İSTANBUL – Avrupa’da 55 kişilik “infaz listesinde” ismi geçen ve Alman polisi tarafından uyarılan gazeteci Celal Başlangıç, muhalif ve bağımsız gazetecilerin medyanın önemli bir bölümünü ele geçiren AKP’nin yarattığı illüzyonu bozdukları için hedefte olduklarını söyledi.Avrupa’da Kürt, muhalif siyasetçi ve gazetecilere yönelik 55 kişilik bir infaz listesinin oluşturulduğu tartışmaları her geçen gün daha da büyüyor. İsminin listede olduğu belirtilen gazeteci Erk Acarer, önce evinde saldırıya uğradı sonra da evinin önüne tehdit mesajı bırakıldı. Daha sonra gazeteci Celal Başlangıç, Kürt siyasetçi Hasip Kaplan ve sanatçı Ferhat Tunç, evlerine gelen Alman polisleri tarafından infaz listesinde isimleri olduğu iddiasıyla uyarıldı. Gazeteci Celal Başlangıç ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, iktidarını kaybetmekte olan AKP’nin hem içeride hem dışarıda muhalif gazetecilere yönelik saldırı dalgası başlattığını ifade etti.

 LİSTEDE ERDOĞAN KARŞITLARI VAR

 Gazeteci Celal Başlangıç, 2 Alman kriminal polis memurunun evinde kendisini ziyaret ederek, ellerinde Erdoğan karşıtlarından oluşan bir infaz listesinin bulunduğunu ve listede kendisinin de isminin olduğunun iletildiğini söyledi. Polislerin kendisine dikkat etmesi gerektiği konusunda uyarıda bulunduğunu belirten Başlangıç, “Erk Acarer’e saldırı olduğunda 43 kişilik bir listeden söz etmişlerdi. İki gün sonra da JİTEMKURT diye bir hesap 21 kişilik bir liste yayınlamıştı. Ben de polislere hangi listeden söz ettiklerini sordum. Polisler sözünü ettikleri listenin söz konusu iki liste de olmadığını, 50-55 kişilik farklı bir liste olduğunu söylediler. Konuyla ilgili bir dosya açılmış. Bu konuyla ilgilenen kriminal polisten yetkili bir kişinin numarasını verdiler. ‘Herhangi bir sorun halinde arayabilirsiniz’ dediler” diye anlattı. 

AKP’NİN İLLÜZYONU BOZULDU

 Başlangıç, ortaya çıktığı üzere listede muhalif sanatçı ve siyasetçilerin yanı sıra ağırlık olarak gazetecilerin bulunduğuna dikkati çekerek, “AKP özellikle 2015 yılından bu yana bir illüzyon üzerinden iktidarda kalmaya çalışıyor. Bir imaj yaratmaya çalışıyor. Zaten medyanın büyük bölümünü ele geçirdi, ele geçiremediğini kapattı. Fakat gerek Türkiye’den gerek yurtdışından yapılan bağımız yayınlar AKP’nin bu illüzyonunu bozuyor.  Bundan dolayı da gazetecileri hedef olarak gösteriyorlar” diye konuştu. Söz konusu infazların gerçekleştirilmesini ihtimal dahilinde görüp görmediğine ilişkin ise Başlangıç, Paris’te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçiyi hatırlatarak, Türkiye geleneğinde bu tür şeylerin olduğunu vurguladı. Başlangıç, öte yandan listenin Alman polisinin eline nasıl geçtiğini, listenin kaynağını ve kimlerin isimlerinin bulunduğunu bilmediklerini ifade etti.

 İÇERİDE DIŞARIDA SALDIRI

 Yapılan tüm anketlerde AKP’nin hızla tabanını kaybettiğini dile getiren Başlangıç, iktidarı kaybetme ihtimali arttıkça da saldırganlaştığına işaret etti. 7 Haziran ve 1 Kasım sürecinde de AKP’nin tek başına iktidarı kaybettikten sonra şiddete başvurmasını anımsatan Başlangıç, şöyle devam etti: “AKP tekrar bir şiddet ortamı yaratarak, baskı ve zor ile iktidarını sürdürmek istiyor. Ama sanıyorum bu sefer geçen seferki gibi başarılı olamayacak. İnsanlar da bunu öğrendiler. İktidara yakın olsun, karşıt ya da bağımsız tüm anketlerde AKP-MHP ittifakının oy oranı yüzde 40 civarında görünüyor. HDP kilit parti konumuna gelmiş durumda. Bir yandan HDP’ye kapatma davası açılırken diğer yandan da AKP iktidarının illüzyonunu bozan bağımsız medyaya karşı dışarıda ve içeride saldırı harekatı başlatıldı. Yabancı fon tartışmaları da infaz listeleri de bu harekatın bir parçasıdır. Yalanları ortaya çıkmasın, yarattıkları illüzyon bozulmasın derdindeler.” 

 ‘AKP İÇİN DENİZ BİTTİ’ 

AKP’nin iktidarının sonuna geldiğini gördüğünü buna karşın çeşitli yol ve yöntemlerle iktidarını sürdürmeye çalıştığının altını çizen Başlangıç, “Çünkü iktidarları döneminde birikmiş çok fazla suçları var. Bir gün bunların hesabının sorulmasından ciddi bir şekilde korkuyorlar. Bu yüzden de bütün yöntemlerle muhaliflere karşı saldırı alanı açıyorlar. Ama AKP için deniz bitti” dedi.

 EREN: ENDİŞELENMEK İÇİN NEDEN ÇOK 

DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren de, Türkiye tarihinde infazlar çok karanlık olduğu için insanların endişelenmekte haklı olduğunu ifade ederek, “Erk Acarer’e saldırı oldu. Hükümeti eleştiren, rahatsız eden haberler yapma, makaleler yazma gibi tehditlerde bulunmuşlar. Tam biz bu olayı anlamaya çalışırken alman polisi bu defa gazeteci Celal Başlangıç’ı uyardı. Ellerinde bir infaz listesi olduğu ve kendisine dikkat etmesi gerektiği söylenildi. Daha sonra dün Ferhat Tunç Alman polisi tarafından uyarıldığını duyurdu. Endişelenmek için çok nedenimiz var. Türkiye’nin geçmişinde onlarca gazeteci bu şekilde katledildi. Umarız böyle bir şey olmaz” diye konuştu.

 TEHLİKELERE KARŞI UYARI 

Eren, Alman hükümetinin gerekli önlemleri alması gerektiğini belirterek,  gazeteci ve siyasetçilerin canlarının onlara emanet olduğunu hatırlattı. Listede pek çok gazetecinin isminin olduğuna işaret eden Eren, bu gazetecilerin haklarında açılan davalar, tehditler ve uğradıkları saldırılar nedeniyle yurtdışına çıkmak zorunda kaldıklarını kaydetti. Avrupa’da söz konusu infazları gerçekleştirebilmenin gerçekçi olmadığına değinen Eren, bu tür politikalarla korku salarak gazetecilerin ve muhaliflerin susturulmaya çalışıldığını söyledi. Eren, infazlar gerçekleşme ihtimalinde Avrupa ile ilişkilerin çok ciddi zarar göreceğini sözlerine ekleyerek, devlet yapamasa bile durumdan vazife çıkarmak isteyip saldırılar gerçekleştirenlerin çıkabileceği tehlikesine karşı uyarıda bulundu.

 ÖZGÜR BASIN HEDEFTE

 Türkiye’de basına yönelik baskı dozunun giderek arttığını da vurgulayan Eren, şunları söyledi: “Batıda bunlar yaşarken Erdoğan Türkiye’de sanal medyaya kısıtlama getiriyor. Oda TV’de bazı yayın organlarının batılı kurumlardan fon aldığına dair haberler çıktı. Bu haberin ardından sarayın iletişim başkanı Fahrettin Altun, fon alan kurumlarla ilgili düzenlemelere gideceklerini söyledi. RTÜK de bu konuda önlemler alacağını açıklayarak, yerli ve milli medya oluşturacaklarını söyledi. Yerli ve milli AKP medyasının dışında kimseyi tutmayacağız anlamına geliyor. Belli ki gazetecilerin seslerini kısmaya yönelik ciddi bir baskı var. Bunu en son Kadıköy’de Suruç Katliamı anmasında gördük. Gazeteciler doğrudan hedef alındı. Kameralar önünde plastik mermisi sıktılar, dövdüler. Bunların tümüne bir baktığımızda baskılar daha da artacak gibi görünüyor.” 

MA / İdris Sayılğan 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here