Başlığımız İran direnişinde bir duvar yazılamasından.

Bu duvar yazılamasına; insanların direnişe yükledikleri anlamı, önemi ve kararlılığı en iyi anlatan tek cümlelik yazı diyebiliriz.

Bu yazıyı hazırladığım 2022 Ekim ayının ilk haftası, İran’da 3 haftayı aşan isyanın tüm pratikleri isyana gebe tüm farklı coğrafyaların pusulasıdır, mirasıdır artık. Dünya Halkları özellikle de kadınlar, özgürlük mücadelelerinde birbirlerinden öğreniyor, besleniyor, umutlanıyor ve harekete geçiyorlar.

Rejim güçlerinin sokakta gördükleri protestocuları infaz etme görüntüleri sosyal medyaya düştü ve görüntüler infial yarattı. Aynı saatlerde polisin üniversite öğrencilerini ablukaya alarak gözaltına alması üzerine Tahran’da sosyal medya üzerinden  Şerif’i Meydanına yapılan çağrıya, gece yarısı olmasına rağmen insanlar akın etti. Gelen görüntüler halkın birbirine nasıl sahip çıktığına yönelik son derece umut verici görüntüler.

Rejim, halkın birbirine sahip çıkma pratiğinin derinleşmemesi için olanca zalimliğini ortaya koyarak adeta cadı avına çıkmış durumda. Rejimin tüm akıl almaz vahşetine rağmen, halkın ölümü göze alarak zor durumda olan direnişçiye koşması,  rejimin baş edemeyeceği bir toplumsal örgütlenme halidir.

Direnişin üçüncü haftasında üniversite öğrencilerinden sonra liseli öğrenciler de eylemlere başladılar. Özgürlüğe dair isyanın cesaretinin liseye kadar sıçramış olması molla rejimini fazlasıyla korkutmuş ve dün sosyal medyaya düşen görüntülerde sivil kontra olarak adlandırılan birliklerinin okulları basarak öğrencileri dövmeye başladığını gördük.

Rejimin zulmüne ve katliamlarına karşı dayanışmanın, toplumsal refleks haline gelmesi, 40 yıldan fazladır baskı altında büyük acılar biriktirmiş bir halkın en büyük silahı oluyor. İran Halkı’nın bu birbirine sahip çıkma halini gözlemleyen dünya, direnişin kararlılığını gördü ve hak ettiği dayanışma iradesini tüm meydanlarda ortaya koymaya başladı.

Parmağı silahının tetiğinde olan polisin karşısında, başörtüsünü çıkaran bir kadının yalnızlığına, oradan geçen bir başka kadının koluna girerek son verdiği görüntüler, İran’dan uzakta olan farklı coğrafyaların farklı halkları için ortak direniş dili oluyor.  

İletişim çağı her isyanı bir sonraki isyanın habercisi olarak taşıyor. İsyanlar çağı teknolojik imkanların olanaklarıyla kapımızı çalıyor.  

Sınır ötesi etkileşimin ve sahiplenişin en güçlü yansıdığı pratiklerin başında, Rojava’da IŞİD’e karşı direnen kadın savaşçıların olduğunu söylemek gerekir. Tüm dünyada direnen kadınların umudu olmuş, “birlikte yapabiliriz” düşüncesini gerçek kılmış ve bu kararlılığı tüm dünya direniş alanlarına bir umut ve miras olarak sunmuşlardı.

Şimdi bu mirası devralan ve IŞİD benzeri uygulamalarıyla İran’da hayatı zindan eden molla rejimine karşı kadınlar, ölüme meydan okuyor ve “Jin Jiyan Azadi” sloganını Arinler’den İran sokaklarına ve oradan tüm dünya şehirlerinin meydanlarına taşıyorlar.

1 Ekim ve 2 Ekim günleri dünyanın birçok şehrinde gerçekleştirilen destek eylemlerine beklenmedik düzeyde büyük kalabalıkların katılımı gerçekleşti.

Adeta “İran Halkı’nın direnişi direnişimizdir” sözü slogan olmaktan çıkarak tüm dünyada eylem boyutunda alanlara yansıdı.

Dünya Halkları artık direnişlerin, isyanların ve devrimlerin görüntülerinin anlık dolaşımıyla yüksek etkileşiminde ve birbirinden öğrenimindedir.

2010 – 2020 arası Tunus’tan Mısır’a, Bahreyn’den Yemen’e, Yunanisyan’dan Şili’ye, Gezi’den Rojava’ya, bir dönemin birbirlerini tetikleyerek ilerleyen isyan hareketleri olarak yaşandı.

Bu isyan dalgasının siyasal anlamda gelişerek devam ettiğini ve ikinci bir on yıllık döneme girildiğini söyleyebiliriz.

2020 yılı Trump ve taraftarlarının totaliter rejim adına açtığı savaş bayrağına karşılık, cesareti kuşanarak meydanları dolduran özellikle siyahi halklar, Floyd’un katledilmesiyle polis merkeziyle birlikte bir ilçeyi ateşe vererek faşizme meydanı bırakmayacaklarının görüntüsünü tüm dünya direniş sahnesine taşıdılar.

Sri Lanka Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa’nın sarayını basan yüzbinler, başkanın yolsuzluklarını tüm dünyaya deşifre ettiler. Protestocular ayrıca, Başbakan Ranil Wickremesinghe’nin evini ateşe vererek başbakanın istifa etmesini sağladılar.

İsyanlara dair haberler, görüntüler sosyal medya aracılığıyla tüm dünyayı dolaşıyor, deneyimler ve pratikler taşınıyor ve yeni isyanların daha güçlü kazanımlar adına örgütlenmesini sağlıyor.

Seçim sürecine girerken iktidarın sosyal medyayı yasaklama ve kendi tekeline alma girişimi tam da bu etkileşimin iktidar açısından çok tehlikeli olmaya başlamasındandır.

İktidarın zulmüne, ağır yoksullaşmaya, hak ihlallerine, rüşvete, yolsuzluğa ve savaş politikalarına karşı halkın büyük kesiminde biriken öfke, İran’dan dünyaya yayılan isyan görüntüleriyle birlikte iktidarın korkulu rüyası olmaya yeter de artar nitelikte.

İran direnişinin dünya genelinde gerçekleşen sahiplenişini ve meşruiyet halini seçime giden bu süreçte iyi okumalıyız ve İran direnişini direnişimiz olarak görmeliyiz.

İran’da zulüm rejiminin yıkılması, AKP-MHP iktidarının iktidar olanaklarının da yıkılması anlamına gelecektir. Baskı iktidarlarına karşı halk isyanlarının meşruiyetinin yüksellmesi ve sahiplenişin artması en önemli toplumsal ihtiyaç olarak görülmesi gerekiyor.

İran’da kadınların zaferi kadın düşmanı AKP-MHP iktidarının da sona ermesinin habercisi ve taşıyıcısıdır.

“Mahsa’dan sonra artık her şey bir saç teline bağlı”

 

Koray Türkay 1974 Erzurum doğumluyum. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Yüksekokul Mezunu
Universiteden itibaren örgütlü mücadele yürütüyor. Reel Sosyalizm gözlemleri adına Küba’da 8 ay kaldı.
Suruç Katliamı’nda ağır yaralandı.
Ekoloji Mücadelesi konusunda çeşitli birleşik platformlarda aktif olarak yer alıyor.
Şu an HDP Kadıköy İlçe Eş Başkanlığı görevini yürütüyor.

 

Bir Cevap Yazın