Fotoğraf sputnik

Ǝtelgraf Haber Yorum:

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un, tam da okulların eylül ayında açılıp açılmayacağına yönelik tartışmalar sürerken görevinden affını istemesi ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da Selçuk’u görevden alması sonrasında kulisler yeniden hareketlendi. 

Türkiye apaçık ekonomi, sağlık, ekoloji, mülteci, eğitim, yolsuzluk, başta olmak üzere ortaya çıkan bütün sorunları çözemeyen ülke durumunda. Tek adam rejiminin yönetememe krizi, derinleşiyor. Hayatın her alanında büyük bir çöküş yaşıyor.

Gelinen bu vahim durumun baş sorumlusu “Türk tipi başkanlık” diye ifade edilen, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve yönetim biçimidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”nin ilk bakanlarını ilan etmesinden bu güne, bakanların CV’leri üstünden, bundan sonra ne yapacakları, yapabilecekleri sürekli tartışıldı. Çıkarılan kararnamelerle de; Genelkurmaydan bakan yardımcıları ve onların altındaki bürokratlara, valilerden en alttaki idarecilere kadar bütün atamalar cumhurbaşkanına bağlandı. Bir mahallede muhtarlık oluşturma ya da muhtarlığı kaldırma yetkisi bile cumhurbaşkanının oluruna bağlanmış bulunuyor. Bunlarla da kalınmadı; yargıdan Devlet Tiyatrolarına, gazetecilere sarı basın kartı veren Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne az çok bağımsızlık çağrıştıran kurumların kuruluş yasaları ilga edilerek, bundan sonra nasıl bir çalışma yapacakları ya da tümden ilga edilmeleri, cumhurbaşkanının yetkisine bırakıldı.

Demokratik kriterlerle ilgisi olmayan bu sistem sürekli otoriter yapısını güçlendiriyor. Şimdi Belirli aralıklarla ortaya çıkan sorunlara da bağlı olarak Bakanların azli gündeme geliyor. Sırada hangi bakan var tartışmaları kulislerde konuşuluyor. Bu konuşmaların hiç bir önemi yoktur.Çünkü başarısızlıkları atanmış ”memurlara” havale ederek ,atamayı gerçekleştireni aklama algısı yaratılmak isteniyor.Bu nedenle de sık, sık bakanlar veya ”mühim” kişiler değiştirilecektir.

Şimdi sıra kimde ?

Cumhuriyet Gazetesinin haberine göre:

Siyaset kulislerinde uzun süredir Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine değişikliği yapacağı konuşuluyor. Ancak Erdoğan, kamuoyunda beklenilen ve alışılanın aksine bu değişikliği peyderpey gerçekleştiriyor. Daha önce adı “dezenfektan skandalında” geçen eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’u görevden alan Erdoğan’ın, peyderpey Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da görevden azlini isteyeceğinin altı çiziliyor. Bu bakanların ortak noktası ise son zamanlarda isimlerinin kamuoyunda sıkça tartışılır hale gelmesi. 

NEDEN O İKİ İSİM?

Yangınlar öncesinde de Pakdemirli ile ilgili iddiaların kamuoyu gündemine geldiği ve Erdoğan’ın “en başından bu yana bu iddialardan rahatsız olduğu” konuşuluyor. Salgın ile birlikte patates, soğan gibi ürünlerde talep daralması nedeniyle satışların gerilemesi, elma üreticilerinin sıkıntıları gibi sıkıntılar, örnek olarak gösteriliyor. Son günlerdeki orman yangınlarıyla da “kamuoyundaki güvenini de artık yitirmeye başladığı” ifade ediliyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın ise salgın dönemindeki uygulamalarda “sıkıntı yaşadığı” belirtiliyor. Erdoğan’ın, yakın bir tarihte Koca’nın yardımcısı Emine Alp Meşe’yi görevden almasının “Koca’nın görevden azlinin bir sinyali” olarak nitelendiriliyor. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here