Etelgraf haber:

Katrancı, Yatağan ilçesinin en büyük köyü olup, Yatağan – Milas yolu üzerindeki Turgut kavşağından sağa sapılarak Turgut Nahiyesi, Zeytinköy,  Gökgedik Köyü geçildikten sonra Turgutlar köyü kavşağından soldaki yol takip edilerek ulaşılır. Köy yolu asfalt olup Turgut Nahiyesine 13 km Yatağan ilçesine de 24 km mesafede olan bir orman köyüdür.           

Katrancı köyünün ilk yerleşim yeri, şimdiki Gökgedik köyü yakınlarındaki SARICALI mevkiidir. Köyün tarihi yaklaşık olarak 350- 400 yıla dayanmaktadır. “ki köyü ilk kuran üç kardeş ailedir”. Bunlar köyün şu an bulunduğu bölgeye köyün adından da anlaşılacağı üzere katran işlemek için gelip giderler. Bu mesafe 4-5 km’dir. Her gün gelip gitmekten bıkan kardeşler buraya yerleşirler. Köy, adını çam ağaçlarından elde edilen katrandan almaktadır. Bundan dolayı buraya KATRANCI denilmiştir.

Köyün gelir kaynakları arasında çam fıstığı, zeytin ve tarım ürünleri bulunur. Çeşitli meyveler de yetişmektedir. Köyün tarım yapılan arazileri, doğusunda bulunan, köyden 2 km uzaklıktan başlayarak BOZALAN, 3 km uzaklıkta yer alan YAYLALIK ve köyün güney doğu yönüne gelen 3 km mesafede olan KESTANELİK’TEN ibarettir. Köyün rakımı (612 mt) biraz yüksek olduğundan kışları biraz sert geçmektedir. Köyün güneyindeki KURUKÜMES Dağı yemyeşil ormanlarıyla cennetten bir parçaydı. Maalesef yangınlar ve bilinçsiz kesim sonucu neredeyse çıplak bir dağa dönüşmektedir.

Ekonomi açısından da Yatağan’ın köylerinin arasında üst yerlerdedir. Bunun nedeni de çam fıstığıdır. Ama termik santralinin kurulmasından sonra fıstık üretiminde önemli bir gerileme mevcuttur. Geçmiş dönemlerde tütün ekimi ve yetiştiriciliği de önemli bir ekonomik kaynak iken tütün politikalarının geldiği yerde bu faaliyet yok olmuştur. Köyün şu anki en önemli gelir kaynaklarından biri de kamyonculuktur.

Köyün gelirinin önemli bir bölümünü oluşturan çam fıstığını tanıtım amaçlı bir kez festival yapılmıştır. Köyün en büyük sorunlarından biri, yüzyıllardan beri ürününü kullandığı ve kendi aralarında alıp sattıkları Çam Fıstığı (künar) Ağaçlarının ve kendi evlerinin tapularının verilmeyişidir!

Köyde su sorunu yoktur.  Köy sakinleri dağdan gelen yağmur ve kar sularıyla su ihtiyaçlarını gidermektedirler. Yakın zamanda köyün ilköğretim okulunun hemen yukarısında sondaj vurulmuş ve bol miktarda yeraltı suyuna rastlanılmıştır.

Katrancı Köyü halkı okumaya da önem vermektedir. Bugüne kadar birçok meslek grubunda çalışan devlet memuru mevcuttur. Köyde okuyup bugün memur olanlardan doktor, hemşire, astsubay, öğretmen, ormancı,  itfaiyeci,  mübaşir, polis gibi mesleklere sahip olanlar vardır. Üniversitede okuyan lisede okuyan çok sayıda öğrenci mevcuttur.

Son zamanlarda dışarıya göç yaşanmaktadır. Köydeki gençlerin bir kısmı yazları Bodrum’da çalışmakta, bir kısmı Milas, Muğla, Marmaris gibi yerleşim yerlerinde çalışarak yaşamlarını sürdürmektedirler

UNESCO DÜNYA KÜLTÜR MİRASI İÇİN BAŞVURU, PROJE HAZIRLIĞI

Yatağan’ın kırsal Katrancı Mahallesindeki 100-120 yıllık Osmanlı döneminin son kültür varlığı evlerin gelecek kuşaklara aktarılması için Yatağan Kaymakamlığı ile Muğla Ticaret ve Sanayi Odası, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alması için proje hazırlıyor.

Yatağan ile Milas arasında geçimini çam fıstığı ile sağlayan kırsal Katrancı Mahallesi’nin 100-120 yıllık taş duvarlı, el işlemeli ahşap binalarının korunması için UNESCO Dünya Kültür Mirası geçici listesine başvuru için proje hazırlanıyor.

Son günlerde mahalleye başta Yatağan Kaymakamı olmak üzere Muğla Ticaret ve Sanayi Odası yetkililerinin sık sık gelip gitmesi üzerine köylüler kültür mirası bu evlerin restore edilmesi için umut ışığı doğduğunu söylüyor. Katrancı Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 50 ata yadigârı taş evlerin gelecek kuşaklara aktarılmasını isteyen mahalle sakinleri, evlerin korunması için UNESCO Dünya Kültür Mirası geçici listesi için hazırlanan projeye katkı vermeye hazır olduklarını açıkladılar.

100 YILLIK EVLERDE YAŞAM

Muğla’da Osmanlı döneminin son döneminde yapılan ve birçoğu hala ayakta olan damları toprak, taş duvarlı, kapı ve pencereleri ahşap üzerine el işçiliği ile değişik motiflerin yapıldığı evlerin birçoğunda hala yaşam devam ediyor. Atalardan kalma evlerde 80 yaşında oturan da var, 40 yaşında oturan aileler de var.

KAPI VE PENCERELER TEK TEK SATILDI

Zamanla aşınan, ev sahiplerinin vefat etmesi nedeniyle boş kalan evlerin birçoğu yıkılma tehlikesi yaşarken, yıkılan evlerin kapı, pencere, elmalık, yüklük, evlerin ortasındaki ağaç direkler üzerlerindeki el işçiliği nedeniyle başta Bodrum olmak üzere turistik yerlerden gelen vatandaşlara satılmış. El işlemeli ahşaplar geçmişte tek tek satılırken, köylüler “Geç uyandık. Artık satmıyoruz” diyerek gelenleri geri çeviriyor.

“BAKANLIKTAN YARDIM BEKLİYORUZ”

118 yıllık evde oturan Muhsin Karataş, “Bu ev kaynanama ait. Bu ev köyün en yaşlı evidir. 1903 yılında yapılmış. Bu ev yazın serin, kışın sıcak olur. Kış aylarında soba yakmasan bile yer ocağı ile rahatlıkla yaşar. Bu evlerde yaşayanlar astım-bronşit bulmaz. 1980’li yıllarda buraya Fransız bir mimar geldi. Bize, ‘Bu evleri kesinlikle yıkmayın. Bu evler nefes alan evler’ dedi. Artık günümüzde bu evlere bakmıyoruz, önem vermiyoruz. Aslında bu evler için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bizlere yardımcı olmasını bekliyoruz. Allah’ın izniyle ümidimiz var inşallah” dedi.

“KAPI VE PENCERELER SÜS EŞYASI OLARAK SATILDI”

100 yıllık evlerin içindeki el işlemeli ahşap kapı ve pencerelerin geçmişte Bodrum, Marmaris gibi turistik ilçelerden gelenlere süs eşyası olarak satıldığını belirten Karataş, “Hepimiz verdik. Yani hata yaptım ben bile verdim. Kapılar işlemeli olduğu için çoğumuz verdik. Genellikle yıkılan evlerin kapı ve pencerelerinin yanında işlemeli direkleri dahi sattık. Buradan alanlar Bodrum’a götürdü, orada mükemmel evler yaptılar. Evlerin çatısını da bu çatılar gibi yaptılar ve içlerinde halen oturuyorlar” dedi.

“UYANDIK ARTIK SATMIYORUZ”

100 yıllık evlerin el işlemeli ahşap kapı ve pencerelerini almak için gelenler bulunduğunu söyleyen Karataş, “Hala almak için geliyorlar. Ama vermiyoruz, uyandık artık. Vermeyeceğiz. Kültür ve Turizm Bakanlığımızdan tek isteğimiz, bu köyde 50-60 tane ev kaldı. Bu konuda Bakanlığımızdan, Muğla Valiliğimizden ve Yatağan Kaymakamlığımızdan bu binaların restore edilmesi için yardım istiyoruz” dedi.

OSMANLI’NIN SON DÖNEMİNE AİT KÜLTÜR VARLIKLARI

Katrancı evlerinin Osmanlı döneminin son kültürel varlıklarından birisi olduğunu belirten Tarcan Oğuz, “Katrancı yöremizin Osmanlı dönemine ait son kültür varlıklarından. Sert kayalar üzerine oturmuş, iki katlı toprak damlı, harçsız yapılan binalardır. Bacalar Milas bacasını andırır, bacalar 20 santim dışa dönük estetik bir görüntü vermekte. Ocak içi genişletilmiş durumdadır. Dış cephede ocak altları üçgen şekilde taşıyıcı bir özelliği vardır. Sıva Malakari sistemine göre yapılmıştır. Evlerin alt kısımları ahır ve samanlık olarak kullanılmaktadır. İç kısmında oyma işçilik var. Merdiven basamakları kenarları kireç badana, ayak basan yerleri sadedir. Taş basamaklardan ikinci kata çıkılır. İkinci kat bazen iki, bazen üç odalıdır. Odaya girdiğinizde kapı arkasında sulukluk, gusülhane dediğimiz banyo yapılan bir bölüm bulunmaktadır. Diğer bölümde elmalık denilen bölüm var. Ocak üstü tek sıralı, iki sıralı gitmektedir. Karşısında aynı zamanda yüklük olarak da kullanılan altı ambar şeklinde bölüm bulunur. Tavan ise ara bir kiriş ile tutulmaktadır. Katrancı’da bu şekilde 50’ye yakın ev bulunuyor. Bu evlerin korunması gerekiyor. Gelecek nesillere taşınarak kültür mirası olarak bırakılması gerekiyor. Bu konuda özel bir çalışma yapılıyor. Önümüzdeki günlerde Katrancı evlerinin korunması ile ilgili çalışma yapılarak turizme kazandırılacaktır. Kaymakamlık ve Muğla Ticaret ve Sanayi Odası’nın bu konuda özel bir çalışması var. Bu çalışma UNESCO’ya sunulacak. SİT köy projemiz var. Bu köy ikinci bir Safranbolu olma iddiasında olan bir köyümüz” dedi.

Derleyen: Mustafa Tosun

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here