Covid-19 pandemisi nedeniyle başlatılan “tam kapatma” süreci siyasi iktidarın tipik politikalarından birisi olarak fiyaskoya dönüştü. Herhangi bir ekonomik destek paketi açıklamadan başlatılan tam kapanma nedeniyle geçimlerini günlük işlerle sağlayan işsiz işçiler, yevmiye ile çalışan işçiler, hizmet ve eğlence sektöründe çalışan işçiler, küçük işletmeler açısından mevcut kriz derinleşti. DİSK-AR’ın araştırmasına göre salgın döneminde patronlara 23 milyar TL kaynak aktarılırken, 2,6 milyon işçiye ödenen nakdi ücret desteği 11 milyar TL’de kaldı. Kod-29 ile devam eden işten çıkarmalar makyajlanarak Kod-46 ve diğer kodlarla devam ettirildi. Kısacası işçi sınıfı açısından iktidarın “tam kapanma”sı sadece 17 günlük bir krizin adı değil, pandeminin özeti niteliğinde oldu. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun 2020 Raporu’nda Türkiye’nin çalışanlar için en kötü 10 ülke arasında yer alması da bu tablonun sağlaması sayılabilir.

İşçiler çalışmak ve enfekte olmak arasında gidip gelirken aşı politikaları fiyaskonun diğer yüzünü oluşturdu. Sağlık emek ve meslek örgütlerinin raporlarında ve açıklamalarında dile getirdiği “bulaşın temel mekanlarından olan işyerleri” görmezden gelinmeye devam edildi. İmalat, inşaat, depo, market, tersane, eğitim, tarım vd. alanlarda çalışan işçilerin büyük çoğunluğuna aşı sırası gelmemesine karşılık üretim aralıksız olarak sürüyor. (Örneğin “Tam kapanma” sürecine rağmen E-Devlet üzerinden 3 milyon 21 bin 778 ‘Çalışma Muafiyet İzni Belgesi’ düzenlendi.)

Ankara İSİG Meclisi 1 Mayıs öncesinde emek ve meslek örgütlerinin imzacısı olduğu “Covid-19 işçi sınıfı hastalığıdır!” başlıklı bir açıklama yaptı ve ortak işçi sağlığı ve güvenliği taleplerini imzalamaya çağırdı. Salgına karşı İSİG önlemlerinin alınması talebi ile iç içe olarak işsizliğe, açlığa karşı mücadeleyi de öne çıkarmamız gerekiyor; çünkü Covid-19 işçi sınıfı hastalığı haline geldiyse tüm ekonomik yükü de işçi sınıfına yüklenmektedir. Bizler, bu tablonun ancak ortak talepler etrafında, yan yana bir mücadeleyle değişebileceği gerçeğiyle, açıklamada belirtilen, bu salgın ve sömürü tablosunun değişmesi ve işçilerin sağlığının korunması için ifade edilen talepleri ana hatlarıyla hatırlatıyoruz:

1- İşten çıkarma yasağı uzatılsın, patronların Kod-29 gibi yollarla işçileri işten çıkarması, zorunlu ücretsiz izin ve zorunlu yıllık izin dayatması yasaklansın. Çalışma saatleri, ücretler ve haklarda bir kayıp olmaksızın en çok günlük 6 saat olacak biçimde sınırlandırılsın. Çalışma süresinin kısaltıldığı işyerlerinde patronların, bu süreleri işçilerin izinlerinden düştüğü hukuksuz uygulamalarına son verilsin.

2- Kişisel hijyen ve korunma malzemeleri işçilere (ve halka) ücretsiz olarak dağıtılsın. İşçilerin sağlık taramaları ve temaslı takibi yoğunlaştırılsın ve işyerlerinin denetimi yapılsın. Patronların vaka sayılarını gizlemesinin önüne geçecek düzenlemeler yapılsın. İşyeri-ev bulaş riski takip edilsin. Vaka sayısının belirli bir oranın üzerinde olduğu işyerleri kapatılsın.

3- Alınan karar ve tedbirlerin kamunun bir bölümünde değil, özel sektör, kayıt dışı sektör ve 50’den az çalışanı olan işyerlerinde uygulanması ve yaptırımı sağlansın, gerekli önlemlerin alınmadığı işyerleri için aktif bir ihbar, denetim ve ceza mekanizması oluşturulsun.

4- Sağlık ücretsiz ve herkesçe erişilebilir hale getirilsin. Başta testler olmak üzere tüm sağlık hizmetleri kamu hastanelerinde ve özel hastanelerde ücretsiz olarak yapılsın. Kendisi ve yakını virüs nedeniyle karantinaya alınan işçi hastalık süresi kapsamında olsun ve bu süredeki gelir kaybı önlensin.

5- Aşılama sürecine tüm çalışanlar dahil edilsin ve ivedilikle aşılama gerçekleştirilsin. İlaç şirketlerinin kârı değil, kamu yararı düşünülsün. Halk sağlığı için aşılarda patent hakkı kaldırılsın.

Nisan ayında 249 iş cinayeti!
Yüzde 63’ünü ulusal basından; yüzde 37’sini ise yerel basın, işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, iş yeri hekimleri, meslek örgütleri ve sendikalardan öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla Nisan ayında en az 249 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here