Türkiye’nin tek adam rejiminden kurtulması için emeği ve özgürlükleri savunanların bir araya gelmesi elzemdir. Demokratlar, sosyalistler, kadınlar, gençler, ekolojistler, kimlikleri ve inançları yok sayılanlar Emek ve Özgürlük İttifakı’nın doğal ve potansiyel bileşenleridir.

Bu rejimi tüm sonuç ve kurumlarıyla etkisiz kılmak, mevcut güçler dizilişini emekçiler ve ezilenler lehine bozacaktır.

Sami Evren

Köklü ve radikal bir demokratik dönüşümün kapılarını zorlayabilecek yegane zemin hakikatleri perdeleyen siyasi iktidara karşı net tutum almaktır.  ‘’Piyasa’’ siyasetine dönüşmüş egemen ittifakların tartışma atmosferine dahil olmamaktır.

Biz biliyoruz ki

İktidar bloğunun seçim stratejisi baskı, zulüm ve halk iradesini yok saymaktır. Bu stratejiyi boşa çıkartmanın yolu kendi gündemimizi belirlemektir.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın 15 Ocak Kartal mitingi umudu büyütmek için mücadelenin ilk pratiği olacaktır.

Otoriter rejim, toplum üzerindeki hegemonyasını egemen kılmak için geniş kitleleri güven duyabilecekleri bir muhalefet hareketinin ortaya çıkmasını engellemek istemektedir.

İktidar bloğu, tüm devlet olanaklarını ve bilhassa yargıyı kendi seçim stratejisinin hizmetine koşarak, ittifakına karanlık odaklarda içermeye çalışmaktadır. Toplumsal ve siyasal muhalefete yönelik ise her türden baskı ve şiddeti artırmakta ve halk iradesini alenen gasp etmektedir. Seçimler yaklaştıkça, hiç bir hukuksuzluktan geri durmayacağını açıkça göstermektedir. Ulusal ve uluslararası tüm imkanları seferber ederek seçimi, kendisi için en uygun zaman ve zemine doğru çekmek istemektedir. Taksim ve Paris saldırıları, yurt içinden yurt dışına uzanan siyasi cinayetler ve istihbarat operasyonları göze alınabilecek hukuk dışı müdahalelerin sınırlarını anlamak bakımından çarpıcıdır.

Toplumsal tabanındaki erimeyi durdurmak ve geri kazanmak için ağır enflasyon koşullarında giderek yoksullaştırdığı, işsiz ve çaresiz bıraktığı emekçilerin günlük yaşamlarında kısmi ve geçici iyileşmeler sağlamaya çalışmaktadır. Devreye soktuğu seçim ekonomisi ile EYT, asgari ücret zammı, ucuz kredi, sözleşmeliye kadro ve konut projeleri ile yılardır dikkate almadığı talepleri karşılamak zorunda kalmıştır.

İktidar Bloğunun Seçim Stratejisinin Kaçınılmaz Bir Veçhesi: HDP’den Kurtulmak

Erdoğan-AKP-MHP bloğunun iktidarda kalması için HDP’nin temsil ettiği siyasal ve toplumsal alanın paralize edilerek tecrit altında tutulması ve siyasal denklemin dışında bırakılması elzemdir. 

Zira, Halkların Demokratik Partisi ile ittifaklarının üzerinde yükseldiği toplumsal dinamizmin yarattığı büyük dalganın hızının kesilememesi durumunda, eşitlikçi ve özgürlükçü bir dönüşüm dışında herhangi bir seçeneğin kabul görmeyeceği gayet iyi anlaşılmıştır.

HDP’den kurtulmak ve/veya temsil ettiği alanı bir belirsizliğe terk etmek üzere tasarlanan Kobane kumpas davası, kapatma davası ve bu dava kapsamında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hazine yardımının bloke edilmesi yönündeki geçici tedbir kararı, bu stratejik planın bir parçası olarak işlemeye devam etmektedir.

Seçim Eğik Düzleminde İç Politikayı Dışarıdan Kuşatmak

İktidar bloğunun savaş ve operasyon politikası, kuşkusuz yalnızca seçim süreciyle açıklanamaz. Bu politika, küresel hegemonya krizi koşullarında kendine nüfuz alanları yaratmak, içeride ve/veya dışarıda Kürt halkının kalıcı kazanımlar elde etmesini önlemek temelinde şekillenen bir emperyal yönelimin eseridir. 

Bununla birlikte, içeride iktidarı tahkim için dışarıda güç göstermesi zaruridir. Bu nedenle, Kuzey ve Doğu Suriye’de, Kuzey Irak’ta, Kıbrıs’ta, Ege’de, Balkanlar’da, Karadeniz’de, Kafkasya’da, Akdeniz havzasında, Somali’de, Katar’da silahlı güç konuşlandırmakta, bayrak göstermektedir.

Böylelikle, iç politikayı dışarıdan kuşatacak bir savaş sahnesi ile ulusal yarar retoriği üzerinden düzen içi muhalefeti susturuyor veya desteğini alıyor. Savaş atmosferini emeğin ve ezilenlerin taleplerini ve her tür demokratik karşı çıkışı baskı altına almak için kullanmayı ve nihayet seçim eğik düzlemini savaş, militarizm ve ultra milliyetçilikle kuşatmayı hedeflemektedir.

Şimdi yapmamız gereken Emek ve Özgürlük ittifakını sabırla, dirençle, çabayla, inatla istikrarlı bir şekilde büyütmek ve genişletmek; toplumsal mücadele dinamiklerinin içerisinde kök salmasını sağlamaktır.  Merkezi düzeyde kurulan ittifakımızı yerellerde test etmek ve yeniden, yeniden örgütlemektir.

Eşitlik ve özgürlüğe susayan siyasal ve toplumsal dinamiklerin dönüştürücü gücüne inanıyor, bu inançla mücadeleye atılıyoruz.

Buradayız,

2023’ü ve Cumhuriyetin ikinci yüzyılını mutlaka kazanacağız! 15 Ocak günü “Yoksulluğa, savaşa, baskılara dur” demek “birlikte değiştirme” umudunu büyütmek için Emek ve Özgürlük İttifakı olarak İstanbul Kartal Meydanı’nda yapacağımız mitingde buluşmak üzere…

Bir Cevap Yazın