HDP, ana akım medyayı tamamen ele geçiren iktidarın muhalif ve alternatif medyanın son yayın kanallarını da hedef almaya başlamasıyla beraber başlayan gündeme ilişkin “Türkiye’de basın özgürlüğü mücadelesi hep daim oldu, özgür basın mücadelesinin yanındayız” açıklamasında bulundu.

HDP Basın Yayın ve Propaganda Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, Basın Bayramı dolayısıyla yaptığı “Özgür Basın mücadelesinin yanındayız” başlıklı yazılı açıklamada, “Osmanlı’nın son dönemlerinde, 24 Temmuz 1908’de ‘sansürün’ kaldırılışıyla ilan edilen ‘Basın Bayramı’, o tarihten beri gerçek bir bayram olarak değil sansüre, baskıya, saldırılara karşı direniş ve mücadele günü olarak varlığını sürdürdü. Babıâli gazetecilerinin Sultan Abdülhamit’in baskılarına karşı yürüttüğü mücadele ve elde edilen kazanımlar elbette önemlidir. Ancak o tarihten bu yana Türkiye basınında sansür hiçbir zaman bütünüyle sona ermedi, basın üzerindeki baskılar bitmedi. O yüzden basın özgürlüğü mücadelesi de hep daim oldu” denildi.

“Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Goebbels rolünü üstleniyor, en ufak aykırı sese tahammül etmeyeceklerini oryaya koyuyor”

HDP’den yapılan açıklama şu şekilde.

“Gazetecilere yönelik baskılar bugün de AKP iktidarı ve Saray rejimi tarafından devam ettiriliyor. Ne yazık ki 24 Temmuz 1908’den 113 yıl sonra bugün gazeteciler ağır saldırı altında. TGS verilerine göre en az 38 gazeteci cezaevinde bulunuyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2021 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye 153’üncü sırada bulunuyor. İnternet gazetecileri güvencesiz, iktidar sosyal medyaya savaş açmış durumda, muhalif basın her gün baskı ve saldırı altında ve medya çalışanlarının çoğu sendikasız, toplu sözleşmesiz. 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL ve çıkarılan KHK’lerle onlarca basın kurumuna el konuldu, 10 binden fazla gazeteci işsiz bırakıldı. Bugün itibariyle medyanın yüzde 95’i iktidar kontrolünde ve onlar da gazetecilik yapmıyor. Aksine ırkçılığa karşı tutum alan baroları hedef alan Yeni Şafak gibi tetikçi kurumlar eliyle hem ırkçılık sahipleniliyor hem de kişiler ve kurumlar hedef gösteriliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Goebbels rolünü üstleniyor ve denetimi altında olan medyada bile en ufak bir aykırı sese tahammül etmeyeceklerini çeşitli vesilelerle ortaya koyuyor. 

Basın ve ifade özgürlüğü kuşkusuz en temel özgürlüklerden biridir. Fakat, son yıllarda yaşananlar gösterdi ki toplumun herhangi bir kesimi özgür olmadan diğer kesimlerinin özgür olma şansı ve koşulu yok. Bu topyekûn baskı ve saldırılara karşı durmanın yolu da hep birlikte mücadele etmekten geçiyor. HDP olarak; 24 Temmuz’u mücadele günü olarak nitelendiren basın kurum ve emekçilerini selamlıyor, özgür basın mücadelesi yürüten gazetecilerin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here