Bizim neslimiz Fazıl Say’ı, Ahmet Say’ın özel yetenekli oğlu olarak tanımıştı. Ahmet Say’ın ölüm haberini “Fazıl Say’ın babası öldü” diye duyurdu basınımız. Tanıyanlar, bilenler “Ülkemizin en değerli entelektüellerinden biri” olduğu vurgusunu da yaptı. “Tanınmış bir müzikolog” olduğunu söyleyeler de oldu. Edebiyatçı yönüne de değindiler kimileri. Öğretmen olduğunu hatırlayan pek olmadı. Gazeteciliğini de… Derlemeci, folklorcu yönüne de pek değinilmedi. Devrimciliğine de…

              Ahmet Say’ın Evrensel Yayınları’ndan çıkan İnsanoğlu İnsanlar adlı anı kitabında Nazım’ın Bana Öğüdü başlıklı bir bölüm vardır. Bu bölümde büyük şairle nasıl tanıştıklarını ve onunla yaptığı ilk sohbeti anlatır. Sohbetin sonlarına doğru Nazım, ona gelecekle ilgili planlarını sorar. O yıllarda Cezayir, bağımsızlık savaşı vermektedir ve Ahmet Say, Nazım’a Cezayir’e gitmek istediğini söyler. Devamını alıntılayalım:

              “Durakladı ve yanlış bir şey duymuş gibi sordu: Cezayir’e mi?

              ‘Evet… Bağımsızlık savaşı veriyor onlar…’

              Şöyle bir duraklayıp patladı:

              ‘Olamaz!’ ‘Yanlış!’ diye bağırdı.

              Şaşırmıştım ‘neden?’ diye sordum.

              ‘Sen…’ dedi. (ve susmak yerine yutkundu), ‘sen, cephenin ön saflarına gitmelisin!’

              Anlamamıştım, bakıp duruyordum yüzüne, açıklama bekliyordum.

              ‘Senin mücadele yerin yurdundur! Görmüyor musun yurdunun halini? Emperyalizmi kapıdan kovduk, herifler bacadan girdi… Gitmelisin! Cephenin ön saflarına gitmelisin!’

              Bu sefer ben yutkundum; Nazım’a bir cevap vermem gerekiyordu. Ayağa kalkıp ‘Tamam’ dedim, ‘cephenin ön saflarına gideceğim!’

              Sarıldı bana Nazım, Bu kucaklaşma hem anlaştığımız hem de artık vedalaştığımız anlamına geliyordu.

              Beni yolcu ederken ‘Anladın değil mi meseleyi? diye son bir kez sordu. ‘Anladım’ dedim, ‘benim gideceğim yer cephenin en ön saflarıdır, bunu hiç unutmayacağım…’

              Hiç unutmadı da… Bingöl’de öğretmenlik yaparken de, halkının birikimini derlerken de, birikimini halkına aktarırken de, Bu uğurda 12 Mart darbe döneminde 7 ay hapis yatarken de unutmadı. Kocakurt, romanını (Milliyet Roman Ödülü), Bingöl Hikayeleri’ni (1974 Sabahattin Ali Hikaye Yarışması Birincilik, Antalya Film Festivali Öykü Yarışması Mansiyon) yazarken de unutmadı.

              Ömrünün son yarısını müzik yazarlığına ve yayıncılığına vakfeden Ahmet Say, gazeteciydi, yazardı, folklorcuydu, müzikologdu, bu ülkeye Fazıl Say gibi bir cevheri kazandıran babaydı, öğretmendi, devrimciydi.

              Yaşamı bir okul olan ender insanlardandı. Ondan öğreneceğimiz hâlâ ne çok şey var. Hakkında ne kadar az şey biliyoruz.

Hakan TUNCAL/ 1972 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1994 yılında mezun oldu ve o yıl İstanbul’da öğretmenliğe başladı. Bir dönem Eğitim Sen İstanbul 1 Nolu Şube Yönetiminde görev aldı. 2004-2009 yılları arasında MEB tarafından Kazakistan’da görevlendirildi. Kazakistan Türkiye Türkçesi Eğitim Öğretim Merkezinde ve çeşitli üniversitelerde yabancılar için Türkçe dersleri verdi. Halen İstanbul’da bir devlet okulunda Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Katya, Bir Fenerbahçe Romanının yazarıdır.

Bir Cevap Yazın