Marmara denizi ölmüş, uzmanlar öyle söylüyor. Yıllardır kentlerin, fabrikaların, atıklarını, denizlere nehirlere boca edip durduk. Barsakların alışık olmadığı bir yiyeceğe verdikleri tepki gibi düşünün bunu. Denizi atıklarınızla amel ettiniz sonunda. Marmara’da denizin tabanı olduğu gibi kaplanmış Müsilaj ile. Yüzeye çıkanı toplasan ne olur? Hadi geçmiş olsun.

Bu müsilaj durumları sadece denizde mi var? Yapıp etmelerinizi yüzünüze çarpan sadece doğa mı, yaşam da aynısını yapıyor, farkında değil misiniz? Şu bir ay içinde bir mafya şefinin salvoları ile ortaya dökülenlere bir bakın, ne görüyorsunuz.

Birileri devleti kurtarma peşinde itişip, kakışırken salıverdi atıklarını, fütursuzca, yıllarca, kirlendik. Bugün meyvelerini topluyoruz, ekonomide, sosyal yaşamda, eğitimde, hukukta. Çürüme ile yükselen kokuyu siz de hissetmiyor musunuz? Susurluk kazası ile ortaya çıkan, bugün ortaya çıkanın fragmanıymış, meğer bize uyarıymış, anlayamamışız.

Mafya, siyaset, derin devlet arasında kurulan ilişkileri fark eder de üstüne gitmezseniz olacağı budur. Ülkücü mafyadan, “devlet için” deyip kurşun sıkandan hesap sordunuz mu? Birini altı ay tam teşekküllü süitte misafir ettiniz, çıkınca çökme uzmanı oldu adam, derin ağabey oldu başımıza. FETÖ kumpası dendi, bağırsaklar bir türlü temizlenemedi, faili meçhullerin üzerine sünger çekildi.

O atıklar, o irin hep birikti, siyaseti, sosyal yaşamı, hukuku, eğitimi kirletmeye devam etti. Tıpkı kaynamakta olan kazan içinde olup da ısınan suyun keyfini çıkardığını sanan kurbağalar gibiydik. Atıkla gelen zehirden nemalananlar, bunu kâr bildi. Üstelik 2018’den sonra kirlenmeyi partili cumhurbaşkanlığı ile bir tür koruma altına aldık, devlet güvencesi altında sürdürülebilir kıldık.

Kirletici mafya reisi, “kral çıplak” videoları yayınlamasa uyanmayacağız. Toplumsal yaşam amel olmuş, Müsülaj her yanımızı sarmış. Er ya da geç neyin içinde debelendiğinizi göreceksiniz, doğa, yaşam, boy aynasında size gösterir gününüzü, bundan kaçış yok.   

Efendim, mafyadan her ay 10 bin dolar alan bir siyasetçi varmış, alır mı alır, siyaseti mafya ile kirletirseniz olacağı budur.

Zorda kalan kara para aklayıcıları ile devlet arasında sorun çözen bir “büyük baba” türemiş. Bir ana haber sunucusu (anchorman) arabuluculuk için bir kirleticiden 10 milyon dolar istemiş. Savcılar, siyasetçiler, sözde gazeteciler, kara para aklanan otelde bir araya gelip aralarında yarenlik ediyorlarmış..

Efendim, sonradan bitme hatırlı bir “gazeteci” FETÖ terör örgütü üyesi olduğu gerekçesi ile KHK ile kamudan ihraç edilen binlerce memurun yarasına merhem oluvermiş. İyi ki OHAL komisyonu ile memurlar arasında arabuluculuk yapan böyle iyi niyetli gazetecilerimiz var. Binlerce memur işinden olsa, daha mı iyi!

Gözaltına alınan elemanına destek için giden bir güvenlikçinin, polis merkezinden ölüsü çıkmış; kazadır, kaza. 

Mahallesi kentsel dönüşüme tabi tutulanlar, 15 yıl borçlandırılmak istendiği için evinden çıkmak istememişler İstanbul’un bir semtinde. Ama şükür aldıkları parayı hak eden polislerimiz var, yaka paça döverek, coplayarak atmışlar işgalcileri evlerinden.

Cumhurbaşkanını denetleyecek Sayıştay’ın başına, hem de millet meclisi oyuyla, Cumhurbaşkanının bürokratlarından biri getirilmiş. İşte demokrasi bu!

Sosyal-siyasal yaşamın atıklarına bir bakar mısınız, müsilaj her yana yayılmış! Peki, ne yapmak lazım?

Devrim lazım, devrim, dediğinizi duyar gibiyim. Yukarıdan aşağıya toplumu bir güzel temizlemeli, yeniden inşa etmeli, başka çare yok! İyi de, bütün bu atıklar, yeniden ve yeniden toplumu yukardan aşağı inşa ederken ortaya çıkmadı mı kardeşim?

Siz kaynağı doğru tespit edin, müsebbibine bedelini ağır ödetin, bir daha ortalığa kimsenin atık salamayacağı bir sistemi el birliği ile kurun, kontrol-denetim sistemlerini yerelde, yerinde kurun, doğru işlesin yeter.

Gerisini doğa, yaşam halleder.

Son söz: İzmir İl örgütüne yapılan baskında gencecik bir fidanı katledilen HDP, kapatılmaya çalışılıyor. Muhalefet bu girişime karşı olduğunu rutin demeçler vererek açıklamak ile yetiniyor. HDP’ye karşı mesafeyi koruyor, tam da birilerinin istediği gibi. Müsilaj altındasınız, bunu bilin. En az Levent Gültekin kadar HDP ye sahip çıkamıyorsanız, kendinizi iktidara karşı, demokratik bir alternatif olarak görmeyin, değilsiniz. Gidin, demecinizi HDP eş başkanları ile birlikte medya önünde verin, insanlara umut verin, umut olun.

1959 yılında Balıkesir’de doğdu. Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü’nün Türkçe Bölümünün ardından, Anadolu Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü Lisans tamamlama programını tamamladı. Yüksek Lisansını Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bililimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri (Program Geliştirme) Yüksek Lisans Programında yaptı. 1980 öncesinde Balıkesir İlerici Gençler Derneği Başkanlığı yaptı. Sonraki dönelerde TKP ve SHP’de politik çalışmalar yürüttü. 1981-1985 arası TKP gölcük davası hükümlüsü olarak 3.5 yıl ceza evinde yattı. 2003 yılında başladığı öğretim üyeliğini, Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesinde Eğitim Bilimleri bölümünde Öğretim görevlisi olarak sürdürüyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here