Haberler Manşet Sendikalar

Eğitim-Sen OHAL Komisyonun’da ”Fişlemeler tespit ettik” – ”Adaletsiz işleyiş devam ediyor”

Eğitim-Sen avukatları OHAL Komisyonu’nda sona doğru gelinirken bugüne kadar yaşananları, üyeleriyle ilgili verilen kararların gerekçelerini anlattı. Avukatlar, “Adaletsiz işleyiş devam ediyor” dedi.

Hacı Bişkin

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kurulan Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu, kanun hükmünde kararname (KHK) ile bugüne kadar meslekten ihraç edilen ve kapatılan bazı kurum ve kuruluşlara ilişkin 127 bin 130 başvurudan 124 bin 235’ini sonuçlandırdı.

Sona doğru gelinirken OHAL Komisyonu’na eleştiriler artarak devam ediyor. Ancak OHAL Komisyonu’nun Gazete Duvar’a yaptığı açıklamalar sonrası KHK’lerin en çok vurduğu eğitim camiasından tepkiler geldi.

Gazete Duvar’ın ‘OHAL Komisyonu anlattı: Kararlar nasıl verildi?’ haberinin ardından Eğitim-Sen Hukuk Sekreteri Arzunur Şimşek, Avukat Necmiye Şabbaz Başel, Avukat Bedia Boran Bulut, Avukat Asuman Tokgöz Sucu, sorularımızı yanıtladı.

‘767 RET, 508 KABUL, 400 BAŞVURU KOMİSYON ÖNÜNDE’

Kimler ihraç edildi?

Arzunur Şimşek

Eğitim Sen Genel Merkez TİS Hukuk Sekreteri Arzunur Şimşek: 15 Temmuz sonrası OHAL süresince, Hükümet 37 Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi (KHK) çıkarmıştır. Bu KHK’lere ekli listeler aracılığıyla ‘Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı’ olduğu iddia edilen 125 bin 678 kamu görevlisi ihraç edilmiştir. Bu OHAL KHK’leri ile 1631 Eğitim-Sen yönetici ve üyesi kamu görevinden çıkarılmıştır. İhraç üyelerimiz; Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapanlar sayıca fazla olmakla birlikte önemli bir bölümü de Barış için Akademisyenler imzasıyla “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bir bildirinin imzacılarından oluşmaktadır. 

Eğitim-Sen OHAL Komisyonu’na kaç başvuru yaptı, yapılan başvurulardan nasıl kararlar çıktı?

İhraç sonrası 685 sayılı KHK ile kurulan OHAL Komisyonu’nun oluşturulması üzerine idare mahkemeleri tarafından dosyalar komisyona gönderilmiş, üyelerimiz de komisyona bireysel olarak başvuruda bulunmuştur. 2019 yılı başlarında komisyonun ret kararları üyelerimize ulaşmaya başlamıştır. Komisyon, başvurulardan 767’sini reddetmiş, 508 başvuruyu kabul etmiştir. Yaklaşık 400 başvuru henüz komisyon önünde. Ret kararlarının idari yargı süreci genel merkez ve bölge hukuk bürolarımızca takip edilmektedir.

‘ADALETSİZ İŞLEYİŞ DEVAM EDİYOR’

OHAL Komisyonu’yla ilgili farklı çevrelerden birçok eleştiri gelmeye devam ediyor. Sizin eleştirileriniz nedir?

15 Temmuz’dan bu yana 6 yıl geçti ve sonuçları itibarı ile ülkenin içinde bulunduğu durum ortada. Normal koşullarda bertaraf edilmiş bir darbe sonrası demokratik bir ortamın inşası başlar. Aksine Türkiye halkı çok zorlu bir altı yıl yaşadı. Siyasi iktidar bu darbe girişimini bir fırsat olarak görüp Türkiye’de kendi otoriter sistemini inşa etmenin bir vesilesi, bahanesi olarak kullandı. Binlerce kamu çalışanının tasfiyesi çalışma hakkının gasp edilmesi bir KHK rejimidir; otoriter rejimin birbiri ile iş birliği içindeki uygulamalarının bir boyutudur. Soruşturma kovuşturma olmadan kamudan ihraç etme aynı şekilde hukuksuz adaletsiz işleyişle devam etmiştir, etmektedir.

‘KOMİSYON MASUMİYET KARİNESİNİ GÖZETMEDİ’

OHAL Komisyonu dosyaları birçok çerçevede ele alarak incelediğini, ardından ‘adil ve tarafsız’ bir şekilde karar verdiğini açıklıyor. Sizce komisyon başvuruları hangi kriterlere göre inceliyor?

Avukat Necmiye Şabbaz Başel: Komisyonun hangi kriterleri esas aldığını anlamak pek de mümkün değil. Ret kararları ortalama 4 sayfadan oluşmaktadır. Başvuranlar hakkında bireyselleştirilmemektedir. Komisyon, UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) üzerinden temin edilen adli soruşturma/kovuşturma bilgisi, idari soruşturma/kovuşturma bilgisi, KHK’lar ile kapatılan dernek, vakıf gibi STK’lara üyelik bilgisi, diğer tespitler (Kurumdan temin edilen kurum personel bilgi dosyasındaki ‘terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatlı olunduğuna dair valilik/kurum kanaati) yönünden değerlendirme yapmakta.

RET KARARLARININ GEREKÇELERİ

Üyelerinize ‘ret’ kararları tebliğ edilirken daha çok hangi gerekçeler sunuluyor?

Tüm ret kararlarında bu başlık mutlaka yer almaktadır. 141 Eğitim Sen üyesinin başvurusunun reddinin tek dayanağı “diğer tespitler” başlığı altındaki “Kurumunca Komisyona intikal ettirilen kurum personel bilgi dosyasında …. örgütü ile iltisaklı, irtibatlı olduğuna dair valilik/kurum kanaati bulunmaktadır” şeklindeki açıklama olduğu görülmekte. Bu kanaatin kimler tarafından, ne tür fiil, davranış, belge veya bilgilere dayalı olarak oluşturulduğu hususu bilinmemektedir. Valilik kanaatinin yer aldığı personel bilgi dosyaları üyelerimizin bazıları tarafından istenmiş, talepleri reddedilmiş. Ret işlemin iptali istemli davalarda mahkemeler işlemi hukuka aykırı bulup iptal etmiş olmalarına rağmen dosyaya ulaşmak, valilik kanaatinin nelere dayandığını öğrenmek mümkün olmamış. Ancak komisyonun masumiyet ilkesini gözetmediğini, kişilerin eş ve yakınları ile ilgili bilgileri başvuruların reddi gerekçesi olarak değerlendirdiğini dava açıldıktan sonra bize gönderilen belgelerden öğrendik.

SENDİKAL FAALİYETLER

Üyelerinize birçok kez soruşturmalar açıldığını kamuoyuyla paylaştınız. Bu soruşturmalara konu olan ‘suç’ unsurları neler?

Avukat Bedia Boran Bulut: Komisyonun başvuranlar ile ilgili UYAP araştırması yapma yetkisi bulunmaktadır. Her başvuran hakkında, öncelikle adli soruşturma/kovuşturmanın olup olmadığına bakılmakta, hakkında devam eden soruşturma, kovuşturma olanların başvuruları reddedilmektedir. Adli kovuşturmalar; kesinleşmiş mahkûmiyet kararları yanında devam eden, beraat kararı ile sonuçlanan, kovuşturmanın ertelenmesi, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı ile veya kovuşturmanın ertelenmesi kararlarıyla sonuçlanan kovuşturmalar da komisyon tarafında herhangi bir örgüt ile irtibat – iltisak ilişkisinin varlığı olarak değerlendirilmektedir. Takip ettiğimiz 478 davadan sadece 18’i hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı mevcuttur. HAGB şeklinde sonuçlanan kovuşturmaların konusu ise genel olarak 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında propaganda suçudur. Eğitim Sen’in kararları gereği sendikal eylemler sırasında atılan sloganlar, taşınan döviz ve pankartlar, propaganda suçunun gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın kovuşturmalara konu edilmiştir.

Bedia Boran Bulut

Kovuşturmaların başladığı tarihe ilişkin sınırlama bulunmamakta. Kovuşturma ve soruşturmanın ihraç öncesi veya sonrası olmasının komisyonun ret kararlarını etkilemediğini görmekteyiz. İhraç tarihinden önce olan devam eden, ihraçtan sonra başlayan, komisyon başvurunun reddine karar verdiği tarihte devam eden kovuşturmalar da başvuruların reddi gerekçesi arasındadır.

Yine soruşturma kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararla sonuçlansa da soruşturma dosyasındaki polis fezlekesindeki aleyhe ifadelere dayalı olarak irtibat/iltisak ilişkisinin varlığı ileri sürülmektedir. Beraat kararlarının varlığı da komisyonun ret kararı vermesine engel değildir. Beraat edenlerin iddianamelerinden alıntılarla ret kararları gerekçelendirilmektedir. Sendikal eylemler nedeni ile aynı dosyada yargılanıp beraat eden üyelerimizin çoğu hakkında iade kararı veren komisyonun diğerlerinden farklı bir eylemi bulunmayan bir kişinin başvurusunun reddine karar verdiğini de gözlemledik.

‘KOMİSYONUN SÜRE UZATIMI YENİ SORUNLARA NEDEN OLDU’

OHAL Komisyonu’nun görev süresi birçok kez uzatıldı. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?

Komisyonun görev süresinin düzenli olarak uzatılması yeni sorunlara neden olmaktadır. Başvuranlar aleyhine işlemekte, hakkında adli soruşturma/kovuşturma bulunmayanlar yönünden Komisyon önündeki başvuruları devam edenlerin ret gerekçesini güçlendirmek amaçlı soruşturmalar başlatılmakta buna dayalı olarak da ret kararları verilmektedir. Bu soruşturmalar 2013 yılında gerçekleşen, gerçekleştiği tarihte soruşturmaya konu edilmeyen fiiller dahi olabilmektedir. Komisyonun karar verirken bir sıralaması veya önceliği olup olmadığı belirsizdir. Örneğin ihraç tarihine göre başvuruların incelenmediğini, yine haklarında beraat veya KVYO (karar verilmesine yer olmadığı) kararı verilmesi durumunun da karar tarihini etkilemediğini görüyoruz.

‘FİŞLEMELER TESPİT ETTİK’

Bir diğer mesele ‘Barış Akademisyenleri’nin durumu… Komisyonun akademisyenlerle ilgili verdiği kararlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Üniversitelerde görev yapan sendika üyesi akademisyenler açısından ise Barış Bildirisi’nin imzacısı olmalarının yanı sıra sendikal eylem ve etkinliklere katılımları ve sendikal temsiliyet durumlarının da kamu görevinden ihraçlarında etkili olduğunu gördük. Burada, barış imzacısı akademisyenler hakkında soruşturma/kovuşturmalar başlamış, ağır ceza mahkemeleri tarafından cezalandırılmalarına karar verilenler de olmuştur, AYM’nin Füsun Üstel kararından sonra hepsi hakkında beraat ve KVYO kararları çıkmıştır. Bildiri imzacısı olmanın, AYM tarafından ifade özgürlüğü ve akademik özgürlüğün kullanımı olarak kabul edildiği de dikkate alındığında, başvuru konusunun hiç de karmaşık olmadığı kabul edilmeli. Barış imzacıları hakkında her üniversite özelinde bir örnek kararlar verilmiş, kurum kanaatinin ihraca dayanak yapıldığı belirtilmişse de kurum kanaatine dayanak bilgi ve belgelere tarafımızca ulaşılamamıştır. Daha da vahimi, açmış olduğumuz bazı davalarda personel bilgi dosyalarında, başvurucular ve/veya yakınları hakkında bazı fişlemeler yapıldığını tespit ettik. Dolayısıyla OHAL Komisyonu’nun AYM’nin Füsün Üstel kararındaki tespitleri görmezden gelerek ve fişlemelere dayalı olarak, son derece hukuksuz kararlar verdiğini söyleyebiliriz. Açmış olduğumuz davalar devam etmektedir. Ancak hem komisyonda geçen 5 yıllık süre hem de yargısal süreci göz önüne aldığımızda, başvurucunun özel yaşamı ve ifade özgürlüğü üstünde ağır bir müdahale oluşturan bir konuda, iç hukukta geçirilmesi gerekecek bu sürenin, öngörülen hukuk yolunu etkili olmaktan çıkardığının kabul edilmesi gerekmektedir.

‘DERNEK ÜYELİĞİ GEREKÇE GÖSTERİLEREK RET KARARLARI VERİLDİ’

OHAL Komisyonu, ‘ret’ gerekçelerinde dernek üyeliğini yeterli bir sebep olarak görmediklerini açıkladı.

Avukat Necmiye Şabbaz Başel: Olağanüstü Hal KHK’leri ile kapatılan dernek, vakıf, STK’lara üye olmak, yönetimlerinde yer almak da başvurunun reddi gerekçeleri arasında sayıldı. 54 Eğitim Sen üyesinin başvuruları dernek üyeliği de gerekçe gösterilerek reddedildi.

Bu dernekler hangileri?

Üyesi olunduğu iddia edilen dernekler: Kürt Dilini, Araştırma Geliştirme Derneği (KURDİ DER), Yardımlaşma Derneği, Ekoloji Çevre Dernekleri ve Kadın Dernekleri. Başvurusu reddedilen bir üyemizin memuriyete atanmadan önce, üniversite öğrencisi iken öğrenci derneğine üye olduğu bilgisinin ret gerekçesi yapıldığını öğrendik. Oysa bir derneğe üye olmak, organlarında görev almak kamu görevlilerine yasaklanmamıştır. Üyelik veya yöneticilik disiplin cezası gerektiren fiil ve haller arasında sayılmamıştır. Üyesi olan dernekler hukuka aykırı faaliyetler nedeni ile kapatılmamıştır. Dernekler, ihraç edilen kişilerin hukuka aykırı, suç sayılan fiilleri nedeni ile de kapatılmamıştır. Derneğe üyelik kamu görevlilerinin örgütlenme hakkı kapsamında olduğu halde salt KHK ile kapatıldığı sırada derneğe üye olmak irtibatlı, iltisaklı sayılmak için yeterli sayılmıştır.

Avukat Necmiye Şabbaz Başel

Avukat Bedia Boran Bulut: Disiplin soruşturmaları da irtibatlı/iltisaklı değerlendirmesi için kullanılmıştır. İhraç edilen hiçbir sendika üyesi hakkında, ihraç edildiği tarihte 657 sayılı Kanunun 125/E. Maddesinde sayılı fiil ve haller kapsamında tamamlanmış bir soruşturma bulunmamaktaydı. İhraç tarihinden sonra sonuçlanan soruşturmalar, komisyonun ret kararının gerekçesi yapılmıştır. Disiplin soruşturmalarına konu edilen fiiller sendikal eylemlerdir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın mahkemelere gönderdiği savunma eki belgelerinde durum anlaşılmıştır.

Avukat Asuman Tokgöz Sucu: Komisyonun “Açık, şeffaf ve kolay erişilebilir” bir sistem kurduğunu söylemek mümkün değil. Dosya sayıları, işin ciddiyeti gözetildiğinde komisyonun iş yükü fazladır. Her dosyanın özenle incelenmesi mümkün değildir. Kurumların gönderdiği dosyaları esas alarak karar verildiğini düşünüyoruz. Komisyonun adresi dahi başvuranlar tarafından bilinmemekte, kendileri ile ilgili bir belgeyi göndermek için birçok bürokratik engeli aşmak zorunda kalmaktadırlar. Şeffaf bir işleyişten söz edilemez. Başvuruların ne zaman sonuçlanacağı hangi aşamada olduğunu takip mümkün değildir. Mesleğini ömür boyu kamuda ve özel sektörde ifa edememe bakımından durum AİHM içtihadları uyarınca “cezai isnat” niteliği anlamındadır. Ancak komisyonun kararının gösterdiği gibi, komisyona başvuru cezai bir suçlamaya cevap verme imkânı sunmamakta. Başvurucuların savunma hakkı, bilgi belgeleri görme ve değerlendirip yanıtlama hakları bulunmamakta. Kararların dayanakları olan belgeler başvurucularla paylaşılmamakta. Komisyona başvuru AİHS’nin 6. maddesi uyarınca mahkemeye başvuru hakkını kullanması önünde de bir engele dönüşmüştür. Komisyon önünde beklenen süre, idare mahkemelerinin yapacağı yargısal denetimin pratikteki etkililiğini olumsuz etkilemektedir. Bu durum, mahkemeye erişim hakkı ışığında etkili başvuru hakkı üzerinde ağır ve haksız bir müdahale oluşturmaktadır.

‘KOMİSYON ESASINDA YARGILAMA YAPMAKTA’

Komisyon daha önce birçok kez adli bir merci olmadığını açıkladı.

Avukat Necmiye Şabbaz Başel: İdari makam olarak tarif edilen komisyon esasında yargılama yapmaktadır. Özel yetkili idare mahkemeleri genel olarak bu kararları onamaktadır. İdare mahkemeleri tarafından iptaline karar verilen komisyon kararı yüzde 1 oranının altında. Etkili hukuk yolundan bahsetmek mümkün değildir. Ret kararları ile ilgili sırasıyla, idare mahkemesine, bölge idare mahkemesine, Danıştay’a ve Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapması gerekecektir. Yukarıda açıklandığı gibi, idari yargıda geçirmesi gereken sürenin en az dört yıla yakın bir süre olabileceği anlaşılmaktadır. Olumsuz bir karar durumunda, AYM önünde beklenecek süre de dikkate alındığında sürecin 10 yıldan fazla süreceği muhtemeldir. Bunun sonucu olarak makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilecektir.

Avukat Asuman Tokgöz Sucu

Avukat Bedia Boran Bulut: Sonuç olarak ihraçlar öncesi gerçekleşen, gerçekleştiği tarihte suç sayılmayan fiiller, komisyon tarafından irtibat-iltisaklı sayılma için yeterli görülmüştür. İrtibat-iltisak kavramlarına ihraç için elverişli bir tanım hazırlanmış, kişiler son derece muğlak olan tanım içerisinde değerlendirilen faaliyetleri nedeni ile ihraç edilmiştir. Komisyonun işlevi ise KHK eki ihraç listelerine idari işlem vasfı kazandırmaktır.

TİS ve Hukuk Sekreteri Arzunur Şimşek: Demokrasi olmadan, demokrasi savunulmadan darbe-karşıtlığı mümkün olmadığı gibi geleceksiz bırakılmışlıktan, belirsizlik rejiminden kurtulmamız hiç kimse için mümkün değil. Hukukçularımızın ifade ettiği gibi hukukun katledildiği bir ülkeye dönüştük. Bunu AİHM kararlarının uygulanmamasında, Gezi Davası’nda, Boğaziçi başta olmak üzere üniversitelerde, tüm kurumsal işleyişlerde açıkça görmekteyiz. Eğitim Sen olarak hukuku savunmaya elbette devam edeceğiz. Ancak mücadelemizi toplumsal mücadeleyle büyütmek, gerçek demokrasiyi kazanmak zorundayız. Örgütümüzün hukuk mücadelesi genelde sürdürdüğü demokrasi mücadelesinden ayrı değildir.

Haber – Hacı Bişkin Gazete Duvar

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir