Konya’dan gelen son dakika haberleri ekranlara düştüğünde hafızam Balgat ve Bahcelievler katliamını tekrar hatırladı.

“Ne alakası var” diyebilirsiniz.

Türkiye tarihi, aynı zamanda katliamlar tarihi. Her bir katliamın, katliamı planlayanlar tarafından kendine özgü hedefleri vardı. Bu katliamların arka planında hangi bağlantıların olduğu biliniyor. Katliam davalarının neredeyse hepsi zaman aşımına uğramış ya da cezasızlıkla sonuçlanmış.

Devletin parmağı bu davaların içinde hep olmuş. Çoğu zaman bu parmak topluma da gösterilmiş.

Balgat ve Bahcelievler katliamları, o dönemin siyasi ortamında basit bir “sağ- sol” çatışmasına indirgenerek ahaliye sunuldu. Sonrası malum, bunların darbe senaryosunun bir parçası olduğu anlaşıldı. O dönemde devrimciler “sağ sol çatışması yok faşist katliamlar vardır” dediler fakat oluşturulan algıyı kıramadılar.

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel “bana milliyetçiler suç işliyor dedirtemezsiniz.” demiş ve MC hükümetinde bulunan MHP’yi mutlu etmişti.

Bugün aynı siyasal süreç elbette yok, fakat MHP’yi mutlu eden egemen siyasal ilişki neredeyse aynı yerinde duruyor.

Gel zaman git zaman Süleyman Demirel muteber devlet adamı statüsüne yükseldi ve hatta bir dönem CHP’ye o kadar çok yakınlaştı ki, önerdiği isimler milletvekili dahi oldu.

Konya katliamı sonrası yapılan  resmi açıklamalarda “Kimse olayı başka yere çekmesin. Konu Kürt-Türk meselesi değil” açıklamaları ardışık olarak devreye sokuldu.

Bu ifadelerden anlaşılan ya da dışa vuran “mesele”, bu memleketin onlara göre bir Kürt-Türk meselesinin olduğunun itirafıdır. Konuyu Kürt-Türk meselesine indirgeyip etnik siyaseti kendi bekası için kullananların varlığı biliniyor. Bir arada yaşam iradesinin karşısına duranlar, bu iradenin yansıması olarak “barış” sözcüğünü dahi duymak istemeyen bir zihniyete sahiptirler.

Sağ –Sol çatışması olmadığı gibi Kürt-Türk meselesi de yok, ırkçı saldırılar var! Kürt sorununu demokratik zeminlerde çözmekten imtina edenler gergin ortam ve gerilmiş siyasetten nemalanıyorlar.

Kendi kimliğinizi bu ülkede yaşayan bütün insanlara “Türk asıllı” ibaresini cümlenin başına ekleyerek  sorunu çözemezsiniz. Bu tartışmalar çoktan bitti ve hatta artık zaman aşımına uğradı.

Otoriter rejimlerin kendi bekası toplumsal gerginliğin üzerine inşa edilir. Otoriteye tabi olarak yaşamını toplumda sürdüren çıkar çevreleri her zaman olacaktır. Bu kesimler otoriteden aldığı işareti hissettiği an, onları kimse tutamaz. Bir çok bahaneyle katliam da yapar, yol da keser, ispiyoncu da olur, mobbing de uygular, her türlü yol ve yöntem onlar için meşru hale gelir.

Çünkü,

 Onlar artık bayrak, ezan ve millet için kendini adamıştır!

 Bu kadar fedakarlığın karşılığı da sonuçta cezasızlıktır.

TİP’li 7 gencimiz Bahçelievler’de katledildiğinde ölenlere “anarşist” demiştiniz..

Balgat’ta kahvehaneler tarandığında “komünistlerin mekanı” demiştiniz..

Hrant Dink öldürüldüğünde “Ermeni-Türk” meselesi mi vardı?

Kars’tan yıllar önce gidip Konya’ya yerleşmiş aileyi çocukları ile birlikte  ne diye öldürdünüz? Kürt diye mi?

Konya’da bir etnik temizlik mi yapmak istiyorsunuz?

Sami Evren

Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Fen Bölümü mezunu. TÖB-Der üyesi, 90’lı yıllarda Devrimci Öğretmenlerin örgütlenmesinde aktif görev aldı. Kamu çalışanlarının sendikal mücadelesinde önemli yeri olan Eğit-Sen’in kurucusu oldu. Siyami Erdem ve Cafer Yıldırım’la birlikte hazırladığı Eğitim Emekçileri Tarihi (Encümen-i Muallimin’den  Eğitim-Sen’e) kitabı 1995’te yayınlandı. 2.ve 4. Dönem KESK genel Başkanlığı yaptı. Kasım 2010’da KESK’de çalışan kadına yönelik taciz iddiasında kadının beyanı doğrultusunda örgütsel hukukun işletilmesini talep etti. Talebin yönetim kurulunca ret edilmesi üzerine KESK genel başkanlığından istifa etti. Özgürlükçü Sol haber sitesini kurdu. Site mahkeme kararı ile kapatıldı. Demokrat haber ve bianet’te ve Telgraf’da yazıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here