Makale

Mustafa Kemal-Attila Turnaoğlu

Bir çocuk doğdu, Zübeyde Hanımın kıymetlisi. Küçük yaşlarda mahallesindeki arkadaşlarıyla oyunlar oynadı, insan sevgisini gönlüne yerleştirirken ağaçların gölgesinde mis kokulu çiçeklerin kucağında uyudu. Belki en derin ve en uzun uykularına o yaşlarda vardı. Gözlerini açtığında kitaplara uzanıp okumaya başladı, edebiyat, tarih, felsefe ilgisini çekti. İçinde bulunduğu coğrafyanın insanları ile konuştu, sorular sordu, gelenekleri inceledi, toplum kültürü nasıl gelişir merak ediyordu. Sonraları çevredeki yetkili kişilerin nasıl yöneticilik yaptıklarını inceledi, emir komuta zincirini anlamaya çalıştı. Çarşı pazara çıktı, kaç kuruşa ne alınır bakındı. Köylüye gitti ne üretiyor nasıl üretiyor izledi. Zanaatkârlara baktı, yetenek nedir nasıl gelişir gördü. Askerlere baktı gücün nerede olduğunu hissetti. Güç olmaz ise insanların bir adil düzen içinde yaşayamayacaklarını kavradı. Ancak gücün doğru ve iyi yönde kullanılması gereğini de belirledi.

O, gücü halkın elinde tutması ve özgür bir yaşam kurulup hayata geçmesi gereğini küçük yaşlardan itibaren beynine kazımış ve ergen yaşlardan itibaren planını belirlemişti. Zayıflamakta olan ve hızla çökmeye giden bu coğrafyayı temelinden değiştirecek bir sürece bir ismi daha askeri okula gitmeye başladığında vermişti: Kurtuluş.

Osmanlının şaşalı dönemi sona ermekteyken, Trakya, Boğazlar, Denizler, Anadolu, Kuzey Mezopotamya başka devletlerin göz koydukları bu topraklar işgal edilmekte ve çeşitli etnik halklar tehdit altındaydılar. Tek yol vardı; kendi kaderini çizmek ve yola çıkmak, Kurtuluş için.

Konuşmayı, ikna kabiliyeti yüksek dili ve açık yürekliliği ile mahallede bilye oynadığı çocuklara yolu tarif ederken, hızla büyüyerek eğitimlerini fevkalade başarı ve çabukluk ile tamamlarken, cebindeki plan uygulamaya geçiyordu. Tarih sayfalarında yazılmış olan ve bütün belleklerde silinemez güç ile yer eden Kurtuluş için doğru vatanseverler ile fikir ve hareket birliğine ulaşmak başarısında ki en önemli unsur, ezilmişliğe karşı gözler önüne koyduğu başkaldırıştır. Gösterdiği iradenin temelinde ise, sürecin kendisine takdim ettiği Lider konumudur. Mustafa Kemal, bu vasfı hiçbir zaman bireysel ihtiras için kullanmamış ki zaten öyle hissetmemiş ve davranmamış, Kurtuluş yolundaki büyük arkadaşları ile yarattığı yönetim sinerjisinin gelişmesinde müthiş çabuk davranarak ve saygıyı hak ederek Komutan olmuştur.

Kurtuluş Savaşı ve beraberinde gelişen Türkiye coğrafyasının bir toplum ve devlet olabilme yönündeki mücadelede Anadolu insanlarının, gözü pek yürek ve kararlılıkları Mustafa Kemal önderliğinde yapılan kongreler, toplantılar, yerel görüşmeler ve inandırıcı bildirilerin sonucunda vücut bulmuştur.

Birinci Dünya Savaşı Osmanlı sosyal, politik ve entelektüel hayatını derinden etkilemiştir. Bu dönemde Osmanlı yeni bir entelektüel gelişim gösterememiş ve Türk kültür, milli kimlik ve politik ideoloji gelişimleri bu dönemde hız kazanmıştır. Her ne kadar bu süreçte özgür İslam ve Türk halkları özlemi yeşermiş ve Türk-İslam Devleti kurulması mırıldanılmışsa da özellikle Arap kökenli vilayet ve bölgelerin elden çıkması ile bir Milliyetçi bakışa yönelim ortaya çıkmıştır. Birinci Savaş süresince çeşitli akımlar ortaya çıkmış, (burada o notlara girmeyelim) ancak Osmanlının savaştan mağlup çıkması ardından İngiltere, Yunanistan, İtalya ve Fransaya karşı bir bağımsızlık mücadelesi başlamıştır. 1876 ve 1908 Meşrutiyet hareketleri ve Birinci Savaşın getirdikleri sonucunda 1920 ve 1922 gelişmeleri Cumhuriyetin Kuruluş süreci yaşanırken buradaki başarının temeli, politik hedefler, vazgeçilmez tutku, ruh, ideoloji ve prensiplerin hayata geçmesi, tutunması ve sonuç alana kadar mücadelenin devamlılığıdır.

Bu konuda Sivas ve Erzurum Kongrelerinde ortaya konan bildirgeler, içerdiği “birlik beraberlik” vurgusu, Anadolu’nun sahiplenerek bir bağımsız ülkenin yaratılarak tüm kesimlerin beraberce yaşayacakları amacının net ve açık dile getirilmesi Kurtuluş Savaşının başarı anahtarıydı. Mustafa Kemal’in dil ve hitabetinin gücü insanların bireysel kararlılıklarına çok etkili olmuştur.

Ankara Hükümeti, Mustafa Kemal’in çok önemsediği bir çalışmayı da başarı ile gerçekleştirmiştir. Savaş propagandası süreci ile birlikte Anadoluyu korumak, bunun için savaşmak için kasabalara, köylere eğitilmiş saygın kişilerin gönderilmesi ve konuşmalar yapması sağlanmıştır. (Mehmet Emin Yurdakul, Halide Edip Adıvar, Adnan Adıvar gibi). Beraberinde yine Anadolu Ajansı (Yunus Nadi) kurulmuş ve iki gazete çıkarılarak, (İrade-i Milliye, Hakimiyet-i Milliye) ortalardaki Osmanlı, Yunan ve Ermeni gazetelerin karşı propagandaları önlenmiştir.

İngilizlerin işgal sürecinde Mustafa Kemal hemen yayınladığı bildiride; bu olayın Osmanlı yönetiminin artık sona erdiği ve yönetim yetkisinin kalmadığını belirtmiştir. Önemli bir söylem olarak: ”Türk Milleti artık kaçınılmaz olarak kendi medeniyetini kurmak, bağımsızlığını elde etmek ve korumak hakkına sahiptir…”

Mustafa Kemal’in önderliğinde bağımsızlık savaşı verilmesi, Cumhuriyetin kurulması, bu yolda çeşitli çalışmaların yapılması elbette giderek zenginleşmiş bir ekip işi olmuştur. Askeri ve siyasi kanadın rolü ne kadar büyük ise, entelektüel, ideoloji ve toplumsal gelişim çalışmalarını yürüten kanatların rolleri de o kadar büyüktür. Çeşitli isimler, felsefe üzerine yaptıkları çalışmalar ile bir toplumsal yapılanmayı öngörmüşlerdir. Bu yapılanma konservatif olmayacak, toplumun geleneksel yapısındaki çelişkiler ve çatışmaları göz önünde tutarak toplum için reformist, gelişimci programlar hazırlanarak çalışılacaktır.

Mustafa Kemal anlatılması pek kolay olmayan bir Liderdir. Birçok yönü bugüne kadar yazılmış, verilen mücadeledeki yaklaşımları, konuşmaları, fikirleri belgelenmiştir. Temel olan, bu kadar karmaşık bir Anadolu yapısını, halifelik henüz Osmanlıda dururken (kalkış 1924) bağımsızlık amaç ve fikrini bu coğrafyaya aşılayabilmek, inandırabilmek, tek çözümün bu olduğunu anlatmak, hem askeri hem sosyal yapı üzerinde etkili olmak ve tüm başarıların bir kolektif çalışma sonucu olduğunu beyan edebilmek-tek adam olmadığını söyleyebilmek…..

Saygı ile anıyoruz

Attila Turnaoğlu –1953 yılında İstanbul’da doğan Turnaoğlu, Lise öğrenimini Kadıköy Maarif Koleji’ndetamamlamıştır. ODTÜ Endüstri Mühendisliği’nde yüksek öğrenimini tamamlayarak 1979 yılında iş hayatına atılmıştır.İş hayatında sırasıyla STFA Grubu’nun çeşitli şirketlerinde (1979 – 1994) Yöneticilik yapmıştır. Daha sonra İntermak grubunda Genel Koordinatör olarak görev aldıktan sonra 1995 – 2001 yılları arasında Transtürk Holding Aş – Israel Jv ortaklığı şirketlerinde Gübre, Fide üretim ve pazarlaması konularında görev almıştır. Daha sonra bir müddet müşavirlik yapmış olup, 2005 -2014 yıllarında Koca Grup bünyesinde Çeşitli Yurt Dışı Projeler Koordinatörü olarak Endüstriyel Tesisler, çeşitli alt yapı inşaat işleri faaliyetlerini yürütmüştür. Ardından Bionas Tarım LTD Şirketinde Genel Müdür olarak Rusya’da Organik Tarım üretimi ve Avrupa Birliği Ülkeleri, USA ve Kanada’ya satışlar gerçekleştirilmiştir.Orta öğreniminden beri müzikle uğraşmış, şarkı sözleri ve şarkılar üretmiştir. Şiire meraklı olup üniversite döneminden bu yana şiirler yazmaktadır. Bir dönem roman yazma konusuna da eğilmiş ancak yazdıkları basılmamıştır.YouTube kanalında şarkılar, şiir okumaları, video yapımları mevcut olup ileriye dönük Şiir kitabı basmayı amaçlamaktadır. Denenmemiş çalışmalara meraklı olup Foto-Şiir çalışmaları yürütmektedir. Yaşama ait kısa yazılar yazmaya da çalışmaktadır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir