Havadaki ‘sessiz katil’ için etkili eylem planına ihtiyaç var

Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı, “Sadece 2 ilde hava sağlıklı limitte. Birçok kentte hava istasyonları yok. Hava kirliliği trafik kazalarından daha fazla ölüme neden oluyor. Etkili ve yaptırımı olan eylem planlarına ihtiyaç var” dedi.

Sağlık ve çevre alanlarında faaliyet yürüten 16 örgütün bir araya geldiği Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP), “Kara Rapor 2021: Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri” raporunu kamuoyuyla paylaştı.

Rapora göre, 5 kentte hava kirliliği kronikleşti. Hava kirliliğinin 12 ilde tüm yıla yayılan bir sorun olduğu belirtilen raporda, 2020’de hava kalitesinin en düşük olduğu iller Iğdır, Ağrı ve Muş olarak açıklandı. Raporda, 2020’de sadece Bitlis ve Hakkari’de temiz hava solunduğunu dikkat çekildi.

Mezopotamya Ajansı’ndan Kadir Güney’e konuşan THHP Koordinatörü Buket Atlı, 2015 yılından bu yana hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkileri üzerine çalışmalar yürüttüklerini aktardı.

‘Sessiz katil’

Hava kirliliğinin her zaman gözle görülmediğini belirten Atlı, “O yüzden ‘sessiz katil’ isimi de veriliyor. Herhangi bir şeyi yaktığınız zaman göremediğiniz, saç telinin otuzda biri kadar küçük bazı kirleticiler ortaya çıkıyor. Bunlara biz ince partikül madde (PM2,5) diyoruz. Bunların kanserojen madde olduğu 2013 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından açıklandı. Bu maddeler ülkeler arasında kilometrelerce mesafe kat edebiliyorlar” diye kaydetti.

Sadece 2 ilde hava temiz

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın farklı illerde kurduğu Hava Kalitesi İzleme İstasyonları’ndan çıkan veriler üzerinden raporlarını hazırladıklarını ifade eden Atlı, “WHO’nun sağlıklı limit diye önerdiği değerlere göre karşılaştırdığımızda 2020 yılında sadece 2 ilimizde havanın sağlıklı limitte olduğunu görüyoruz. Diğer illerimizde sağlıklı olmayan bir hava solundu. PM2,5 ise 42 ilimizde ölçülemedi. Ölçümü olmayan bir şeyin azaltılması ve kontrol edilmesi de çok zor” dedi.

Bazı kentlerde hava istasyonları yok

Bazı kentlerde hava istasyonları olmadığı için hava kirliliğine dair veri elde edemediklerini ifade eden Atlı, “İstanbul’da çok fazla kişinin yaşadığı bazı yerlerde istasyonlar yok. Eskişehir’de sadece bir tane istasyon var. Hava kirliliğinin yoğun olduğu Batman için yeterli veri yok. Bakanlık verileri kullanarak sağlık üzerindeki etkisine dair bir rapor çıkarmıyor” diye belirtti.

Trafik kazalarından fazla ölüme neden oluyor

Hava kirliliğinden kaynaklı yaşanan ölümlerin trafik kazalarında yaşanan can kayıplarından daha fazla olduğunu söyleyen Atlı, “Geçen yıl maalesef TÜİK ölüm verilerini açıklamadığı için bu çalışmayı yapamadık. Ama 2017 ile 2019 arasında trafik kazalarının en az 6 katı kadar kişi hava kirliliğinden dolayı hayatını kaybetti. 2017 yılında 52 bin ölüm oluyor. Eğer hava kirliliğini azaltabilseydik 52 bin kişi ölmeyecekti” dedi.

‘Hava kirliliği iklim krizi ile kardeş’

Hava kirliliğinin en büyük sağlık sorunlarının başında geldiğini vurgulayan Atlı, bu kirliliğin genelde fosil yakıtlardan kaynaklandığını kaydetti. Atlı, “İklim kriziyle de kardeş diyebiliriz. İkisi de fosil yakıtlardan kaynaklanıyor. 2021’de gördüğümüz orman yangınları iklim krizinden dolayı oluşan sıcak hava dalgalarının bir sonucu. Orman yangınlarında siyah karbon dediğimiz bir hava kirleticisi ortaya çıkıyor. Bu kirletici tekrar iklim krizine sebep oluyor. Bu ise bir kısır döngünün içine girdiğimizi gösteriyor. Bu açıdan hava kirliliği, iklim kriziyle birlikte ele alınması gereken bir konu” ifadelerini kullandı.

Birçok hastalığın kaynağı

Covid-19 gibi virüslerin kirli havayla birlikte vücuda girişi ve tutunmasının daha da kolaylaştığını ifade eden Atlı, kirliliğin birçok hastalığın da kaynağı olduğunu kaydetti. Atlı, “Sürekli kirli hava solumak kalp, dolaşım, solunum yolları, TİP 2 diyabet gibi düzenli hastalıklara yol açıyor. Hava kirliliği ile mücadele etmek hastalıklarla ve Covid-19’le mücadele etmek demektir” dedi.

‘Etkili ve yaptırımı olan eylem planları gerekiyor’

Atlı, pandemi sürecinde trafikteki yoğunluğun azalması ve fabrikaların kapalı tutulmasının havada kısmi bir düzelmeyi beraberinde getirdiğine işaret ederek, şunları söyledi:

Kirleticileri azalttığımız zaman bunun hemen etkisini görebiliyoruz. Fakat hemen eski haline döndü. Bunun için kalıcı önlemler almak gerekiyor. Özellikle üst ölçekte bir hava kirliliği ile mücadele stratejisinin açıklanması gerekiyor. Bu stratejinin altında da illerde uygulanmaya çalışılan Temiz Hava Eylem Planları’nın daha etkili ve yaptırımı olan bir plan haline dönüştürülmesi lazım.

Hava kirliliğinin kronikleştiği kentlerde bu durumun nedenlerinin de araştırılması gerektiğini ifade eden Atlı, “Manisa, Düzce, Maraş ve Iğdır en az 5 yıldır raporlarımızda mevzuata göre limitlerin aşıldığı illerdir. Bu illerde hava kirliliği kaynaklarının bilimsel çalışmalarla net bir şekilde tespit edilmesi lazım” şeklinde konuştu.

Atlı, hayata geçirilecek projeler öncesinde sağlık etki değerlendirmesinin yapılması gerektiğini vurguladı. Bu sistemin birçok yerde uygulandığını dile getiren Atlı, “Çanakkale, İskenderun körfezi, Zonguldak gibi bölgelerde yan yana çok fazla sanayi tesisi var. Artık havanın nefes alınamayacak hala geldiği yerlerde, ‘burası zaten kirli bir tane daha yapalım’ diyerek izin veriliyor. Tam tersine kümülatif etkiye bakılarak karar verilmesi gerekiyor” diye konuştu.

‘Ticari sır gerekçesiyle bilgiler paylaşılmıyor’

İlgili bakanlığın da şikayetleri dikkate alması ve verileri açıklaması gerektiğini belirten Atlı, şöyle devam etti: “Afşin’de termik santralin bacasından çıkan siyah dumanları yurttaşlar şikayet etti. Bakanlık ‘verileri izliyoruz’ diyor. Ama bacadan ne çıktığını, limitin üstünde olup olmadığını ‘ticari sır’ gerekçesi ile sivil toplum örgütleriyle paylaşmıyor. Oysaki orada bacadan çıkan şey ticari bir sır olamaz halk sağlığı sorunudur.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here