Ana Sayfa Muhalefet Demokratik Emek Meclisi’nden 1 Mayıs açıklaması

Demokratik Emek Meclisi’nden 1 Mayıs açıklaması

0
Demokratik Emek Meclisi’nden 1 Mayıs açıklaması

İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’a yaklaşıldıkça emek örgütleri ve sendikal dinamikler 1 Mayıs açıklaması yapıyor.

Demokratik Emek Meclisi (DEM) “Ancak bu böyle gitmez, Sömürü devam etmez!” başlığıyla yaptığı yazılı açıklamada “Yoksulluğa, baskıya, sömürüye karşı, emekçiden, emekten ve doğadan yana bir hayatı kurabilmek için, sermayenin yeni saldırı dalgasına karşı, bugünün ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden yapılanmış bir emek hareketinin oluşturulması, işçi sınıfı için artık ertelenemez bir zorunluluktur. Çünkü artık şimdi, yaşadığımız bu karanlık günleri aydınlatacak yepyeni bir güneşe ihtiyaç var.” vurgusu yaptı.

Demokratik emek Meclisi’nin açıklaması şu şekilde:

Ancak bu böyle gitmez, Sömürü devam etmez!

İşçi sınıfının en politik gösterisi olan 1 Mayıs, bütün ülkelerde yüz yıldan uzun bir zamandır kutlanıyor. Hiç kuşkusuz, emekçilerin sınıf bilincinin meydanlarda görünür hale geldiği gün olan 1 Mayıs’ın, emek hareketi ve emekçiler için önemi oldukça büyük.

Kapitalist sömürü sistemine karşı gerçekleştirilen ilk tarihsel işçi eylemleri, 8 saatlik çalışma süresine geçilmesi, işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, emekçiler arasındaki ırk ayrımcılığına son verilmesi gibi temel talepler için ortaya çıkmıştı. Aradan geçen bir buçuk asırlık süreden sonra sermaye düzeni emekçileri yine her şeyin başladığı o noktaya çekmeye, vahşi kapitalizmin sömürü sistemi içinde emekçilerin kazanımlarını yok ederek her şeyi adeta yüz yıl öncesine döndürmeye çalışıyor. O da yetmiyor, emeği metalaştıran sistem, günümüz dünyasında aklı, duyguyu, doğayı ve yaşama dair ne varsa her şeyi ticarileştiriyor, sömürü düzeninin ağlarını hayatın her alanına yayıyor. Bunca zamandan sonra bugün, 8 saatlik iş günü talebi de, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve ayrımcılığa son verilmesi talepleri de halâ güncelse ve üstelik var olanların üstüne yeni sömürü halkaları eklenmişse o halde hepimiz bir kez daha yüksek sesle bütün dünyaya haykırmalıyız ki, “bitmedi o kavga, sürüyor ve sürecek!” O kavganın cepheleri artık yüz yıl öncekinden daha fazla ve kavga artık çok daha çetin. Emekçiler o kavgayı sürekli ve her gün yeniden kazanmak zorunda!

1 Mayıs, yoksullar, emekçiler, işsizler ve bütün ezilenler için çok katmanlı bir tarihsel hafızadır aynı zamanda. Çünkü 1 Mayıs, işçi direnişlerinin tarihi olduğu kadar, aynı zamanda vahşi sömürü düzeni tarafından işlenmiş katliam suçlarının da tarihidir. İlk işçi eylemlerinden bu yana, sermayenin saldırıları sonucunda katledilen sayısız emekçi oldu. Elbette Türkiye de bu tarihsel direniş ve katliam hafızasında önemli bir yer tuttu. Ne Türkiye işçi sınıfının tarihe mal olmuş görkemli direniş eylemlerini, ne de devletin içinde yuvalanmış eli kanlı odakların katliamlarını unutmak mümkün değil. Bu 1 Mayıs’ta da bu uğurda hayatını kaybetmiş emekçilerin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.

Yepyeni bir güneş gerek

Devletin ve sermaye düzeninin geçirdiği dönüşüm süreci emekçi sınıfın önüne büyük görevler koyuyor. Bugünün dünyasında insan emeğine ihtiyaç duymayan, ya da bu ihtiyacın azaltılmaya, eritilmeye çalışıldığı yeni üretim biçimleri hızla gelişiyor. Teknolojik gelişmeler bir yandan üretim süreçlerini değiştiriyor bir yandan da üretim birimlerini, çalışan işçi sayısını, işçi – işveren ilişkilerini dönüştürüyor. İlk işçi eylemlerinden bu yana varlığına alıştığımız maddi emeğin yanında bugün, maddi olmayan emek, dijital emek, ev içi emek, kayıt dışı emek vb gibi başka emek türleri de yer alıyor. Yaşanan büyük değişimlere karşın emek örgütleri, inatla halâ eski yapılarını korumaya; sermayenin yeni saldırılarına, eski bilindik araçlarla karşı koymaya çalışıyor. Günümüzün emek hareketi, artık aşmak zorunda olduğu evrensel ve çağcıl yapısal bir krizle karşı karşıya.

Yoksulluğa, baskıya, sömürüye karşı, emekçiden, emekten ve doğadan yana bir hayatı kurabilmek için, sermayenin yeni saldırı dalgasına karşı, bugünün ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden yapılanmış bir emek hareketinin oluşturulması, işçi sınıfı için artık ertelenemez bir zorunluluktur. Çünkü artık şimdi, yaşadığımız bu karanlık günleri aydınlatacak yepyeni bir güneşe ihtiyaç var.

Gün gelir, zorbalar kalmaz, gider!

Bugün dünya, yeniden bir alt üst oluşun eşiğinde. Bir yandan emek-sermaye çelişkisi derinleşirken, diğer yandan yeryüzünün her coğrafyasına yayılan çatışmalar, yaşam alanlarının kâr hırsı yüzünden talan edilmesi, dünya halklarının bugününü ve geleceğini her zamankinden çok daha fazla tehdit ediyor.  Ukrayna gibi yakın coğrafyalarda süren savaşlar ve siyasal iktidar tarafından sınırlarımızın ötesine yayılan çatışmalar, emekçilerin daha çok yoksullaşmasına yol açarken, sermaye gruplarına yeni ve kazançlı alanlar yaratmaya devam ediyor. Tarih boyunca insanlık, belki de ender olarak bugünkü kadar barışa, özgürlüğe, eşitliğe, adalete ve demokrasiye özlem duyar hale gelmişti. 

Elbette bu böyle sürmez; elbette bu vahşi emek ve doğa sömürüsü böyle devam edemez.

Biz emekçiler, işsizler, yoksullar, yok sayılanlar, sesi kesilmek istenenler, görmezden gelinenler, birer birer, onar onar, yüzer yüze öldürülenler… Biz “yeryüzünün lanetlileri”, bu karanlık yolun sonunda doğacak o güneşi görüyoruz. Çünkü insanın, emeğin ve doğanın düşmanı olan bu vahşi düzeni birlikte değiştireceğiz!

Yoksulluğa, baskıya ve sömürüye karşı,

Adalet, eşitlik ve demokrasi için 1 Mayıs’a!

                                                                       DEMOKRATİK EMEK MECLİSİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here