Haberler Manşet

GEZİ DAVASI- Kararı verilmiş davanın ”karar” aşaması bugün!

İSTANBUL – Gezi Davası’nda savunma yapan avukat Tuğçe Duygu Köksal, ceza talepli mütalaaya tepki göstererek, iddianamede olmayan hususların mütalaada yer aldığını, varsayımlar üzerinden ceza istendiğini söyledi. Gezi Parkı protestoları nedeniyle yargılanan iş insanı Osman Kavala ile 16 hak savunucusunun yargılandığı Gezi Davası’nın karar duruşmasının ikinci oturumu, Çağlayan’da bulunan İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Duruşma, avukat ve izleyicilerin sayısı gözetilerek, 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi salonuna taşındı. Kavala, bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bileşim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katılırken, yargılanan Mücella Yapıcı, Can Atalay ve birçok yargılanan ile avukatları duruşmada hazır bulundu. Yargılamaya geçildiği sırada, Kavala’nın bağlandığı SEGBİS görüntüsü bozuldu. Kavala, salondan görünmezken, sadece sesi yansıdı. Savunma yapmak ile yapmamak arasında kaldıklarını belirten Mine Özerden’in avukatı Tuğçe Duygu Köksal, dosyaya ilişkin 18 Şubat 2020 tarihli beraat kararından sonra dosyada müvekkilin aleyhinde hiçbir şey olmadığını dile getirdi. Köksal, “Ne toplandı? Hangi deliller toplandı? Bu nedenle derhal beraat kararı verilmesi talebinde bulunuyorum. Yansız, tarafsız ve objektif karar versin yargı” dedi. Ceza talepli mütalaaya tepki gösteren Köksal, mütalaanın iddianamenden farksız olduğunu ve “kopyala-yapıştır” mantığıyla hazırlandığını söyledi. 

 İDDİANAMEDE OLMAYAN SUÇ 

Müvekkili Özerden ve Kavala arasında geçen bir görüşmenin dinlendiğini, görüşmede suç unsuru sayılabilecek tek bir durumun olmadığını, ayrıca bu görüşmenin CMK’da yer alan hususlara aykırı dinlendiğini ve toplandığına dile getiren Köksal, “Ortada işlenmiş bir suç var mı? Bir hakkın kullanılması mütalaada suç olarak gösterilmiş. Mütalaada Özerden’in provokatif paylaşımlar yaptığı iddia ediliyor. İddianamede buna ilişkin tek bir husus yok. Ayrıca burada bu paylaşımlara ilişkin tek bir soru sorulmadı. Bunu sen mi attın diye sorulmadı” diye kaydetti.

 BASIN AÇIKLAMASI SUÇLAMASI

 Müvekkili Özerden’in “Taksim Platformu” bünyesinde açıklama yapmakla yargılandığına dikkat çeken Köksal, “Savcının söylediği gibi bir takım basın açıklamaları da var. Bütün basın açıklamaları yanımda. Bir tanesinden atıf yapacağız. 1 Haziran tarihli açıklamada, ‘halkın demokratik haklarını dile getirmesine desteğimiz devam edecektir’ minvalinde ifadeler yer alıyor. Bu ve diğer basın açıklamaları bu tür ifadelerden ibaret. Bunların ‘hükümeti devirmek’ ile hiçbir ilgisi yok. Öte taraftan Kavala ile Özerden arasındaki telefon görüşmesi gaz maskesine ihtiyaç olduğuna dairdir” diyerek, mahkemede deniz gözlüğü ve gaz maskesi çıkartarak, tepki gösterdi.

 TİHV RAPORU VE BERAAT TALEBİ

 Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) Gezi sürecine ilişkin hazırladığı rapora işaret eden Köksal, raporda orantısız güç ve gaz kullandığına dair tespitlerin yer aldığını belirtti. Köksal, ayrıca raporda polisin rastgele etrafa gaz attığı, bunun yanı sıra binalardan balkonlarda ve pencerelerde bulunan insanlara dahi attığına dikkat çekti. Müvekkiline yönelik suçlamaların hepsinin demokratik ve anayasal hak olduğunu dile getiren Köksal, beraat talebinde bulundu.

 ‘SUSTURMA ARACI OLDU’

 Köksal’ın ardından söz alan Yiğit Ali Emekçi’nin avukatı Emel Ataktürk, suçlamaların ağır olduğunu ifade ederek, bu nedenle savunmasının da uzun olacağını söyledi. Davada, “Hak savunucularının” yargılandığını değinen Ataktürk, davanın bu nedenle politik olduğunun altını çizdi. Müvekkilinin dernek ve vakıflarla olan ilişkinin “hükümeti devirmek” ile ilişkilendirildiğini ifade eden Ataktürk, “Ne müvekkilin ne de diğer sanıkların şiddet ile ilişkisi ortaya konulmuş değildir. Barışcıl faaliyetleri varsayımlar üzerinden suç olarak gösterilmeye çalışılıyor. Müvekkil dahil olmayı olmadığını göstermek için bir ispatın altına sokulmak istenmektedir. Asıl amaç hak savunucularını, tüm toplumu susturmak. Bu amaç doğrultusunda yargı da araç haline getirilmiştir” diye belirtti.

 İZLEYİCİDEN TEPKİ 

Yargılamanın sürdüğü esnada yönetimde bulunan yetkililerin müvekkillerini ve dosyada yer alanların suçlu olarak gösterildiğini söyleyen Ataktürk, “Mahkemeye karşı siyasi baskı hep oldu. Tahliye yönünde karar veren hakimler sürgün edildi. Tanıklar kapalı celselerde dinlendi. Sorgularımıza yanıt verilmedi. Gezi ve çArşı davalarının birleşmesi için de müdahale ile oldu. Taleplerimiz sürekli reddedildi” dedi.  Ataktürk’ün savunmasını sürdürdüğü sırada, iddia makamının telefonu ile oynamasına izleyici sıralarında bulunan bir kadın tepki gösterdi. İzleyicinin tepkisinin ardından iddia makamı telefonla oynamayı bıraktı.

  AİHM MAHKUM ETTİ 

Savunmasını sürdüren Ataktürk, söz konusu “hükümeti devirmek” suçlamasına dair dosyada tek bir delilin olmadığını dile getirdi. Bu durumun masumiyet karinesine aykırı olduğunu vurgulayan Ataktürk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gezi direnişi esnasında bazı şiddet olayları olmuş olsa bile barışçıl gösteri bağlamında yaptığı açıktır. Davada söz edilen dernek ve vakıfları, geziden öncede şu anda faaliyetlerini sürdürmektedir. Hükümeti devirmeye dönük tek bir faaliyetine dair bu güne değin bir suçlama dahi yapılmadı. Biz aslında sözün bittiği yerdeyiz. AİHM kararları uygulanmamak için her şey denendi. Türkiye, ilk defa AİHM kararlarını uygulamadığı için yaptırım kararı ile karşı karşıya kaldı. Toplumun nefesiz bırakıldığı, insan hakları savunucuların damgalandığı, yargının araçsallaştırıldığı tespiti yapıldı.” 

HAKİMLER, SAVCILAR CEZAEVİNDE

 AİHM kararların devletler için bağlayıcı olduğunun altını çizen Ataktürk, Türkiye’nin bu kararı uygulamadığını söyledi. Türkiye’de hiçbir zaman yargı bağımsızlığı olmadığını dile getiren Ataktürk, “Bu davanın en önemli FETÖ tarafından kurgulanan deliller ile açılmasıdır. FETÖ, yargıda da yer aldığını gördük. Yaklaşık 4 bin hakim ve savcı ihraç edildi. Nasıl usulsüz dinlemeler yaptığını gördük. Bu dava ile ilgili hukuka aykırı dinlenmeler yapan hakimler ve savcılar gözaltına alınıp ağır cezalara çarptırıldı. Bu hukuka aykırı delileri dosyadan çıkarıp yargılamayı o şekilde yapmanız gerekirken, yapmadınız. Yargı, hala iktidar savaşlarının öznesi konumundadır” diye konuştu.

 SUÇ İNŞA EDİLİYOR

 Av. Hasan Fehmi Demir, ortada bir suç olmadığını ancak suç üretildiğini belirterek, “Bu tür davalarda suç olmaz. Suç, inşa edilir. Niyet okunarak suç yöneltilir” dedi. Demir, şunları söyledi: “Sanıkların istediği hiçbir delil toplanmadı. Bu da anayasaya aykırıdır. Ayrıca sanıkların istediği tanıkların dinlenmesi, şikayetçilerin getirilmesinin yerine getirilmesi de aykırıdır. Yargılamada bahsettiğimiz bu aykırılıkları sunduğumuz dilekçede iki katı daha var.”  Arap Baharı döneminde Ortadoğu’da yaşanan protestoları hatırlatan Demir, “Gezi’nin bu bağlamda yabancı finansörler tarafından Erdoğan’a karşı organize edildiği iddia edilmektedir” dedi.  Duruşma, avukatların savunmaları ile devam ediyor. 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir