Yelda, anaokulu öğretmeni olarak 10 yıl görev yapmış, ardından kendi ana okulunu açmış, 34 yaşında bekar, çıtı pıtı, spor yapan, gezmeyi seven, denize aşık güzel mi güzel bir kadın. 10 yıldır birlikte olduğu erkek arkadaşı Berk 40 yaşında ve inşaat mühendisi. Yurt dışında yol, köprü, boru hattı inşa eden büyük bir inşaat firmasında çalışıyor ve sık sık seyahat ediyor. Yelda İzmir’de, Berk ise İstanbul’da yaşıyor. Yelda’nın görüşme talep etme sebebi aldatılma. Çok öfkeli, ayrılmayı düşünüyor ama diğer yandan da Berk’i çok seviyor.

-Danışman: Hoş geldin Yelda, nedir seni buraya getiren

-Yelda: Gelme sebebim, erkek arkadaşım tarafından aldatıldım. Bu ilk defa da olmuyor, 2. defa aldatıyor beni. Bu sefer affetmeyeceğim. O kadar öfkeliyim ki sağlıklı düşünemiyorum.

-Danışman: Tamam sakin ol. Baştan başlayalım istersen. Önce bana tanışma hikayenizden bahseder misin? Nasıl tanıştınız? Ne zamandır birliktesiniz?

-Yelda: 10 yıl önce arkadaşlarımız aracılığıyla tanıştık. O İstanbul’da yaşıyor. Ben de İzmir’de yaşıyorum. İkimiz de çok yoğun çalışıyoruz. Berk Türkiye’de olduğu zamanlar hafta sonları buluşuyoruz. Ya o geliyor İzmir’e ya da ben gidiyorum. İzinlerimizi de birlikte geçiriyoruz.

-Danışman: İlk aldatması değil demiştin, ilki ne zaman oldu, nasıl yönettiniz ilk aldatma olayını?

-Yelda: İlk aldatması yaklaşık tanışmamızın 4. yılında oldu. Çok büyük kavga ettik önce. Çok özür diledi, elinde olmadığını ve tek gecelik bir ilişki yaşadığını söyledi. Onun için hiçbir anlam ifade etmediğini söyledi. Fakat ben hemen atlatamadım. Affedebilmem çok uzun sürdü, ayrıldık, yaklaşık 1 yıl ayrı kaldık, ama o hiç vazgeçmedi. En son tekrar denemeye karar verdim. Ama tabi bu olay travma yarattı bende, öğrendiğim an aklıma geldikçe kalbim sıkışıyordu ve nefesim kesiliyordu. Brainspotting terapisi aldım bunun üzerine ve üstesinden geldim.

-Danışman: Çok doğru bir tedavi almışsın. Brainspotting travma çözmek için oldukça başarılı bir tekniktir. Sonra ne oldu?

-Yelda: Bu terapi yöntemi bana çok iyi geldi. Berk de zaten sürekli ilgiliydi. Düzeldi ilişkimiz. Yine her fırsatta birlikteydik. Tatillere gittik. Rutine girdi ilişkimiz.

-Danışman: Evliliği düşündünüz mü hiç?

-Yelda: Birkaç sefer konuştuk bu konuyu. Ama Berk evliliğe nedense hiç sıcak bakmıyor. Doğrusu benim içinde şart değil. Ayrı şehirlerde ve ayrı hayatlarımız var. Ne ben buradaki yaşantımdan vazgeçmek istiyorum, ne de o İstanbul’daki yaşamını bırakmak istiyor. Dolayısıyla ayrı şehirlerde ama her fırsatta birlikte olabileceğimiz bir ilişki inşa ettik.

-Danışman: Peki gelelim son olaya. Nasıl oldu, nasıl öğrendin aldatıldığını, anlatır mısın?

-Yelda: Bir önceki aldatmadan tecrübeliyim sanırım. Berk’in hal ve hareketlerinde bir değişiklik sezmeye başladım. İlgisi azalmaya başladı. Türkiye’de olduğu zaman tüm hafta sonlarını birlikte geçirirdik. Fakat hafta sonları geçirme isteği azalmış gibiydi. Sürekli bahaneler uyduruyordu. Birkaç sefer sordum neden böylesin, hayatında biri mi var diye. Olmadığını ve benim kuruntu yaptığımı söyledi. Ben de önce iş yoğunluğu ve stresidir diye düşündüm. Fakat his işte yine de iş stresi gibi değildi. Stresli zamanlarını da biliyorum çünkü. Yaklaşık 10 yıldır beraberiz. Kafası sürekli başka yerde gibiydi. Normalde sakin bir insandır ama son birkaç buluşmamızda çok fazla agresif hareketleri vardı. Arkadaşlarıyla tatile de gitti birkaç hafta sonu. Rahatlamış olmalıydı. Ama normal gidişatın dışında bir ruh hali vardı. Bir hafta sonu bendeyiz, gündüz yürüyüş yaptık, biraz alışveriş yaptık eve geldik, yemek yedik, film izlerken Berk uyuyakaldı. O sırada telefonuna mesaj düştü. Şeytan dürttü beni de. Normalde telefonunu alıp karıştırmış bir kadın değilim. O da benimkini kurcalamaz. Zaten hiç hoşlanmam özel alanlara saygısızlık edilmesinden. Her insanın özeline saygı duyulması gerekir. Ama gerçekten bir şeyler doğru gitmiyordu, ben de bu konuyu çözüme kavuşturmalıydım. Hislerim beni dürtüyordu sürekli. Ben de telefonu elime alıp gelen mesajı okudum. İşte o an kafamdan kaynar sular döküldü. Bir kadından geliyordu ve çok normal bir mesaj da değildi. Ben de diğer yazışmaları okudum. Birbirlerine aşkım diye hitap etmeler, kadın ona sevgilim diye yazmış. Şok geçirdim doğrusu. Aklıma geldikçe hala sinirleniyorum.

-Danışman: Nasıl hissettin kendini o sırada?

-Yelda: Çok öfkelendim, hayal kırıklığına uğradım, çok üzüldüm, bir kabusta gibiydim. Önce inanamadım, ama karşımdaki yazışmalarla olay tüm açıklığıyla karşımdaydı.

-Danışman: Ne yaptın peki bunları okuduktan sonra?

-Yelda: Hemen Berk’i uyandırdım öfkeyle, kendime hakim olamıyordum. Bu ne diye haykırdım, ağzıma geleni saydım, beni sakinleştirmeye çalıştı ama işe yaramadı. Hem ağladım hem yumrukladım sürekli onu ve kovdum evden. Ama tabi ben çok kötüydüm o gece. Sürekli ağladım. Tek düşüncem terk etmek ve bir daha da yüzünü görmemekti.  İçimde kocaman bir öfke vardı. Arkadaşlarını aradım onun. Hepsi de biliyormuş. Bu beni daha da sinirlendirdi. Onlardan da işin iç yüzünü dinlemek istedim.

Yelda oldukça öfkeli görünüyordu, aynı zamanda da bir o kadar üzgün ve kafası karışık. Hem hararetli bir şekilde anlatıyor hem de ağlıyordu.

-Danışman: Ne anlattılar sana?

-Yelda: Birkaç aylık bir geçmişi varmış ama sadece takılıyorlardı diye bir cümle kurdular. Ne demek hocam takılmak? Böyle bir şeyi aklınız alıyor mu sizin? Onlara da kızdım. Neden bana söylemediniz dedim. Yemin ettirmiş Berk onlara. Zaten duygusal bir şey de yokmuş aralarında. Arkadaşları çok uyarmışlar devam etmemesi için ama bizimki dinlememiş. Duygusal bir şey olsun olmasın. Belli ki fiziksel bir temas var, benden çalınmış ve kadınla birlikte geçirilmiş zamanlar var.

-Danışman: Peki Berk’le konuştun mu daha sonra, sordun mu ona, neden böyle bir şey yapmış?

-Yelda: Evet ertesi akşam onun kaldığı otele gittim. Ben onu evden kovunca otele geçmiş. Bir sürü mesaj attı konuşalım diye. Önce cevap vermedim sonra kaldığı oteli öğrendim ve gittim. Biraz da orada bağırdım çağırdım. Öfkemi boşalttım. Sakinleşince konuştuk. Duygusal bir yakınlık olmadığını, sadece cinselliğe dayalı bir birliktelik olduğunu ama kadının kendisine aşık olduğu için bir türlü o ilişkiye nokta koyamadığını anlattı. Tabi bunlar bir özür olamaz. Böyle bir şey benim için asla kabul edilebilir bir durum değil. Bizler insan olarak, hayvani içgüdülerimizle değil aklımızla hareket eden varlıklarız. İnsanları hayvanlardan ayıran en büyük özellik değil midir akıl? İnanın anlam veremiyorum bir türlü. Neden diye sordum defalarca, neden. Ne eksikti ilişkimizde. Sıkılmış mıydı benden, öyleyse konuşup ayrılabilirdik, neden böyle bir şeye ihtiyaç duydu, bana göre nesi fazlaydı da bu ilişkiye girmişti. Ama sürekli beni çok sevdiğini, yerimi hiçbir kadının tutmayacağını, böyle bir kıyaslamayı ağzıma dahi almamam gerektiğini söyleyip durdu. Sadece kadının ilgisi hoşuna gitmiş ve ilgisine karşılıksız kalamamış. Bütün kadınların ilgisini isteyerek olmaz bu işler. Ben varsam hayatında sadece ben olmalıyım. O zaman her ilgi gösteren kadına gidecek misin dedim. Gitmeyeceğini söyledi ama gel de inan. Güvensizlik oluştu bir kere bende. Nasıl güveneceğim ona tekrar.

-Danışman: Berk’in anne ve babası ile ilişkileri nasıl?

-Yelda: Anneyle bir türlü çözemediği sorunları var ve bu sorunlarını çözmediği sürece de onu affetmeyeceğimi söyledim.

-Danışman: Ne gibi sorunlar bunlar?

-Yelda: Annesinden hiç ilgi sevgi şefkat görmemiş. Çocukluğunda, babası seyahatte iken, bazen eve tanımadığı bir adamın geldiğini ve gece annesinin odasından sesler geldiğini anlattı. Sonradan farkına varmış durumun. Annesinin hayatında başka bir adam varmış. Babayla anne zaten bir süre sonra ayrılmışlar. Berk aslında babasıyla yaşamak istemiş ama anneyle yaşamak zorunda kalmış. Tabi o tanımadığı adam daha sık gelip gitmeye başlamış evlerine. Berk babası ile ayrılma sebepleri olarak hep anneyi suçlamış. Ama tabi neler vardır ayrılıklarının arkasında Berk’in bilmediği kim bilir. Bu sebeple bu aldatmasında da hem annesine olan kızgınlığını kadınlardan çıkarmaya çalıştığını hem de annesinden alamadığı ilgiyi, ona ilgi gösteren kadınlara kayıtsız kalamayarak aldığını söylüyor. Bu sebeple bir terapi alması gerektiğini düşünüyorum

-Danışman: Kesinlikle doğru düşünüyorsun Yelda. Maalesef çocukluk travmaları yetişkinliğimizde karşımıza hiç beklemediğimiz şekillerde çıkabiliyor. Belki Berk’le ayrı bir görüşme yapmam daha faydalı olur. En azından hangi noktalarda sıkışmış olduğunu tespit eder ve bu doğrultuda bir çözümleme yolu bulabiliriz.

Şimdi sana gelelim. Aldatma konusunu öğrenmenin üzerinden ne kadar zaman geçti?

-Yelda: Tam olarak bugün 3 hafta bitti ve ben bu olayın altından tek başıma kalkamıyorum. Yani 10 yıllık bir geçmiş, yaşanmışlıklar, paylaşılan onca zaman, kurulan planlar. Hem affedemiyorum hem ayrılamıyorum. Nasıl tekrar güveneceğim bilmiyorum. Güven bence ilişkideki en önemli faktör.

-Danışman: Anladığım kadarıyla kurtarmak istiyorsun bu ilişkiyi, yanılıyor muyum?

-Yelda: Evet, istiyorum ama içimdeki kırıklığın, hüznün üstesinden gelemiyorum. Kendime olan özgüvenim ve saygım oldukça azaldı. Sanki devam ederek kendimi küçültüyormuşum gibi geliyor. Bir de beraberken hiçbir şey olmamış gibi davranışları beni çileden çıkartıyor. Ben şu an hiçbir şey olmamış gibi davranamam

-Danışman: Zaten normali de bu Yelda. Bu olay senin için oldukça büyük bir hayal kırıklığı yaratmış. Berk de bundan nasibini alıyor zaten gördüğüm kadarıyla. Eğer bir hata yaptığını söylüyorsa da bu hatanın düzeltilmesi için elinden geleni yapıyor olmalı. Hepimiz insanız ve hata yapabiliriz. Affetmek de insanın kendisine olan saygısını azaltmak yerine çoğaltır. Tam tersi, senin değil Berk’in kendini bu af karşısında ezilmiş hissetmesi gerekir. Berk bir hata yapmış, umalım ki terapi alsın ve özür olarak sunduğu anne öfkesinin yerini daha anlamlı, kadını daha kutsal bir noktaya koyan bir duygu alsın. Ama bunun için mutlaka bir terapi alması gerekiyor Berk’in. Kendi başına bu duyguyu çözümlemesi çok zor.

Önemli olan şu an bu ağırlığın altından senin nasıl kalkacağın. Ne hissediyorsun Berk yanındayken. 3 haftalık süreci değerlendirdiğinde?

-Yelda: Bazen unutuyorum onun yanında, tıpkı geçmişteki mutlu anlarımızda gibi oluyorum. Sonra bir anda aklıma geliyor ve durgunlaşıyorum. Dalıp gidiyorum. Aklıma geliyor çünkü. Berk de fark ediyor

-Danışman: Paylaşıyor musun Berk ile içine düştüğün sessizlik anlarının hislerini?

-Yelda: Bir şey yok diyorum sorduğunda

-Danışman: Neden paylaşmıyorsun?

-Yelda: Sürekli aynı konuyu tekrar etmek istemiyorum. Sanki benim değerimi düşürüyor gibi hissediyorum

-Danışman: Ama paylaşmazsan bu ağırlığın altından tek başına kalkmaya çalışıyor olmaz mısın? Ağırlığın büyük bölümünü aslında Berk üstlenmeli değil mi? Her aklına geldiğinde ve bu olay seni rahatsız ettiğinde duygularını Berk ile paylaşmalısın. Yoksa yaptığı hatanın ne gibi sonuçlar yarattığını nasıl fark edecek. Onu da dahil etmelisin o anlara.

-Yelda: Evet belki de böyle yapmalıyım. Çünkü ben bir şey olmadığını söyleyince, o tekrar hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor ve bu beni daha da çileden çıkarıyor

-Danışman: Bak gördün mü, böyle olunca da kısır döngüye giriyorsun sürekli. Ayrıca bu olayın üstesinden gelmeniz için biraz zamana ihtiyacınız var. Öyle bir anda sihirli değnek değecek ve bu duygular kaybolacak diye bir şey söz konusu değil. Sen aklına düştükçe ve kendini rahatsız hissettikçe Berk’e yansıtmalısın bunları. Duygularını açmalısın ona da. Asıl duygular açığa çıktıkça, sen bu duygularını paylaştıkça, kendi içini döktükçe azalacak bu üzüntü ve hayal kırıklığı. Ama sen içine atarsan bu duyguları, bir süre sonra fiziksel hastalıklar şeklinde ortaya çıkarlar bedeninde. Ayrıca öfke de içinde birikeceği için hiç olmadık bir anda, hiç olmayacak bir konuya olmayacak bir tepki verirsin. Asıl o zaman sen, sen olmaktan çıkarsın işte.

-Yelda: Evet haklısınız. Bundan sonra ne zaman kendimi bu konuda kötü hissetsem tüm duygularımı paylaşacağım. Ona da terapi alması konusunda ısrarcı olacağım. Aslında anlattıkça rahatlıyor insan. Ama arkadaşlarıma da anlatmak istemiyorum. Çünkü her kafadan bir ses çıkıyor.

-Danışman: İnsanlar genelde kendi yaşam hikayeleri ölçüsünde olaylara yorum yaparlar. Bu da senin doğru bir karar vermene engel olur. Çünkü içinde yaşadıklarını, paylaştıklarınızı, sevginin ölçütünü sadece sen biliyorsun. Dolayısıyla en doğru kararı da sen verirsin. Bu doğrultuda sana yapabileceğim tek yönlendirme, duygularını asla bastırmayarak, tüm hislerini, endişelerini, düşüncelerini Berk ile paylaşman ve Berk’e karşı güven duygusunun gelmesini ise zamana bırakman. Ama sakın öfkeni üzüntünü içine atma. Bu doğru bir yöntem değil.

-Yelda: Anlaştık hocam ben bu yönde biraz kendimi yönlendireyim ve en kısa zamanda da Berk’i size yönlendireyim.

-Danışman: Peki anlaştık o zaman

Çağımızın en büyük sorunlarından biri aldatma. Kadını erkeği de kalmadı artık. Önceden kadınların çok fazla aldatıldığını duyardık, ama şimdi tam tersine kadınlar da aldatıyorlar eşlerini. Özellikle evlilikler arasında çok yaygınlaştı. İnsanlar var olan düzenlerini bozmamak adına, bir anlık heyecanın peşine düşüyorlar ama heyecan bitince de yaptıklarından pişman oluyorlar. Bu kadar mı düştük insan olarak iç güdülerimizin peşine. Nerede kaldı insan olmanın ayrıcalığı. Bu kadar mı tükettik sadakatin, güvenin, sevginin, saygının kutsallığını. Teknoloji ile birlikte her şeye o kadar hızlı ulaşır olduk ki, tüketim hızımız da arttı. Sadece eşyada değil insanları da çok hızlı tüketmeye başladık, insanlığımızı da.

*Bu haftaki vaka konuğumuz Yelda. İsim, meslek, mekan ve olay kişilik haklarının gizliliği nedeni ile değiştirilerek, aslına ise sadık kalınarak kurgulanmıştır. Sevgiler..

Yonca Sargın 1973 doğumlu olan Yonca Sargın, 1995 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. Akdeniz Üniversitesinde 2010 yılında MBA yüksek lisansını tamamlamıştır. Uzun yıllar özel sektörde değişik alanlarda yöneticilik yapmış, 2016 yılında Marmara Üniversitesi’nde; evlilik ve boşanma, evlilik öncesi/sonrası, cinsel danışmanlık, boşanma sonrası çift ve bireysel danışmanlık, boşanma sonrası çocuk uyumu, yas, ergen danışmanlığı, bireysel danışmanlık, doğum sonrası çiftlerin yeni düzene uyumu konularını içeren, MEB onaylı, Aile Danışmanlığı eğitimini tamamlayarak, uluslararası geçerliliği olan Aile Danışmanı sertifikasını almış ve bu danışmanlığı yapmaya hak kazanmıştır. Bunun yanı sıra, Mindfulness-Bilinçli farkındalık, Kuantum, Aile ve Çift terapisi, BDT eğitimleri almış, Wisc-r, Oyun Terapi, Masal Terapi ve aşağıdaki psikolojik testleri de uygulayıcı sertifikasına sahiptir. 2018 yılından bu yana ODTÜ Gençlik merkezinde, sosyal sorumluluk projesi kapsamında öğrencilere kişisel gelişim ve farkındalık kazandırma seminerleri vermekte ve bireysel ve aile danışmanlıklarına da Antalya Enki psikolojide devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın