Haberler Makale Manşet

Deprem, Tercihler, Gerçekler ve İstanbul-Uğur Türe

İBB Kadir Topbaş döneminde pek çok uzman bilim insanıyla ve kurumla işbirliği halinde bir dizi çalışma başlattı. Mevcut İBB’de bunları kamuoyuyla bütün berraklığıyla paylaştı. Bunlar uzmanlığa önem veren çok detaylı ve değerli bilimsel çalışmalar. Tüm detayları paylaşmıyorum zira konuyla ilgili teknik bilgisi olmayan insanlar çoğunu anlamaz. Bu çalışmanın başlıklarını ve ne önemi var onları izah edeceğim:

1. İstanbul’un 1/5000 ölçekli zemin haritası çıkarıldı: Bu sayede artık İstanbul’da sokak sokak hatta apartmanların bile nasıl bir zemin üzerinde bulunduğunu biliyoruz. Elbette 1999 öncesi yapılan binaları da biliyoruz “yeni binalardan” mevzuata aykırı olanları da yapı denetimiyle tespit edildiğinde hangi binaların yıkılacağını bile bilmek mümkün.

2. Çeşitli deprem büyüklükleri, süreleri, odak derinlikleri üzerinden etkisel simülasyonlar ve yıkım senaryoları planlandı.

3. İTÜ Avrasya Yerbilimleri Araştırmaları Enstitüsü tarafından Marmara Denizin deniz dibi araştırmaları yapılmaya başlandı yıllar süren ve özellikle Fransa’nın ve Japonya’nın ciddi destekleriyle yürütülen bu çalışma sayesinde Marmara Denizi sualtı jeomorfolojisi açısından dünyanın en iyi bilinen denizi haline geldi. Dolayısıyla burada kırılacak fayı ve üreteceği büyüklüğü bile hesaplayabiliyoruz.

4. Çok doğru bir kararla yine AKP döneminde AFAD kurularak bu kuruma yardım ve yardım organizasyonlarını planlayacak yetki ve imkanlar verildi. Bu kurum ilk kurulduğunda “uzman görüşleriyle” yönetilen özerk bir kurumdu. Ancak bu kurum hızla siyasallaştırıldı yönetsel kadrolarında liyakat devreden çıkarıldı ve yeni başkanlık sisteminde İçişleri Bakanlığına ve Cumhurbaşkanına bağlanarak bir çeşit bürokratik devlet aygıtına dönüştü. Şu anda başkanı, başkan yardımcıları, Jeoloji, Jeofizik, Coğrafya ve Afet Yönetimiyle ilgili zerrece bilgisi olmayan insanlardır. Hoş olsalardı da bir şey değişmeyecekti “yukarıdan hiyerarşik olarak emir bekleyen bürokratik” bir yapının inisiyatif alıp bir sürece hızla müdahale etme imkanı da yoktur.

5. Bu kapsamlı çalışmalar yerel yönetimleri hem maddi hem bilgi birikimi olarak aşar. Merkezi hükümet yerel yönetimleri desteklemelidir, denetlemelidir. Ancak bu noktada da daha önce yapılan iyi işlerden dönüldü. İmar barışları ile “çürük binalar” denetim dışı olarak meşrulaştırıldılar. Başta İBB olmak üzere BŞB’lerin imar yetki ve denetimleri sınırlandırıldı. Turizm, Çevre ve Tarım Bakanlıklarına devredildi. Bunların yanlış işler olduğunu gerekçeleriyle ifade edildiğinde ya “dinlenmedik” ya “susturulmaya” çalışıldık ve hala çalışılıyoruz. İyi de biz ülkenin bu ülkenin insanının yaşamasını üzerimize vazife bilmesek, kişisel ikbal ve kariyerimizi düşünüp sussak, susturulsak hakikat susar mı?

Yani bilim elinden geleni yaptı. Bilim her konuda ne olacağını ve ne yapılması gerektiğini tane tane söyledi. Bundan sonrası sivil toplumun ve kamuoyunun iktidarlar üzerinde kuracağı baskı ve siyasi iradenin işidir. Ama bu acil bir iştir bu anlamda devlet yöneticilerini halkın hizmetkarı ve halka hizmet vermesi gereken faniler değil de “layüsel” hikmetinden sual edilmez kutsal yüce şahsiyetler olarak gören bir toplumsal kesimin varlığı yaşadığımız ve yaşayacağımız felaketlerin bizatihi birincil failidir.

Kentsel dönüşüm çalışmaları ise “deprem odaklı” değil “rant odaklı” yürütülmektedir. Doğrudur, ama istenen maksimum faydayı sağlamaktan uzaktır. Bana, bize değil bilime akla hürmet edin, uzmanlığa hürmet edin. Oysa ciddi bir kitle sadece “güce, güçlüye, zengine” hürmet ediyor. O durumda helak olan toplumların tarihine ve toplumsal özelliklerine bakın kendimizi göreceğiz.

Uğur Türe Kamu Yönetimi Bilim Uzmanı, Coğrafya Eğitimcisi ugurture@gmail.com

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir