Makale Manşet

Bırakalım bu “kardeşlik” ayağını!- Uğur Türe

Bırakın kardeşim içinizdeki nefreti ve önyargıları klişeleşmiş zırvaları açıklama diye sunmayı. Bırakın biz kardeşiz et ile tırnak gibiyiz, benim de falanca inancından arkadaşlarım var. Filanca etnik kökenli eniştem var ayağını.

Kimse sizinle, bizimle kardeş veya akraba olmak zorunda değil sizin insafınıza ve lütfunuza nail olmak için. Hele o kibirli hoşgörü lafını hiç kullanmayın hoş görmek üsten bakan ve vesayet içeren zehirli bir laf. Ancak deliler, çocuklar ve acizler hak eder hoşgörüyü.

Kardeşlik informal bir kavramdır kardeşlik hukuku da öyle kaldı ki akraba cinayetlerinin husumetlerinin bu derece yaygın olduğu bir ülkede kardeşlik hukuku da pek makbul bir şey değildir.

Demokratik hukuk devletlerinde kardeşlik değil eşit yurttaşlık, hoşgörü değil hukuk ile güvence altına alınmış tahammül geçerlidir.  Gerçek bir hukuk devletinde insanlar farklılıkları için size biat etmek, hamiyetinize, insafınıza sığınmak zorunda olmazlar.

Sivas katliamının üzerinden 29 yıl geçmiş hala utanıp özeleştiri vermek yerine Alevilerden huylanıyoruz. Adamların bizden huylanmak, çekinmek için bin tane nedeni var oysa. Sadece son 50 yıldaki katliamlara bakalım uzak tarihe gitmeden Sivas’a, Maraş’a, Çorum’a.

Bu ülkede uzun yıllar kamu görevi yapmış, iyi bir baba, iyi bir eş, dürüst bir insan olan ülkenin en köklü siyasi partisinin ana muhalefetin başındaki bir insana ağız dolusu hakaret edilebiliyorsa, linç edilmeye kalkılabiliyor özgürce yumruklanabiliyorsa belli örtük ve açık nefret söylemleriyle sebepsiz yere şeytanileştirilebiliyorsa “Alevi/Dersimli olduğu için oy vermezler/vermeyeceğim” denilebiliyorsa ne kardeşliğinden bahsediyoruz güzel kardeşim.

Bir adaya etnik/inançsal kökeninden dolayı ne oy veririm ne de bu yüzden oy vermekten vazgeçerim. Şahsiyetine, liyakatine bakarım. Ben oy veririm kardeşim. Çünkü biliyorum ki bir insana sırf bu yüzden oy vermeyen kafa ile elinde benzin bidonuyla bir otele sıkıştırdığı masum insanları yakmaya koşan insan özünde aynı insandır.

Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısını “samimi” bulmayan kardeşim sence bizim de Kemal Bey ve onunla aynı kökenden gelen insanlarla helalleşmeye ihtiyacımız yok mu?

2 Temmuz 1993’de Madımak otelinde katledilen onlarca insanın anısı önünde saygıyla ve mahcubiyetle eğiliyorum. Her birine ayrı ayrı rahmet diliyorum.

Uğur Türe
Kamu Yönetimi Bilim Uzmanı, Coğrafya Eğitimcisi
ugurture@gmail.com

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir