“Savaş, şiddet mağduru bütün çocukları mutlu etsin kitaplarım.”

                Maria Montessori, eğitim emekçisi bir kadın… İtalya’nın ilk kadın doktoru…  Kadın hakları savunucusu…  Mussolini faşizmine karşıtlığıyla ülkeden ayrılmak zorunda kalan, gittiği İspanya’da kendini iç savaşın içinde bulan, İkinci Dünya Savaşı sırasında Hindistan’da düşman olarak kabul edilip gözaltına alınan ve ülkeden ayrılmasına izin verilmeyen bütün bunlarla birlikte üç kez Nobel Ödüllerine aday gösterilen bir dünya vatandaşı. Fakat biz ve bütün dünya onu bu özellikleriyle değil çocuk eğitimine getirdiği yenilikçi yaklaşımla tanıyoruz. 80 yıllık yaşamının son anına kadar çocukların eğitimi ile ilgilenen, dünyanın pek çok ülkesinde konferanslar, seminerler veren, kitaplar yazan, yeni okullar ve öğretmen eğitim merkezleri açan Montessori, çocuğu merkeze alan, yaşayarak öğrenmeyi ilke edinen, kullanılan materyallerin niteliği ve eğitim anlayışı ile çocuk gelişimini destekleyen bir metodun isim annesi…

Günümüzde de onun izinden giden bir kadın eğitim emekçisi var: Berna Ataş… Eğitimci Berna Ataş’ın kişiye özel hazırladığı, Montessori eğitimini destekleyen, her sayfası eğitici, oyuncak sessiz kitaplar çocukların becerilerini tetikleyip geliştirmeye katkı sağlıyor. Duyu kitabı olarak tanımlanabilecek keçeden yapılma kitaplarla özellikle anaokulu öncesi çocuklar kaliteli zaman geçiriyorlar. Kitaplar yedi aylıktan 6 yaşına kadar çocukların zihin ve ince motor kas gelişimine uygun etkinlikler içermekte ve kişiye özel olarak hazırlanmakta.

Berna Ataş, Montessori etkinlikleri yaptığı sırada iki yaşındaki oğlu için kumaştan bir kitap dikip kitaba Montessori kitap adını veriyor. “O günlerde Google’da böyle bir arama yaptığımda hiçbir şey bulmak mümkün değildi. Bugün arama yaptığımda bunun artık bir marka olduğunu anlıyorum ve inanılmaz mutluluk duyuyorum.” diyor.

0-6 yaş arası çocuklara hitap eden etkinliklerin yer aldığı kitaplar için içerik oluşturma çabası 4 yıl sürmüş. Sürekli kendini yenileyen ve geliştiren bir süreç bu. Ataş, bu durumu şöyle ifade ediyor: “Hayatımızda yaşadığımız her anda süreç içerisinde de çok şey öğrendiğimize ve yol aldığımıza inanıyorum. Bu yüzden Montessori Kitap hep yenilenecek ve değişecek.”

Bu tür kitaplar üretme fikri sanatçının ikinci oğlu Uzay’ın doğumu sonrası oluşmuş. “Doğum iznindeyken oğluma bir kitap yaptım. Fotoğrafçı kardeşimiz Ümit Karalar sosyal medya hesabında bu kitapla oynayan Uzay’ın videosunu paylaşınca pek çok beğeni aldı. Evime gelen herkes de oğluma yaptığım bu kitaba hayran kaldı ve bunu kendi çocukları için de yapmamı istedi. Kitaplarıma gösterilen bu ilgi bu tür kitaplar yapmaya teşvik etti beni. O günler, çevremdeki birçok öğretmen arkadaşımın ihraç edildiği, işsiz kaldığı günlerdi. Çok keyifsiz, can sıkıcı günlerden geçiyorduk. Böyle bir zamanda başladı Montessorikitap yolculuğum. Dikiş dikmeyi hiç bilmezken artık kitaplar dikiyordum. Aslında hem keyif alıyor hem de diktikçe kafamı boşaltıyordum. O zamanlar bu kadar büyüyeceği aklımın ucundan bile geçmezdi.”

Berna Ataş, kitaplarını ürettikçe çevresinden o kadar güzel tepkiler alıyor ki kendisi de inanamıyor bu duruma. Hele eve kapandığımız pandemi günlerinde telefon ve tabletlerden başını kaldırmayan çocukların kitaplarla vakit geçirmeye başladığını gören ebeveynler nasıl teşekkür edeceklerini bilemiyor sanatçıya. “İnanır mısınız, şu ana kadar olumsuz hiçbir tepki almadım. Aslında alacağım tepkileri yola ilk çıktığımda Uzay’dan da biliyordum. Üniversitelerde de çocuk gelişimi derslerinde yer alan duyu kitapları yani kumaş kitaplarla çocuklar tahmin ettiğimizden çok fazla, keyifle vakit geçiriyorlar. Çünkü kumaştan yapılan bu kitaplar çocukların birçok duyusuna hitap ediyor. Benim de aldığım tepkiler buna paralel oldu. Anne babaların tepkisi ‘Çocuğumuzun kitaplarla bu kadar çok vakit geçirdiğine inanamıyorum!’  şeklinde oldu çoğu zaman. En çok söylenenlerden biri de ‘Çocuğum tablet ve telefona bakmadan kitabınızla oynuyor.’ sözüdür ki  beni bir öğretmen olarak en çok bunlar mutlu etmiştir. Çünkü ben de hâlâ ‘Ne yapsam da çocuğumu bunlardan uzak tutsam’ kaygısını yaşıyorum.”

Şu anda mini montessori kitaplar üzerinde çalışan ve onların çıkacağı günü iple çeken Berna Ataş’ın büyük bir marka olup ayrımcılığa uğramış bütün dezavantajlı çocuklara ulaşabilme hayali var.  “Şu anda bana ulaşan birçok çocuğa ulaşmaya çalışıyorum ama gelecekte daha büyük bir marka olursam eğer ilk önce mülteci kamplarındaki çocuklara ulaşmak isterim. Savaş, şiddet mağduru bütün çocukları mutlu etsin kitaplarım. Acılarını bir parça unuttursun. Onları kısacık da olsa mutlu kılsın.”

Dünyanın tüm çocukları sanatla, kitapla buluşsun.   

Hakan TUNCAL/ 1972 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1994 yılında mezun oldu ve o yıl İstanbul’da öğretmenliğe başladı. Bir dönem Eğitim Sen İstanbul 1 Nolu Şube Yönetiminde görev aldı. 2004-2009 yılları arasında MEB tarafından Kazakistan’da görevlendirildi. Kazakistan Türkiye Türkçesi Eğitim Öğretim Merkezinde ve çeşitli üniversitelerde yabancılar için Türkçe dersleri verdi. Halen İstanbul’da bir devlet okulunda Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Katya, Bir Fenerbahçe Romanının yazarıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here