Makale

RUH-Attila Turnaoğlu

Kısaca söylemek gerekirse, ruh çekirdek düzeyde insanın kim olduğunun maddi olmayan özü ve bütünlüğüdür. Bu insanın Gerçek Doğası diye isimlendirilebiliyor.

Öz seviyesindeki yaşamın tamamı enerji olduğundan, ruh da bu enerjinin tamamıdır. Maneviyat ise insanın var oluşunun eşsiz bir ifadesidir. Gerçekten de ruh, maneviyatın bedenlenmiş hali olarak düşünülebilir. Maneviyat insanın cesaret ve dayanma gücüdür.

Ruh, bizi canlandıran, hareket eden ve hatta bizimle konuşan güç olarak, sezgilerimizin kaynağı olduğu başka bir anlatımdır.

Bir Psikolog şöyle demektedir:

Bize bir tür iç ses, ahlaki bir pusula ve yön veren ruhumuzdur. Bu içimizdeki küçük ses olarak işittiğimiz, bize daha çok şey olabileceğimizi hatırlatan ruhumuzdur. Onu manevi bir bileşen ile hayatımıza katarak beslemediğimizde ve hayatımızın anlamı ve amacını veremediğimizde acı çeken ruhumuzdur…

Bu, enerjinin bir durumdan diğerine dönüşebileceğini, ancak ne yaratılabileceğini ne de yok edilemeyeceğini belirten termodinamiğin birinci yasasını anımsatmaktadır.

Ruhunu kaybetmek ne demek?

“Kayıp ruh” (ya da hayatta yolunu kaybetmiş biri) olarak adlandırdığımız kişi olsanız da, ruhunuz gerçekte asla “kaçmaz” veya kaybolmaz. Bunun yerine, travma ve iç yaralar nedeniyle onunla bağlantınızı kaybedersiniz.

Ruh güneş veya ay gibi her zaman oradadır; ancak yüksek apartmanlar, büyük devasa hastaneler, hayallerin en büyük su kanalları gibi hasletlere kapılmış ve bu doğanın gerçeklerinden kopmuşsanız kendini gizleyecek ve sizin ondan ari bir hayatı sürmenize engel olmayacaktır.

Ruhu bir şeyin benzersiz özü veya temel yaşam gücü olarak anlarsak, her şeyin bir ruhu olduğunu görebiliriz çünkü her şeyin türünün tek örneği yaşam gücü enerjisi vardır. Etrafınızdaki ağaçlara dikkat edin her birinin sadece görünüşte değil, enerjilerinde de belirli bir benzersizliği olduğunu keşfedeceksiniz.

Aynı benzersiz öz, köpek, kuş, bulut, dağ, at hemen hemen her şeyde hissedilebilir ve gözlemlenebilir. Öz’ünü tam kavramadan önyargılı olmak insanı yanlış yönlendirebilir. Mesela, ata binersiniz, zannedersiniz ki sizin akıl ve gücünüz onu yönlendirecektir. Ama bir de bakmışsınız ki at size bir silkelemede yere atmıştır.

Toprak Ana olarak da adlandırılan dünya bile, sayısız felsefi, manevi ve dini düşünce sistemine göre bir ruha sahiptir. Dünyanın ruhu, tüm varlıkların toplam enerjisini kapsadığı için evrensel ruh olarak bilinir.

Bir insan ruhsuz doğabilir mi? Seri katillerin, psikopatların, tecavüzcülerin ve benzerlerinin ruhları var mı?

Hepimizin ruhlarla doğduğu söylenebilir, sadece bazı insanlar belki irsi, belki de toplumsal, ailevi ve çocukluk travmaları nedeniyle ruhları ile bağlantılarını kaybediyor.

Bazen bu travma o kadar yoğundur ki kişi ruhuyla olan bağlantısını tamamen kaybeder – öfke, nefret, acı, keder, takıntılı inançlar, kaybetme ve yok olma duygusu ve savunma mekanizmalarının ardına duvarlar ardında barikat kurar. Büyük duvarlar onların saklandıkları kovuktur.

Bu içsel barikatın bir sonucu olarak, bir kişi “ruhsuz” veya “içten ölü” görünebilir ve bir anlamda, ruhun sıcaklığından ve şefkatinden tamamen kopabilir.

Ruhtan bu ayrılık gerçekleştiğinde, kişi gerçekten hiçbir şey hissetmediği için veya öfke gibi belirli bir duygu tarafından ele geçirildiği için aşağılık zalimlik eylemleri gerçekleştirilebilir.

Büyük bir ülke hayal edin. Ülkenin içinde tek, parlak, saf bir ışık var. Bütün ülkeyi kapsar ve her şeyi aydınlatır. Ama bu ışığın etrafına bir duvar ördüğünüzde ne olur? Ülke daha loş ve daha da loş hale gelir. Bu ışığı tamamen gömdüğünüzde ne olur? Ülke zifiri karanlık olur; hiçbir şey göremezsiniz ve kronik bir korku ve kafa karışıklığı içinde tökezlersiniz.

Ancak Ülke dirayetli ruhlarının ışığıyla aydınlandığında, net bir şekilde doğa görülebilir ve hissedilebilir. Endişe ve korku halinde yaşamak, özgür insanlar ve onların özgür ruhları için bir konu olmadığı gibi ruhunu kaybetmişlerin ayıklanması ve Ülke bağı olmalarına son verilmesi yine ruhların enerjisinden geçecektir.

Maneviyatı insanın cesaret ve dayanma gücü olduğunu tarifledik. Bu anlamda bahis konusu cesaret ve dayanma gücü bu dünyaya ait olup, insanların birbirleriyle olan ilişkisi, beraber yaşama gereğinin toplumun her bir bireyinde kabul görmesi ve bunun için çaba sarf edilmesi, buna engel olmaya çalışan, ruhunu kaybetmişler karşısındaki en doğal yetenekleridir.

Maneviyatı, bu dünya sonrası cennetlere bahşetmek ancak zayıflık olacaktır. İnsanların cesaret ve güçlerini kırmaya çalışan, siyasi manipulasyonlar, adaletsizlik, hukuksuzluk, yalancılık ve riyakarlık peşinde koşanlar zaten o cenneti göremeyeceklerdir, kendi deyişleri ile…

Şairin dediği gibi:

kıymet bilmek zor iştir

önce anlayacaksın nedir ne işe yarar

sonra bakacaksın dünyada ne kadar

sende ne kadar

çoksa pek aldırmıyor insan harcıyor zaman gibi

az ise tehlike diyor

kıymetli diyor

su mesela olmadığını düşün

düşünemezsin bile zaten yoksundur

engin gökyüzüne bak uçsuzdur

hatta bucaksız

hava su olmaz ise kaşırsın her yerini bacaksız

kokuların kıymetini bil

çiçek özü olanlar taa gelir yemenden

güneşin ışınları ile taşıdığı

renklerinde gökyüzünden gelir

insana vurur sabahın erkeninden gecenin geçine kadar

unutma bakır taslara su doldur

almak isterler seni bir çırpıda pazarlıksız

savaş vereceksin en dirisinden bir vücut ile

öfken korkun hırsın

tüm ayağa kalkmış sinir uçların

yüreğinin diriliğidir verdiğin kıymet

halkının özgürlüğüne önder

güneşin çocuklarısınız

o sofradasınız

kıymetini bil

Attila Turnaoğlu –1953 yılında İstanbul’da doğan Turnaoğlu, Lise öğrenimini Kadıköy Maarif Koleji’ndetamamlamıştır. ODTÜ Endüstri Mühendisliği’nde yüksek öğrenimini tamamlayarak 1979 yılında iş hayatına atılmıştır.İş hayatında sırasıyla STFA Grubu’nun çeşitli şirketlerinde (1979 – 1994) Yöneticilik yapmıştır. Daha sonra İntermak grubunda Genel Koordinatör olarak görev aldıktan sonra 1995 – 2001 yılları arasında Transtürk Holding Aş – Israel Jv ortaklığı şirketlerinde Gübre, Fide üretim ve pazarlaması konularında görev almıştır. Daha sonra bir müddet müşavirlik yapmış olup, 2005 -2014 yıllarında Koca Grup bünyesinde Çeşitli Yurt Dışı Projeler Koordinatörü olarak Endüstriyel Tesisler, çeşitli alt yapı inşaat işleri faaliyetlerini yürütmüştür. Ardından Bionas Tarım LTD Şirketinde Genel Müdür olarak Rusya’da Organik Tarım üretimi ve Avrupa Birliği Ülkeleri, USA ve Kanada’ya satışlar gerçekleştirilmiştir.Orta öğreniminden beri müzikle uğraşmış, şarkı sözleri ve şarkılar üretmiştir. Şiire meraklı olup üniversite döneminden bu yana şiirler yazmaktadır. Bir dönem roman yazma konusuna da eğilmiş ancak yazdıkları basılmamıştır.YouTube kanalında şarkılar, şiir okumaları, video yapımları mevcut olup ileriye dönük Şiir kitabı basmayı amaçlamaktadır. Denenmemiş çalışmalara meraklı olup Foto-Şiir çalışmaları yürütmektedir. Yaşama ait kısa yazılar yazmaya da çalışmaktadır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir