yle ilişkilerde rüzgâr yön mü değiştiriyordu? diye soruyor.

Murat Yetkin bu durumun ne anlama geldiğini şu şekilde açıklıyor.

Bir yandan HDP’ye kapatma davası açılıp 687 yöneticisine 5 yıl siyaset yasağı getirilmesi talebine Türkiye’deki insan hakları ve demokrasinin gerilemesi söylemiyle tepki gösteriyordu ABD Dışişleri. Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş sık sık hatırlatılıyordu. Diğer yandan AB’ye -kendisi S-400’ler nedeniyle uyguladığı halde- Türkiye’ye yaptırım uygulamamasını telkin ediyordu ve onlar da kabul etmiş görünüyordu.
Buradan çıkan ilk ve yüzeysel sonuç hem ABD hem AB yönetimlerinin Türkiye’deki insan hakları ve demokrasiye ilgilerinin samimi olmadığı, siyasi ve askeri çıkarlarını elde etme amacı taşıdığı olabilir. 12 Eylül 1980 askeri darbesi hükümetinin aldığı ilk kararın, ABD’nin isteği doğrultusunda Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüş izni olduğunu YetkinReport’ta yazmıştık; bu bağlantıdan okuyabilirsiniz. Ve o süreçte genç bir senatör olan Joe Biden’ın oynadığı rolü.

Murta yetkin esas meselenin ABD’yle Türkiye arasındaki en ciddi sorunun Rus yapımı S-400 füzeleri olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. değerlendirmesinde bulundu.

Murat Yetkin Kısa vadede ABD’yle en muhtemel senaryoları şöyle sıraladı.

1- Türkiye S-400’ler konusunda yeni bir adım atmadıkça, örneğin Rusya ile yeni bir silah anlaşması imzalanmadıkça, ya da eldeki S-400’ler aktive edilmedikçe Biden yönetimi Kongre’deki ısrarlı yaptırım taleplerini tutacak gibi görünüyor.
2- Suriye’de statükonun değişeceği yolunda bir işaret yok. Suriye operasyonunu 800 kadar özel kuvvet ve danışmanla yürüten ABD bunu PKK’nın Suriye kolu YPG’yi kara gücü olarak kullanarak yapıyor ve bundan vaz geçecek gibi görünmüyor. Buna karşın Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı da PKK’ya karşı diğer operasyonları da kabullenilmiş görünüyor.
3- Yunanistan ile uzlaşma önem taşımayı sürdürüyor. ABD açısından Türkiye’nin NATO’da Yunanistan ile işbirliği Rusya’nın Akdeniz ve Karadeniz’deki varlığının dengelenmesi açısından birinci derecede önemli
4- Gelelim en önemli, en stratejik konuya. ABD bakımından Türkiye’ye dair en stratejik önceliğin Türkiye’nin Avrupa Birliğinden kopmaması olduğu anlaşılıyor. Bu, ABD’nin “ittifaklarını güçlendirme” siyaseti bakımından da önem taşıyor. Zaten yazının başında bahsettiğimiz AB’den talebi de bunu gösteriyor.
Bu çerçevede Türkiye’nin AB kamuoyu ve yönetimlerinin elini rahatlatacak şekilde demokratikleşme ve insan hakları adımları atması gerekli görülüyor
.

Yetkin çelişkinin altını çiziyor.

Bu durum, HDP kapatma davasıyla derin biçimde çelişiyor. Türkiye’ye bu baskılar sürecektir, ama bu baskılar köprülerin yakılmasına dek gitmeyecektir.
Erdoğan’ın ABD’nin Türkiye’ye AB yaptırımlarına karşı arka çıkmasına bakarak demokratik haklar alanında mevcut çizgiyi sürdürmemesi önce Türkiye’de siyaset ve ekonominin kalitesi, sonra da Türkiye’nin uluslararası ilişkiler ve yatırım ortamı kalitesinin yükselmesi için gerekli.
Bu konuda İttifak ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli ile bir ortak zemin bulma sorumluluğu da Erdoğan’a düşüyor.

diye ifade ediyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here