“YALNIZ BİR DEVRİM”

Siyaset bilimci Doğan Y. Çetinkaya: “Fransa’nın bugün de kullanılan 3 renkli bayrağı yerine 18 ve 19 Mart’ta Hotel de Ville’de Belediye Sarayı’na yani kızıl bayrak çekiliyor. Yani ulusal bayrak yerine aşağıdakilerin, işçilerin daha sonra sosyalistlerin de bayrağı olacak kızıl bayrak çekiliyor.”

*Fotoğraf: Paris Komünü’nün meşhur barikatları/ Wikipedia

Bugün, Paris Komünü’nün 150. yıldönümü. 18 Mart 1871’den 28 Mayıs’a kadar süren Paris Komünü ayaklanmasını  İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler’den ihraç edilen Y. Doğan Çetinkaya, Açık Radyo Açık Gazete’de Ömer Madra ve Özdeş Özbey’in sorularıyla anlattı. Aktarıyoruz.   

Nedir bu Paris Komünü? Lütfen bize birazcık özetler misin?

Çetinkaya: Paris Komünü deyince “komün” lafından başlamak lazım. Fransızcada aslında komün belediye anlamına gelir, bir idari birim, bölgedir yani. Bizde, Türkçede çok komünizmle ilişkilendirildiği için ilk önce onu söylemek lazım. Fransa’da çokça komün vardır çünkü kabaca belediye demektir. 19. yüzyılda Paris devrimin başkenti olarak kabul edildiği ve çokça devrimci kalkışma olduğu için Fransa’da ve özellikle Paris’te, çokça lafı geçen bir yerden bahsedelim. Paris’te de “Hôtel de Ville” denen bir bina vardır. Yine birçok devrimci mücadelenin, çatışmanın ve siyasi mücadelelerin odağındadır. O da aslında belediye sarayıdır yani bir otel değildir.

Hangi koşullarda çıktı

Bu Komün, normalde Fransa’da belediye anlamına gelen komün, neden bir özyönetim organı olarak, özyönetim ve iktidar odağı olarak otaya çıktı? 1870 yılında Almanya daha doğrusu Prusya ile Fransa arasında bir savaş gerçekleşiyor. Bu çok önemli bir savaş ve bu savaşın son muharebelerinden biri Sedan’da gerçekleşiyor. Fransa Sedan’da çok ağır bir hezimete uğruyor. Hatta o kadar ağır bir hezimet ki bu, Fransa’nın ikinci imparatorluğunu ortaya çıkarmış olan 3. Napolyon, yani Napolyon Bonapart’ın yeğeni olan 3. Napolyon, yani Fransa’nın imparatoru ele geçiriliyor, esir düşüyor. Bu hezimetin ardından ve imparatorun esir düşmesinden bir gün sonra Paris’te demin dediğim “Hôtel de Ville”de, Belediye Sarayında bir araya gelen hükümet, kendini Ulusal Savunma Hükümeti olarak ilan ediyor. Aynı gün bu organ, Cumhuriyeti de ilan ediyor.

4 Eylül’den başlatılabilir

4 Eylül’de aslında Paris Komünü’nün ilk başlangıç adımı burada atılıyor. Fransa’nın yenilgisi, Almanya’nın özellikle kısa bir süre sonra da Paris’i kuşatma altına almasıyla birlikte Paris’te tekrar 1789 Fransız Devrimi’nde ortaya çıkan Cumhuriyet ilan ediliyor. Aslında Paris Komünü’nü 4 Eylül’den başlatabiliriz. Neden? Çünkü 4 Eylül’de Cumhuriyetin ilan edilmesi de çok önemli bir politik mücadeleyle gerçekleşmişti. Yani cumhuriyetin ilan edilmesi çok önemli radikal bir adımdı. Hôtel de Ville’in aşağıdan gelen radikal siyasal eğilimleri olan sosyalistlerin, anarşistlerin baskısıyla Cumhuriyet ilan edilmek durumunda kalınmıştı. Çünkü normalde Fransa’da o gün mevcut olan Fransız siyasetçiler, politik gruplar meşruti monarşiden yani parlamentonun meclisin olduğu bir kraliyetten yanaydılar. Öyle çok cumhuriyet taraftarı değillerdi. Cumhuriyeti daha çok radikal gruplar dillendiriyordu, talep ediyorlardı. Bundan dolayı Paris’teki bu radikal çıkış aslında 18 Mart’a giden sürecin de ilk habercisiydi diyebiliriz.

İktidar boşluğu 

Bu 4 Eylül’den sonra 18 Mart’a kadar neler oldu? 4 Eylül’den 18 Mart’a kadar ne oldu aslında Fransa çok ciddi bir politik kaosun içerisine sürüklendi? Çünkü çok ciddi bir iktidar boşluğu söz konusuydu. Neden? Sadece imparator esir düşmemişti yani kralını kaybetmemişti Fransa. Aynı zamanda ordusu da dağılmıştı, çok büyük bir hezimet.

Alman ordusu Paris’e kadar gelmişti. Paris kuşatma altındaydı. Bundan dolayı çok ciddi bir otorite boşluğu vardı. Aslında Fransa’da cumhuriyetin ilan edilmesi ve radikal grupların çok ciddi bir şekilde hemen yükselişe geçmesi, biraz bundan kaynaklanıyordu. Ve Paris kuşatma altında olduğu için anaakım siyasi temsilciler, muhafazakar siyasetçiler Paris’te işçi sınıfının ayaklanması, radikal siyasetçilerin çok fazla ön planda olması dolayısıyla Paris’i terk etmişlerdi.

Açlık tehlikesi

Bundan dolayı hem Fransa hem Paris’te çok ciddi bir iktidar boşluğu var. Yani devlet, ordu, egemenler, seçkinler aslında ortadan kaybolmuşlardı. Ortadan kaybolunca da çok ciddi iktisadi ve siyasi bir problem ortaya çıkmıştı. Kuşatmadan ve savaştan dolayı çok ciddi bir açlık tehlikesiyle de karşılaşılmıştı. Birçok kent merkezinde. Niye? Çünkü insanların kendi beslenmelerini bile sağlayacakları bir ortam yoktu. Özellikle Paris’in dış dünya ile Fransa’nın diğer şehirleriyle haberleşmesi dahi ancak balonlar veya güvercinlerle sağlanıyordu. Yani olağanüstü yollarla dış dünyayla irtibatı vardı Paris’in uzunca bir süre. Bundan dolayı bu iktidar boşluğunda özellikle radikal siyasetçilerin ve işçi sınıfının temsilcilerinin yavaş yavaş kendi talepleriyle ortaya çıkmaya başladığını görüyoruz. Fakat Geçici Hükümet sosyalistlerden, anarşistlerden, radikal gruplardan oluşmuyordu.

İki ayaklanma

Her ne kadar cumhuriyeti ilan etse de daha radikal bir dönüşüme ayak diriyordu. Fransa’da siyasal parçalanmışlık ve müzakereler bir şekliyle devam ediyor. Bu süreçte iki önemli ayaklanma daha gerçekleşiyor Paris’te. Bunlardan biri 31 Ekim’de olacak, biri de Ocak aylarında, 22 Ocak’ta gerçekleşecek. Bu kalkışmalarda işçi sınıfı temsilcileri ve radikal sol gruplar cumhuriyetten, ilan edilmiş cumhuriyetten, mevcut Paris’teki hükümetten daha doğrusu, daha radikal adımlar atmasını istiyor. Hem Almanlara karşı kuşatma altında olan Paris’in Almanlara karşı savunması adına hem de Paris’te yaşanan iktisadi sosyal problemlere çözüm getirilmesi adına. Fakat bu kalkışmalar mevcut asker ile hükümete sadık gruplar tarafından dağıtılabiliyordu. Ortadan kaldırılabiliyor ya da durdurulabiliyordu.

Yeni meclis

Ama görüldüğü üzere Fransa’da çok ciddi bir siyasal çekişme vardı. Tam da bu ortamda Paris’ten uzaklaşmış olan siyasetçiler özellikle muhafazakârlar, daha sonra başbakan da olacak Thiers gibi şahsiyetler seçim talebiyle ortaya çıktılar ve Fransa’da yeni bir cumhuriyetle birlikte yeni seçimler gerçekleştirdi. Fakat işin ilginç yanı seçimlerden sonra ortaya çıkan meclis, Paris’te değil Paris’in güney batısında olan Bordeaux kentinde toplandı.

Neden çünkü Paris’teki bu radikal eğilimlerden aslında muhafazakâr siyasetçiler biraz çekiniyorlardı. Bundan dolayı Bordeaux’da toplandılar. Daha ileriki aşamalarda da Paris’te değil geleneksel olarak biliyorsunuz Paris ve Fransa’da devrim olduğu zaman Paris-Versay karşıtlığı vardır. Krallar da Paris’in radikal tutumlarından çekindikleri için saray Versay’dadır, Paris’in dışında banliyösünde. Bundan dolayı bu meclis de ya Bordeaux’da ya da Versay’da bulunacaktı bütün bu Paris Komünü sırasında. Yani Paris’ten uzaklaşmada yani Paris yine 19. yüzyıldaki tipik devrimin başkenti olma pozisyonunu sürdürüyordu. Bu seçimlere baktığımızda fakat yine Paris ve kır karşıtlığı 19. yüzyılda çokça ifade edilir. Paris’in radikal eğilimleri aslında bu meclise yansımamıştı.

Paris’ten sosyalistlerin anarşistlerin bazı ileri gelenleri meclise girmişse de aslında daha çok muhafazakâr temsilciler gelmişti taşradan bu meclise. Bundan dolayı Paris’teki bu radikal eğilimi temsil etmiyordu bu meclis ve bu meclisle Paris arasında bir ikilik ortaya çıkmıştı. Bu meclisle birlikte muhafazakâr siyasetçiler yavaş yavaş Paris’e de müdahale etmek istiyorlardı. Fransa’yı yönetmek için bu gerekliydi haliyle. Bu arada dağılmış olan Fransız ordusunu toparlıyordu. Kimin yardımıyla? Almanya’nın yardımıyla.

Çünkü Almanya da bu Paris’te yükselmekte olan akımdan tedirgindi. Her ne kadar kuşatma altında tutuyor olsa da. Almanya’nın cevaz vermesiyle Fransız ordusu hızla toparlanmaktaydı. Seçilmiş olan meclis de Versay’a geliyordu ve artık Paris’te otaya çıkan radikal eğimlini ortadan kaldırmak istiyordu.

Teyakkuz Komiteleri

Şimdi Paris’te 4 Eylül’de cumhuriyet ilan edildikten sonra dedik ya Paris’te komün belediye demek. Paris’in 20 tane idari bölgesi vardı. Bu 20 idari bölgede Teyakkuz Komiteleri kuruldu. Paris’te 2 önemli iktidar ortaya çıktı. Bu Teyakkuz Komiteleri, 20 idari bölgeden temsilciler göndererek bir Merkez Komite oluşturdular. Paris’i yönetmek adına bu Merkez Komite Hotel de Ville’deki yani Belediye Sarayı’nda  Paris’in yerel hükümeti yanında ikinci bir iktidar odağı olarak ortaya çıkıyordu.

Ulusal Milisler

Yine Paris’te silahlarını temsil etmemiş ve geleneksel olarak Paris’in güvenliğini sağlayan Ulusal Milisler vardı. Bu Ulusal Milisler de halktan oluşuyordu. Yani 19. Yüzyılda bugün bizim bildiğimiz anlamda polis teşkilatı tam olarak ortaya çıkmamıştı. Yeni yeni ortaya çıkıyordu. Bu Ulusal Milisler de halktan oluştuğu için halkın içerisindeki değişik sınıflar bu silahlı emniyet teşkilatı içerisinde temsil ediliyordu. Tabii demin anlattığım ortamdan da anlaşılacağı gibi bu Ulusal Milisler’de de Paris’te kalmış olan aşağı sınıfların işçi sınıfının temsilcileri çok ciddi bir şekilde temsil ediliyordu.

Silahlı varlık

Bunun için belediyede temsil edilen hükümetin karşısında farklı idari bölgelerde Teyakkuz Komiteleri ve onların Merkez Komitesi ve Ulusal Milisler vardı. Bunlar radikal talepleri dillendiriyorlardı ve Paris’te önemli bir iktidar alternatifi olarak ortaya çıkıyorlardı. Bu alternatif iktidar odakları yani silaha sahiplerdi. Silah da bu Ulusal Milisler’den geliyordu. Çünkü her mahallenin nasıl idari bir organı varsa aynı zamanda ulusal silahlı milisleri vardı resmi anlamda geçerliliği olan. Onlar da aşağıdaki sınıflıları temsil eden bir silahlı gücü temsil ediyordu. Ve Paris’te güvenliği sağlayan askeri toplar vardı. Bunlar çok ciddi yükselmekte olan devrimci komitelere silahlı bir güç sağlıyordu. Aslında Paris’in dışındaki meclisin muhafazakâr siyasetçilerin dış dünya tarafından tanınan geçici hükümetin de aslında tedirgin olduğu bu silahlı varlıktı.

Yani Paris’te sadece bir toplumsal, işçi sınıfının, aşağıdaki sınıfların bir ayaklanması ve talepleri söz konusu değildi aynı zamanda hem örgütlülerdi idari anlamda hem de silah sahibiydiler. Yani ortadan kaldırılmaları o kadar kolay değildi. Özellikle de Fransız ordusunun hezimete uğramış ve dağılmış durumu söz olduğu için. Bundan dolayı Paris’te bir iktidar boşluğuyla Mart’a kadar bu durum devam etti. Çeşitli gösteriler oluyordu, bunlar bastırılıyordu, çok ciddi anlamda sosyal ve iktisadi sıkıntılar vardı.

Paris’te tam iktidar

Nihayetinde biraz daha toparlanan bu meclis ve meclisin başındaki Thiers orduya, ordudaki birçok generalin karşı çıkmasına rağmen, çünkü çok ciddi bir çatışma ve iç savaş tehlikesi mevzubahisti, onların karşı çıkmasına rağmen, Paris’te mevcut ve önemli tepelere konuşlandırılmış toplara el koyması için iki generali ve askerleri görevlendirdi. Paris’e gönderdi. 18 Mart’ta bu girişimin Paris halkı tarafından boşa çıkartılması ve özellikle gönderilen iki generalin yakalanarak ve tutuklanarak ve daha sonra da infaz edilerek bu girişimin boşa çıkartılması, Paris Komünü’nün de artık 18 Mart’tan itibaren başladığını çünkü o noktadan itibaren artık radikaller Belediye Sarayı’na Paris’teki iktidar merkezine saldırarak, orayı ele geçirerek, Paris’te tam anlamıyla iktidar olmuşlardı.

Burada da yeni bir seçimle bir konsey, meclis oluşturacaklardı. Yani Paris’i yönetecek yeni bir meclis oluşturdular ve bundan sonrada Paris Komünü olarak bildiğimiz yönetim, olgu, ete ve kemiğe bürünmüş oldu. Yani ikili iktidar, devrimler tarihinde önemli bir kavram olan ikili iktidar durumu Paris’te sona ermişti. Böylece devrim Paris’te gerçekleşmişti diyebiliriz. Paris Komünü kabaca aslında böyle oluşuyor.

Topları da Montmartre tepelerine taşıyorlar galiba Prusyalılar Paris’e girmeden evvel. Prusyalıların yolundan çekip onların elinden kurtarmış oluyorlar galiba topları da di mi? Güvenli yerlere saklıyorlar.

 Çetinkaya: Evet. Ordu aslında Montmartre tepesinde en önemli çatışma oluyor bu topları teslim etmemek adına diğer başka yerle de ordu bunların bazılarını ele geçirmekte muvaffak oluyor, başarıyor. Fakat dediğim gibi 18 Mart’ta Paris komünü ilan edildikten sonra komün yönetimi ve konsey seçimi gerçekleştikten sonra aslında ordu ve hükümet Paris’te yenilmiş oluyor ve geri çekiliyor.

Neden önemli?

Zaman kazanmak için, fakat şimdi Paris Komünü bizim için neden önemli? İnsanlık tarihinde neden önemli Paris komünü? Aslında o dönem için radikal olan ama devrimler tarihinde ve daha sonra gerçekleşecek devrimci kalkışmalarla karşılaştıklarında o kadar da aşırı radikal olmayan, ama bizim için sembolik önemi olan bir takım önemli kararlar alınıyor. Bir kere hemen cumhuriyetin ilanında olduğu gibi.

Kızıl Bayrak

1789 Fransız Devrimi, devrimler tarihinin en büyük devrimlerinden biridir ve Fransız ulusal tarihi için de çok önemlidir. Hemen onun sembolik birtakım kazanımlarına geri dönülüyor. Ne oluyor? İşte ünlü Fransız devrim takvimi geri getiriliyor, Fransa’nın bugün de kullanılan 3 renkli bayrağı yerine 18 ve 19 Mart’ta Hotel de Ville’de belediye sarayına yani kızıl bayrak çekiliyor. Yani ulusal bayrak yerine aşağıdakilerin, işçilerin daha sonra sosyalistlerin de bayrağı olacak kızıl bayrak çekiliyor. Yani başka bir siyasal iddiayla ortaya çıkmış oluyorlar.

İlk icraatlar

Başka bir yönetim iddiasında bulunuyor. Sembolik olarak da komün. Devlet ve din işleri ayrılması çok önemle vurgulanıyor, herkese temel eğitim hakkı yine 19. yüzyılın sonlarında ancak gündeme gelecek ve tatbik edilmeye başlanacak olan herkese temel eğitim hakkının verilmesi karar altına alınıyor. Kuşatma süresince kiralar durduruluyor. Demin dediğim gibi ekonomik ve iktisadi sıkıntılar var. Kira ödemeleri durduruluyor, özellikle fırın çalışanlarının gece çalışması yasaklanıyor, çocukların çalışması yasaklanıyor.

İş aletleri iade

Yine önemli bir karar evli olsunlar olmasınlar Ulusal Milis’te olanların eşlerine ve çocuklarına maaş bağlanıyor çalışamadıkları için. Rehine ve tefecilere verilmiş insanların özellikle iş aletleri ve eşyaları iade ediliyor. Tabii bu da çok ciddi büyük bir şey değil, 20 Frank’a kadar olan iş aletleri iade ediliyor yalnızca. Çünkü insanlar ayakta kalabilmek için iş aletlerini rehine vermişler. Özellikle zanaatkârlar o zamanlar işçi sınıfının en önde gelen unsurları zanaatkârlar. Onların iş aletleri iade ediliyor, rehinde olan.

Borçlar erteleniyor

Ticari borçlar iptal edilmiyor ama erteleniyor. Bu borçlara uygulanan faizler kaldırılıyor. Sahipleri tarafından terk edilmiş fabrikalara, atölyelere el konulmuyor ama eğer sahipleri terk etmişlerse çalışanları tarafından işletilmesine karar veriliyor. Ama sahipleri bir gün gelirse onların tazminat haklarının baki olduğu ilan ediliyor. Yani doğrudan bir üretim araçlarına el konulma kararı verilmiyor. Sadece bunların işletilmesine, sahipleri terk etmişse tabii, karar veriliyor.

Seçilmişler ve seçenler

Ama en önemli karar konsey üyeleri yani Paris Komünü’nün temel meclisinin üyelerinin seçiminde gerçekleşiyor . Bu seçim bugün bizim bildiğimiz anlamda temsili bir seçim değil. Seçilebilen temsilciler her an geri çağrılabiliyor. Biliyorsunuz daha sonra sosyalist literatür ve siyasal tartışmalarda da en önemli demokratik kazanımlardan biri olarak sürekli daha sonraki devrimlerde de bulunacak yani seçilmiş olan temsilcilerin her an onları seçenler tarafından geri çağrılabilmeleri. Bu demokratik denetim açısından seçilenler ve seçenler arasındaki demokratik etkileşim açısından o zaman için en önemli kararlardan bir tanesi oluyor konsey üyelerinin geri çağrılabilmesi.

Mutfaklar, kantinler

Daha önce değindiğim Teyakkuz Komiteleri’nin seçilmiş meclisin dışında da her idari bölgede bir birinden çok farklı öz yönetim organları ve organizasyonları kuruluyor. Paris’in tabandan yönetimi adına. Kantinler mutfaklar oluşturuluyor, ilk yardım ve özellikle sağlıkla ilgili organizasyonlar yapılıyor. Bunlar Paris Komünü’nün o gün için attığı önemli adımlardı ve daha sonraki siyasal tartışmalarda da referans alınan önemli adımlar oldular.

Aslında gördüğünüz gibi komünizm ve sosyalist siyasette bugünden baktığımızda özellikle 20. yüzyılın başında yaşanmış devrimci kalkışmalar karşılaştırıldığında çok da radikal gelmeyebilir. Üretim araçlarına el konulmaması, Merkez Bankası’ndaki paraya, paranın değeri düşmemesi adına, el konmaması bunlar tabii çok büyük handikaplar olacak daha sonra Paris Komünü’nün yenilgisinde.

En büyük hataları olacak di mi?

Çetinkaya: Evet bankadaki paralara el konmaması, nasıl toplara el koymuşlardı da geri vermemişlerdi, bankadaki paralara da el koyup geri vermeyebilirlerdi ya da Versay’ın üzerine yürüyebilirlerdi. Versay daha henüz toparlanmamışken çünkü Paris’in taşrayla bağlantısı çok büyük oranda kesildiği için Fransa’nın Paris’te olan bitenden çok da haberi yok.

Dejavantajları

Lyon gibi Marsilya gibi kentlerde de birtakım girişimler oluyor hatta Lyon’da iki günlüğüne oranın Belediye Sarayı da ele geçiriliyor. Radikal siyasetçiler tarafından ayaklanarak fakat bu sadece çok kısa bir süre sürüyor çünkü oradaki Ulusal Milisler oradaki devrimci kalkışmaya ve komüne sahip çıkmıyorlar. Paris’e has bir durum olarak ortada kalıyor. Şimdi Paris Komünü’nün yenilgisinin tabii çok temel nedenlerinin başında elbette ki bu Paris’in tek başına kalması, Fransa’da diğer şehirle de ciddi bir koordinasyonun olması. Paris’in içerisinde aslında çok ciddi bir kendiliğinden eğilimin sonucu olarak bir koordinasyonun olmaması, çok ciddi dağınık bir yapı arz etmesi en önemli dezavantajları.

Bizim bildiğimiz anlamda Paris Komünü sırasında 1871’de hala dünyada siyasal partiler mesela çok net bir şekilde ortaya çıkmış durumda değil. Ya da tam olarak aslında o çağda ortaya çıkıyorlar. Onun için çok ciddi bir siyasi organizasyon yok. Ayaklananlar arasında çok ciddi bugün bildiğimiz anlamda programa sahip siyasal gruplar yok. Onun için bir siyasal grup yani 1917 Rus Devrimi’ndeki Sosyalist Devrimci’lerden, Bolşeviklerden, Menşeviklerden yani siyasal partilerden bahsedemiyoruz.

Gruplar

Birtakım insanların adlarından ve onların çevresinde kümelenmiş gruplardan bahsediyoruz. Mesela kimdir bu Paris Komünü’nü gerçekleştiren gruplar? Mesela Blanki çok önemli bir siyasal şahsiyet 19. yüzyılda. Blanki kendisi Paris Komünü olurken hapiste zaten. Kendi taraftarlarının başında değil. İşte Blankici gruplar var diyoruz bunun için. Ya da yine çok önemli bir Fransız anarşist filozof biliyorsunuz Proudhoncular var ama bu tek tek Proudhoncular da kendileri önemli şahsiyetler yani doğrudan siyasal bir parti gibi hareket etmiyorlar. Daha henüz kurulmuş, 1864’de kurulmuş, yani 6-7 sene önce kurulmuş olan bir Enternasyonal var. Bütün Avrupa’daki ileri gelen sosyalistler ve radikal siyasetleri bir araya getirmeye çalışan. Onların taraftarları var fakat onlar da çok net bir siyasal parti gibi değiller.

Barikatlar

Böyle bir dağınıklık söz konusu olduğu için ve tabii ki de sonuçta Paris Komünü karşısında muzaffer bir Alman ordusu ve onun yardımıyla toparlanmakta olan Fransız merkezi ordusu var. Bunların karşısında direnebilecek bir askeri güce Ulusal Milisler zaten sahip değil. Bir de onlar toparlanıp Paris üzerine yürüdüklerinde 1848 devrimlerinde olduğu gibi büyük bir direnişle karşılaşmıyorlar. Neden? Çünkü 19. yüzyıl boyunca 1848 Devrimleri’nden sonra Paris’te çok ciddi bir kentsel dönüşüm gerçekleşiyor. Yani barikat kurmak çok mümkün değil artık.

19. yüzyıl devrimci kalkışmaların en önemli kurumlarından biridir barikatlar. Barikatlar çok sembolik Paris komünü’nden geriye kalan fotoğraflarda çokça resimlerini görürüz her yerde yığılmış taşlar, kaldırım taşları vs. fakat bunlar etkin bir orduyu durdurabilecek cesamette, güçte barikatlar değillerdi. 1848’de bunların ortadan kaldırılması için ordunun çok ciddi top ateşi açması gerekiyordu. 1871’de ise bu direnen barikatları ortadan kaldırmak ordu için çok büyük bir iş ne yazık ki olmamıştı. Bu sebeple özellikle Haussman’ın kent reformları, Paris’i çok ciddi anlamda dönüştürmüştü. Bundan dolayı komün kısa bir süre içerisinde Mayıs ayının 4-5 günü içerisinde ortadan kaldırıldı.

“Yalnız bir devrim”

Bizim için önemi demin söylediğim gibi almış olduğu kararlar dolayısıyla oldu. Tabi Paris Komünü çok kısa bir zaman önce de bir yazı yazdım aslında “yalnız bir devrimdir”. Çünkü devrimlerden bahsettiğimiz zaman genelde dünya tarihinde, insanlık tarihinde, bunlar belli aralıklarda kümelenirler.

Katliam

Mesela “Devrimler Çağı” dediğimiz bir dönem vardır. 1789 Fransız Devrimi ile başlayıp 1848 Devrimleri yani Halkların ve Ulusaların Baharı denilen devrim ile sona eren. Dünyada devrimci kalkışma olmayan hemen hemen hiç bir bölge yok gibidir o çağ içinde. Yani Osmanlı İmparatorluğu’ndan işte Rusya’ya Latin Amerika’ya, Avrupa’ya Uzak Asya’ya her yerde devrimler vardır. Ve bunlar bir dalga gibi gelirler. Yine mesela 1905 Rus Devrimi’yle başlayıp 1919 Macar Devrimi’ne kadar giden 1917 Rus Devrimi’nin de içinde olduğu devrimci kalkışma dönemleri, dalgalar vardır. Bunlar içerisinde devrimler birbiriyle etkileşirler.

Paris Komünü bu iki dalganın arasında yalnız ve sessiz bir devrimci kalkışmadır aslında. Ve bundan dolayı hem kendinden önceki hem kendinden sonraki devrimci dalgaların özelliklerini taşır. Ve kendinden sonra 1905’le gelecek devrimci kalkışmaların bir habercisidir. Ve çok ilginç Paris Komünü bastırıldıktan sonraki 20 yıl boyunca Paris Komünü’nün 18 Mart’ı değil 27-28 Mart’ı kutlanmaz anılırdı, yaşanan katliamdan dolayı. Çünkü 20 bin civarında insan katledilmişti, infaz edilmişti, canlı olarak yakalanmış olmalarına rağmen. Yakalandıkları yerde öldürülmüştür insanlar.

Sahip çıkılmadı

Sonra da idam edilenlerle birlikte hatta 50 bini bulmakta olduğu söyleniyor bu sayının.

Çetinkaya: Evet sadece son gün 4-5 günlük çatışmada 20 bin civarında insan katledilmiştir. Paris Komünü’ne o dönemin bazı radikal siyasetçileri sahip çıkmışlardı, Marx gibi, Bakunin gibi. Özellikle ortaya çıkıp yükseldikten ve bu radikal kararları aldıktan sonra sahip çıkmışlardı. Fakat Paris Komünü’nden sonra özellikle Fransız sosyalist siyaseti genelde arasına bir mesafe koymuştur komünle. Yani Paris Komünü’ndeki ayaklanmanın yanlış olduğu düşünülmüştür. Çünkü daha sonra gelen siyasetçiler mesela Fransız sosyalist partisi Guesd gibi önemli bir liderler, Jores gibi liderler bunlar sahiplenseler de bir mesafe koymuşlardır.

Tekrar gündeme gelmesi

Aslında Paris Komünü’nün almış olduğu kararlar ve temsil etmiş olduğu sembolik anlamının tekrar gündeme gelmesi ve sosyalist siyaset devrimciler tarafından sahiplenmesi 1905 Rus Devrimi’yle olmaya başlamıştır. Çünkü ancak 1905 ile yeniden dünyaya birtakım işte Paris Komünü benzeri ayaklanmalar, başkaldırılar ortaya çıkmaya başlamış ve Paris Komünü gerçekten onu gerçekleştirenlere sahip çıkan bir şekilde tekrar hatırlanmıştı.

O iki aralık arasında demin de dediğim bu yalnızlıktan dolayı tek başına kalmış olmasından dolayı aslında belki de bir süre unutulmuştu. Onu tekrar hatırlatan 1905’le başlayan daha sonra tekrar dünyaya işte Meksika’ya, İran’a, Rusya’ya Osmanlı’ya biliyorsunuz bu devrimci dalga özellikle 1917 ile birlikte elbette 1918 Alman Devrimi ve 1919 Macar Devrimi, bu devrimci dalga geldikten sonra Paris Komünü tekrar bu demin anlattığım anlamıyla hatırlanmış ve bugün hala biz işte bu sembolik nitelikleri dolayısıyla konuşmaya devam ediyoruz.

Kadınlar

Tabii yine kadınlar çok önemli. Yani 1789 Fransız Devrimi’nde de biliyorsunuz çok ciddi anlamda kadınlar da var olmuşlardı. Ortaya çıkmışlardı hem fikri hem entelektüel, filozofik hem de aktivizm anlamında. Paris Komünü’nünde 1848 Fransız Devrimi’nden de daha fazla kadın lider ortaya çıkmış ve çok aktif olarak komüne katılmışlardır. Hem barikatlarda hem silahlı çatışma anlamında hem de fikri düzeyde çok önemli kadın önderler Paris komünün’de ortaya çıkmışlardır. Hatta 1905 dedim ya Rus devriminden sonra Paris Komünü hatırlandı tekrar devrimci anlamda diye. Ve çok ilginçtir Paris Komünü’nün bir kadın lideri vardır mesela: Louise Michel vardır. Louise Michel 1905 Ocak ayında ölür. Ve çok büyük bir cenazesi olur. Cenazesi ancak Zola’nın cenazesiyle karşılaştırılır. Yani yüzbinlerce, on binlerce insan, Parisli katılır. Louise Michael en son ölen komünarlardan biridir. 1905’de cenazesi yapılırken 1905 Devrimi olmaktadır aynı günlerde Rusya’da. Ve tam o anda Paris Komünü’ne olan bakış dönüşecektir.

Lenin

Paris Komünü’ne de bu anlamda 1905’de ilk sahip çıkan ve onun üzerine bu anlamda yazılar yazanlardan biri de Lenin’dir. O da sürgündedir o sıralarda bundan dolayı aslında Paris Komünü ile Rus Devrimi arasında da böyle bir ilinti vardır. Hatta biliyorsunuz rivayet edilir. 1917 Şubat Devrimi’nden sonra işte Paris Komünü’nün takribi yüz günü geçtikten sonra, 2,5 ay kadar sonra Lenin sokağa çıkıp kutlama yapar. İŞşte bizim devrimimiz biraz daha uzun sürdü diye, yani akıllarda hep bir Paris Komünü, 20 yüzyılın başı devrimciler için sembolik anlamda bulunmuştur.

Bia

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here