AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ekonomik kurtuluş savaşından zaferle çıkacağız” açıklamasının ardından dün Türk lirasında dolar karşısında yaşanan rekor değer kaybı, iktidar ve muhalefet partilerinde hareketli saatlerin yaşanmasına neden oldu.

Erdoğan’ın Kurtuluş savaşı çıkışı bir biçimde yönetemediğinin itirafıdır. Bunu şöyle anlamak daha doğru olur. Erdoğan İktidarda kalmak, muhalefetten kurtulmak için bir savaşın içinde olduğu söylüyor.

Ekonomik krizlerin artçı sarsıntılarının siyasi krizi tetikleyeceği her zaman bilinir. Normal koşullarda bu süreçten çıkışın kuralları bellidir. Bu kural erken bir seçimle şirketlere, piyasayı belirleyen güçlere, kapitalizmin bilinen iktisadi tedbirlerinin yeniden düzenlenmesi ve sömürü sisteminin devamının ‘’istikrarını’’ sağlamaktır.

Sarayın otoritesi hem neo liberal piyasacı kuralların sadık dostu hem de kurallara uymayan müflis kapitalist.

Türkiye siyasetini kendi geleceği için demokrasiden uzaklaştıran Erdoğan, devlet ilişkilerini sınırlı sayıda şirkete teslim etmiştir. Hiç bir krizden etkilenmeyen bu şirkeler dolar düşse de kazanıyor çıksa da kazanıyor.

Dolardaki sert yükseliş muhalif partilerin görüşme trafiğini hızlandırdı. Erken seçim çağrılarını tekrar yenilediler.

Siyasi iktidar ve ortağı seçimlerin normal zamanında gerçekleşeceğini tekrar ifade ettiler. Elbette her an cebinde baskın seçim programı olan bir siyasi iktidarı ile karşı karşıyayız.

Seçim kararından önce siyasi iktidarın tamamlayamadığı bazı pürüzleri gidermesi gerekiyor.

Mesela HDP’nin kapatılma davası,

Mesela Seçim sistemi,

Mesela siyaset yapması yasaklanan listenin netleşmesi gerekiyor.

AKP ye oy veren yurttaşların bir kez daha  bloke edilmesi gerekiyor.

Bu listeyi uzata biliriz.

Bunlar gerçekleşmeden Seçime gitmesi kendisi için intihar olacağını mutlaka biliyordur.

Dün devrimci sosyalist hareket ve partiler sokağa çıktılar. Çok geniş katılımlı gösteriler olmamakla birlikte ani bir refleksle tepkinin sokağa taşması anlamlıdır diye düşünüyorum. Halkın gönülden desteklediği fakat sokağa inmediği bir süreç.

Millet ittifakının programı bellidir, piyasalara güven veren yeniden uluslar arası sermayenin ülkeye gelmesini sağlamak. Bunun içinde güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmek olarak özetleye biliriz.

Devrimci sosyalist, sol partiler ise demokratik siyaset yapma ortamını güçlendiren çok geniş kesimlerin bir arada duracağı demokratik bir program etrafında buluşmasıdır.

HDP’yi de kapsayan bu birliktelik saray rejimini kaybettirecektir. Hiç kimsenin böylesi kritik bir süreçte basit kendi egosu için siyaset yapma lüksü yoktur.

21-11-2021

Sami Evren

Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Fen Bölümü mezunu. TÖB-Der üyesi, 90’lı yıllarda Devrimci Öğretmenlerin örgütlenmesinde aktif görev aldı. Kamu çalışanlarının sendikal mücadelesinde önemli yeri olan Eğit-Sen’in kurucusu oldu. Siyami Erdem ve Cafer Yıldırım’la birlikte hazırladığı Eğitim Emekçileri Tarihi (Encümen-i Muallimin’den Eğitim-Sen’e) kitabı 1995’te yayınlandı. 2.ve 4. Dönem KESK genel Başkanlığı yaptı. Kasım 2010’da KESK’de çalışan kadına yönelik taciz iddiasında kadının beyanı doğrultusunda örgütsel hukukun işletilmesini talep etti. Talebin yönetim kurulunca ret edilmesi üzerine KESK genel başkanlığından istifa etti. Özgürlükçü Sol haber sitesini kurdu. Site mahkeme kararı ile kapatıldı. etelgraf ve bianet’te yazıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here