İyi Parti, Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan hakkındaki iddiaları Meclis Genel Kurulu’na taşıdı. İyi Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, “Diyanet İşleri başta olmak üzere başka devlet kurumlarına da dezenfektan satışı var mıdır?” sorusunu gündeme getirirken, dezenfektan alımına onay veren bakanlık yetkilileri hakkında herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığına ilişkin hükümetten bilgi istedi.

ANKA’nın haberine göre; Pekcan’ın şirketi aracılığı ile dezenfektan alımına onay veren bakanlık yetkilileri hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığına ilişkin hükümetten bilgi isteyen Öztürk, şunları söyledi:

* Eski Bakan Ruhsar Pekcan yetkisini ve makamını kullanarak kendisinin ve eşinin ortağı olduğu firmaya ticari çıkar sağlamıştır. Sonuçta Ruhsar Pekcan görevden alınmıştır. Peki, bu uygulamayı sabık Ticaret Bakanı tek başına yapabilir mi? Mümkün değildir. Ticaret Bakanlığında bu uygulama üçlü sacayağında gerçekleştirilmiştir.

* Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı kaynağı, parayı bulur, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı denetler, Destek Hizmetleri Başkanlığı harcar yani kurum kendi içinde bu daire başkanlıklarının onayı olmadan eski Bakanın ortağı olduğu firma bu işi elini kolunu sallayarak yapamaz.

* Bakanlıkta dezenfektan işine onay veren Destek Hizmetleri Daire Başkanıyla ilgili soruşturma açılmış mıdır yoksa aksine ticari ateşe yapılarak ödüllendirilmiş midir?

Bakan Yardımcısı’nda şaibe

İyi Partili Öztürk, Pekcan’ın görevden alınmasının ardından, yeni atanan Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un ilk işinin, Bakan Yardımcısı Gonca Işık Yılmaz’ı görevden almak olduğunu öne sürerek, “Görevden alınan Bakan Yardımcısı bilgi işlem dairesinin ekonomik veri tabanını İngiliz menşeli bir firmaya ihale etmiş midir? “ sorusunu da gündeme taşıdı.

İyi Partili Öztürk, “Son dönemlerde ülke gündeminde video serileri olduğu için ikinci planda kalan nüfuzun ve görevin kötüye kullanılması ve artan yolsuzluk iddiaları, kendisine emanet edilmiş olan kamu gücünün özel çıkarlar için kullanılması devlete olan güveni sarsmıştır” diye konuştu.

Öztürk, yaşanan denetimsizliklerin “Ucube” olarak nitelendirdiği Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi nedeniyle meydana geldiğini öne sürerek, “Türkiye Varlık Fonu’nun göstermelik denetimi, Sayıştay’ın denetlemekle yükümlü olduğu kamu kurumlarının çok düşük bir yüzdesinin denetlenebilmesi, Meclise gönderilen raporların oluşturulan komisyonlara kırpılarak ve sansürlenerek gönderilmesi ne yazık ki ülkemizin normali hâline dönüştürülmüştür” dedi.

Soylu’nun şirketi hakkındaki iddiaları gündeme getirdi

Hükümetin yolsuzluk iddiaları bulunan bakanlıklar hakkında gereğini yapmaması durumunda bütün bakanlıkların ve bütün bakanların zan altında kalacağını vurgulayan Öztürk, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sigorta şirketi hakkındaki iddiaları da gündeme getirdi. Öztürk, hükümetten, “Sigortacılık yaptığını söyleyen Bakanın yüzde 85’i ortağı olduğu sigorta acentesi devlete bağlı kurum ve kuruluşlara, örneğin Türk Hava Yollarına poliçe kesmiş midir?” sorusuna yanıt istedi.

Demokratik hukuk devletlerinde hükümetin bütün harcamalarının şeffaf ve denetlenebilir olduğuna dikkat çeken Yasin Öztürk, denetim yasasının vakit kaybetmeden çıkarılması gerektiğine işaret ederek şunları söyledi:

“İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem önerilerimiz dâhilinde kamu denetim sistemimizin yeniden inşası konusunda tarafsızlığın ve bağımsızlığın güçlendirilmesi gerektiği açıktır. Bakanlıkların ve genel müdürlük denetim elemanlarının mesleki faaliyetlerini yürütürken görevlerini yerine getirebilmelerini sağlamak üzere anayasal güvence sağlanarak Türk denetim yasası acilen hayata geçirilmelidir.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here