Mecliste müsilaj ile ilgili bilgilendirmede bulunan Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar, “Bu işi hep beraber biz bu hale getirdik yıllardır Türkiye’de,” iddiasını dile getirdi.

Meclis Çevre Komisyonu’nda bilgi veren Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar, “Hiç kimse birbirini suçlayarak vicdanlarını rahatlatmasın. Bu işi hep beraber biz bu hale getirdik yıllardır Türkiye’de. Hep beraber de bunu çözmek istiyoruz. Burada bence söylenmesi gereken bu.” dedi. Birpınar, Meclis Çevre Komisyonu’nda da deniz salyasına ilişkin sunum yaparak, “Denizin ortasına belki bir platform kurup bu salyaları alıp suyunu tekrar denize verebilir miyiz diye çalışıyoruz” dedi.

Fitoplanktonların denizdeki en ufak canlılar olduğunu belirten Birpınar, “Fitoplanktonlar güneş ışığıyla aslında mikro organizma olarak büyüyor. Bunu zooplankton dediğimiz hayvansal olan mikro organizmalar yiyor. Onu da küçük balıklar yiyor. Onu daha büyük balıklar yiyor. Onu da köpek balığı yiyor. Böyle bir denge, zincir var. Eğer bu zincirlerden bir tanesi koptuysa ne olur? Onu yiyen tür kaybolunca öbürü çok fazlalaşmaya başlar ve her tarafı sarar. Bu karada da denizde de öyle. İnşallah öyle değildir.” diye konuştu.

“Marmara Denizi göl gibi davranmaya başladı”

Marmara Denizi’nin dünyanın en küçük denizlerinden biri olduğuna dikkati çeken Birpınar, bu denizin dünyadaki diğer denizlerden çok farklı olduğunu söyledi. Marmara Denizi’nde su sıcaklığının diğer denizlere göre de farklı olduğunu anlatan Birpınar, tam tersi bir eko sisteminin bulunduğunu ve bunun sebebinin ise akıntılar olduğunu söyledi.

Marmara Denizi’ndeki akıntılara ilişkin bilgi veren Birpınar, “İklim değişikliğinden dolayı nehirler kurumaya başladı, daha az su gelince dolayısıyla Marmara Denizi bir göl gibi davranmaya başladı. Göl gibi davranıyor yani durgunluk oluşuyor. Vortexler hem dikeyde hem yatayda azalınca, dalgalanma olmayınca… Marmara’da sıcaklık son 10 senede 2,5 derece artmış durumda. Bir de kirlilik eklenince belki de türlerin biri yok oldu. Dolayısıyla mikro organizmaların, demin söylediğimiz fitoplankton dediğimiz şeylerin çoğalmasıyla ortaya çıktı.” değerlendirmesini yaptı.

Akdeniz’in de “inanılmaz ısındığını” belirten Birpınar, “Artı 0,5 derecelik bir limiti kaldı Akdeniz’in. Yani eğer artı 0,5 derece daha Akdeniz suyu ısınırsa buna benzer sorunlar burada daha da büyüyerek olabilir. Fırtınalar, siklonlar olabilir. Büyük hortumlar meydana gelebilir.” ifadelerini kullandı.

Marmara’nın etrafında 25 milyon insanın yaşadığına, 7 ilin ve Türkiye sanayisinin yüzde 60’ının burada bulunduğuna işaret eden Binpınar, “Durgunluk, sıcaklığın artması, hem kirliliğin gelmesi belki de o zincirin bir tane türünün kaybolması, bunun sebeplerinden bir tanesi olabilir.” dedi.

Adriyatik Denizi’nde de aynı şeyin olduğunu ve oradaki ülkelerin bir araya gelerek bu işi çözdüklerini anlatan Binpınar, “Bunu nasıl çözeceğiz? Hep beraber çözeceğiz. Beraberce toplantılar yapacağız. Bilim adamlarımızı içimize alacağız. Ben İstanbul’daydım. Üç gündür günde üç saat uyumuyorum. Herkesle konuşuyoruz, herkesi dinliyoruz. Bu problemi çözmemiz lazım. Çünkü görüntü hakikaten kötü.” değerlendirmesinde bulundu.

Müsilajın yüzde 99’unun su olduğunu ancak suyu bırakmadığını belirten Binpınar, müsilajın laboratuvardaki görüntülerini komisyon üyelerine izletti.

Binpınar, “Sizlerin de desteğini bekliyoruz. Bize güvenin. İnşallah bu sorunu Marmara için hep beraber hiçbir parti, belediye ayrımı yapmadan çözmemiz lazım. Çünkü bu, ülkemizin dünyada turizmini, her şeyini etkileyecek bir konu.” diye konuştu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here