Toplumu baskı altında tutmanın en kaba biçimi polis zoruyla gösteri ve toplantı hakkını kullanmasını engellemek, toplananlara şiddet uygulamak, toplantıyı kameraya kaydedenleri toplantı alanından uzaklaştırmak olarak görülüyor ve her toplantıdan önce, toplantı sırasında veya sonra uygulanıyordu. Şimdi bu uygulamaya ek olarak toplantı yapanları ve müdahale eden güvenlik gücünü kamera kaydına almak yasaklandı. Bu demektir ki polis her toplantıda şiddet uygulayacak ancak bu tablonun basın-yayın kuruluşlarınca görüntülenmesi yasak olacak. Mevcut baskılar katmerlenerek yaygınlaşacak. Yaralanan, yaşamını kaybeden olursa kimse duymayacak. Ne kadar pembe bir ülke tablosu! Polisin her hareketi meşru sayılacak. Vatandaş korku içinde, başını dışarı çıkaramayacak.

Geçim sıkıntısı, ekonomide gelir yollarının tıkanmış olması, intiharlar, protesto gösterileri, grev tabloları, sivil itaatsizlik basına yansımasın! Hoş geldin “Şu okullar olmasa, eğitim bakanlığını ne güzel yönetirim!” anlayışı. 90 milyon nüfus olmasa bu ülkeyi ne güzel yönetirim!

Geçtiğimiz hafta tekel bayilerinin kapanması kararıyla kişi hak ve özgürlüklerini budamaya yönelik fiili uygulama başlatılmıştı. Bu ve benzeri uygulamalar laik yaşama müdahaledir. Toplumu şeriat ilkeleriyle yönetme anlayışının dışavurumudur. Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik bir ülkedir ve biz bu ülkenin vatandaşları olarak laikliğe, cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmaya devam edeceğiz. Şeriat isteyen ihvancı gruplar laik bir ülkede yaşadıklarını bilmelidir. İbadetini yapan bir kişiye nasıl, nerede, hangi usullerle ibadetini gerçekleştireceği konusu zorlanamaz. Aynı şekilde bir vatandaşın, anayasa çerçevesinde, tüm haklarını kullanması da engellenemez. İçişleri bakanlığı vatandaşın bu haklarını güvenlik güçleriyle korumakla mükelleftir.

Bu anayasal haklar görmezden gelindiği gibi keyfi uygulamalarla askıya, zapturapt altına alınmak isteniyor. Kısaca demokrasi askıya alınmak isteniyor. Kamuyu bilgilendiren ve kamu yararına görev yapan gazetecilerin görüntü alması yasaklanıyor. Anayasada hiçbir madde bu yasağı getirmiyor. Tamamen demokrasinin rafa kaldırılma girişimidir bu. Bu tavır tüm vatandaşların düşünme, yazma, toplanma, gösteri yapma ve hak talep etme özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Bugün bu uygulamaya karşı çıkmazsak yarın daha büyük kısıtlamalar gelecektir. Bundan en ufak kuşku duyulmasın. Bu kaldırımı boşalt, karşı kaldırımdan yürü, gibi akla mantığa sığmayacak yasaklar! Niye düşündün, niye konuştun, niye toplandın sorgulaması gelecektir. Daha büyük kısıtlama, uymayanlara tutukluluk gibi işlemler zincirleme olarak birbirini kovalayacak, ülke daha koyu karabasanlar yaşayacaktır; yaşananlar yetmezmiş gibi.

Çalışma ve sosyal hizmetler bakanımız “1 Mayıs kutlamaları demokrasinin olduğu yerde kutlanır, olmadığı yerde kutlanmaz.” dedi. Bu açıklama dil sürçmesi değilse, gidilen yolun totalitarizm olduğunun itirafıdır. Gösteri ve toplanma diye bir hak olmayacak, anlamına alabilir miyiz? 1 Mayıs kutlamalarında gösterilen şiddet öyle büyük boyutlarda ki devlet büyüğümüz açıklamasında “Hamdolsun ağır yaralı yok.” diyebiliyor. Baskı ve şiddet meşrulaştırılıyor. Biz döveriz ama ölçülü döveriz! Bir avuç gösterici terörist ilan ediliyor. Barışçıl bir gösteriyle 1 Mayıs işçi bayramını kutlamak isteyen en fazla 100 kişilik grubu terörist saymak hangi mantığın çıkarımıdır? Kime, ne yararı olacaktır bu insanları yerlerde sürüklemenin? Aynı akıl almaz, vahşi tutum Boğaziçi öğrencilerine de sergileniyor 3 aydır. Ne yararı var? Fişleniyor, kamusal hakları elinden alınıyor. Bu ülkenin gençlerini, hem de en yüksek puanla girdiği üniversiteden, mezun olduğunda kamu haklarından uzak tutmak bu ülkeye hizmet etmez. Ancak yasakçı, dediğim dedik anlayışa hizmet eder. 1 Mayıs Bayramını kutlayanların üstüne kin ve nefretle gidilmesi daha kötü baskı ve şiddet günleri çağrıştırıyor. Bu daha baskıcı bir rejime geçildiğinin bir başka ifadesidir.

Bu tür emek karşıtı müdahaleler sürerken, şeriatçı grupların gösterilerine hiç müdahale edilmemesi, adeta teşvik görmesi sizce de düşündürücü değil mi?

Kişi hak ve özgürlüklerinin genişletildiği güçlendirilmiş parlamenter düzene geri dönüş çıkar yol olarak gözüküyor. Her renkten muhalefete çok iş düşüyor. Tek çatı altında tüm muhalefeti toplamak. Biraz zor ama olamaz değil. Tek adam rejiminden uzaklaşmak, demokratik ortamı tesis etmek acil gündemi olmalı muhalefetin.

Sağlıklı, mutlu bir pazar geçirmemizi diliyorum.

Sami Aydoğan, emekli öğretmen

9 Mayıs 2021, Ankara

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here