Aşağı Saksonya Eyaleti başkenti; Hannover Büyükşehir Belediye Başkanı Belit Onay, 15 Ocak 1981’de Almanya’nın kuzeybatısında bulunan Goslar kentinde dünyaya geldi. Hukuk okumak için Hannover kentine gelen Belit Onay, hayatına burada devam etmeye karar verdi. 

Üniversite eğitimi sonrasında siyasi hayatına adım atmaya başlayan Onay 2011 yılında Yeşiller Partisi’nden Belediye meclisine seçildi. Siyasi kariyeri 2013 yılında eyalet milletvekilliğine seçilmesiyle devam etti. 

Belit Onay, 2019 Kasım ayında gerçekleştirilen seçim ile Hannover Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.

  • Sayın Başkan “ETelgraf” adına bu söyleşiyi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Rica ederim, bu davetiniz için ben de teşekkür ederim.

Belit Onay – Attila Turnaoğlu
  • Eylül 2021 seçimleri ile ilgili görüşlerinizi almak isteriz. 2017 seçimlerinde Yeşillerin oy oranı %9.3 idi. 2021 seçimleri nasıl geçer ve ne beklersiniz?

Bu seçimler önceki seçimlere göre çok farklı koşullar çerçevesinde gerçekleşecek. Birincisi, Sayın Angela Merkel aday olmuyor. Başbakanın şimdi aday olmayıp yeni adayların seçime katılıyor olması şartları epeyce değiştiriyor. Son yıllarda Merkel’in çok yüksek popülaritesi vardı, beğenilir beğenilmez, ancak bilinen bir çizgisi vardı ve bu doğrultuda seçim kampanyalarını yürüttüler. Şu anki durum çok farklı oyun yeniden başlıyor ve iskambil kâğıtları yeniden karıştırılıyor. İkinci nokta; konular çok farklılaştı, şu anda küresel ısınma, iklimlerin değişmeleri Almanya’da yaşanan sel felaketleri gibi ciddi boyutlarda konuşulan bu konular gündeme taşındı ve özellikle Yeşil politika ile konular bağdaştığı için Partimizi de ön plana taşımaktadır. Şimdi Yeşiller Partisi genç ve dinamik bir ekiple bu seçimde yola çıktı, Başbakan adayımız Sn Annalena Baerboc hem genç, hem bir bayan ve farklı bir nesile hitap ediyor ve sanırım bu sefer Yeşillerin oy oranı önceki seçime oranla epeyce yüksek olacak.

  • Birlik90/Yeşiller  oy tabanı toplumun hangi kesimlerinden oluşuyor?

Oy tabanında özellikle gençlerin desteğini görürken son yıllarda durum değişti. Yeşiller çok fazla oy potansiyeli kazanarak orta sınıfa, yaşlılara, hem bay hem bayan seçmenlere hitap edebilecek politikalar geliştirdiler. Yanı sıra, Yeşillerin belirlediği ve yansıttığı konular da farklı kitlelerce ilgi görmektedir. Sosyal katmanlarda da aynı durumdur çok net olarak sadece belli bir kitlenin Yeşillere oy verdiği söylenemez, özellikle iklim ve çevre konuları farklı farklı insanların artık ilgisindedir ve bu oy yükselmesine vesile olmaktadır.

  • 16 sene başbakanlık yapmış olan Sayın Angela Merkel hakkında düşünceleriniz nedir?

16 yıl uzun bir dönem ve hem Almanya hem de AB bu dönemlerden geçti. Mesela mülteciler ile ilgili konular ve 2016 yıllarında bu yana ve çevre sorunlarının yükselmesi bu dönemde çok sıkıntılar yaşattı. Genel olarak bakılırsa Merkel iyi bir çizgi göstermiştir. Fakat eleştirilecek yönleri de beraberinde vardır. En başta kendisinin daha aktif olması beklenmiştir. AB liderliğinde de daha aktif olmalıydı, oyunun belli bölümlerinde pasif kaldı. Almanya içinde ise daha çok muhafaza etme çabası verdi, daha fazla atılımlar yapmalıydı, son koalisyonda bir tükenmişlik ve ortaya çıkan durum görüyoruz, yeni ve Geliştirici fikirler çıkmadı. Pandemi de buna ek olarak sıkıntı yarattı ve yönetimin artık değişmesinin bir şart olduğunu görüyoruz. Merkel de artık bu tükenmişliğin farkında ve çekiliyor.

  • Anketlere göre Mayıs ayında Yeşillerin %25’lere kadar oy potansiyeli olacağı belirtilirken Ağustos ayında bu oranın %20lerde sonuç vereceği belirtiliyor. Bu konuda düşünceleriniz rica.

Anketler sonuçta ankettir, seçim sonuçları değil. Ancak bir fikir verebilir. Yeşillerin konuları, sunduğu çözüm önerileri çok farklı kesimler açısından kabul görüyor ve bu Yeşiller açısından yüksek motivasyona yol açıyor.  İnsanlara ulaşmak, anlatmak ve farkındalıklarını arttırmak gerekiyor. % 20lere ulaşacağımıza inanıyorum ancak önemli olan bu oran değil ya birinci parti çıkmak ya da koalisyon içinde birinci parti olabilmek ki, hükümette Başbakanlığı alabilmek.

  • Birlik90/yeşiller birinci parti olursa Almanya ve AB için nasıl bir süreç ortaya çıkabilir?

Yeşiller ve SPD bir üçüncü ortak ile koalisyon kurabilecek sonuç çıkar mı? SPD güç kaybediyor düşüncesine katılır mısınız?

Yeşiller açısından ya birinci parti çıkmak ya da koalisyonda birinci parti olmak ve Başbakanlığı almak gerekiyor. İkinci mevzu 3lü koalisyon çıkacak görünüyor ve hiçbir parti seçmenlerde baskın olamayacak. Yeşiller, SPD ve bir üçüncü parti ile yapılacak koalisyon ihtimali çok yüksektir ve bu Almanya için çok önemli. Zira vizyonlar, çözüm önerileri sıkıntı ve sorunlara ve baktığımızda ki bunlar, iklim, çevre ve sosyal sıkıntılar ve de pandeminin getirdiği sorunlar, konsensus epeyce çaba ister. Bunlar ile baş edilebilmesi için sol partilerin birlik olup çözümleri ortaya koyup başarılı olabilir. Üçüncü parti Liberal Parti veya Sol Parti olabilir. Gerçi Sol Parti biraz sorunlar yaşamaktadır ve koalisyona girip ayak uydurabilir mi şimdi bilemiyoruz. Ancak Liberal Parti daha yakın görülse de şimdi bir neo liberal çizgi çiziyor ve bir koalisyon için onların da durumu biraz zorluk çıkarabilir.

  • CDU/CSU ilk sırada yer alırsa Yeşiller’e davet gelir mi? Gelirse girer mi?

Büyük ihtimal teklif gelir, demokrat partiler arasında her zaman çözüm aranmaktadır ve Yeşiller ile görüşmek durumundalardır. Ancak bu görüşmeler bir sonuca varır mı görmek lazım içerik ve programların uyuşma gösterip göstermeyeceği önem kazanmaktadır. Ancak CDU/CSU da birçok konunun yüzeysel ve sözde kaldığını gördük. İçerikli ve ileriye dönük reformların çok zor işlediğini görüyoruz, özellikle son koalisyonlarda bu sıkıntılar yaşandı. Yeşiller arasında bu istenen seçenek değil. Böyle bir durumu çok iyi irdelemek gerek başarılı olma konusunda çok iyimser değilim.

  • CDU/CSU bir koalisyon kurar ise Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üyeliğine destek vermeyecekleri ancak yakın bir ortaklık kurulmasını istiyorlar. Yani Türkiye AB üyesi olamayacak. Ne dersiniz?

Türkiye’nin üyeliğinin CDU/CSU politikasından öte AB’nin durumu açısından olmasının zor olduğunu düşünüyorum, yeni bir üyelik almada AB sıkıntıdır. Ancak Türkiye hükümetinin de bunu istediğini söyleyemeyiz. Bu doğrultuda gerçekçi çabalar verildiği görülmüyor. Tam tersine ilişkileri soğutan bazen öyle bazen böyle davranışlar görülmekte ve iç politika malzemesi olarak kullanmaktadır.  Almanya ve AB açısından Türkiye çok önemli bir ülke ve ortak tır ve de Türkiye insanlarını çok önemsemektedirler. Bu açıdan Türkiye’de demokrasinin ilerlemesi insan hakları konusunda çok somut adımlar atılması, AB’nin reformcu güçlere sahip çıkması ve yüzünü Türkiye’ye daha çok döndürmesi ve reformların somut verilerle gerçekleştirilerek Türkiye’nin de adımlara cevap vermesi gerekmektedir.

  • Siz 2025 seçimlerinde Federal Hükümet seçimlerine girmeyi düşünebilir misiniz?

Ben şimdi Hannover belediye başkanlığına seçildim ve henüz iki yıldır bu görevdeyim ve beş yılım daha var. Önümde çok çok önemli projeler var. Hannover ile ilgili gerçekleştirmek istediğim çok proje ve fikir var. Benim için bu Belediye Başkanlığı büyük onur ve Federal seçimleri hiç düşünemem. Bu şehri çok seviyorum. Partim; ben bu görevdeyken başarılı olmamı bekliyor ve yerel bazda başarılı olmak Yeşillerin en önemli stratejisidir. Bakınız birçok konu, sosyal meseleler, trafik sorunları, konut sorunları, iklim sorunlarının getirdiği problemlerin yerel bazda çözülmesi çok önemlidir. Ben Belediye Başkanı olarak tüm gücümü sorunların kalıcı çözümü için harcamaktayım.

  • Yeşil partilerin en önemli sorunlarından birisi de aktivizm ile uzun vadeli politikalar arasında denge kurmaktır. Seçim ve belediye çalışmalarında bu çelişkiyi aşabildiniz mi?

Yeşiller politikasının aktivist güçlere ve sivil toplum kuruluşlarına ihtiyacı her zaman vardır. Gücümüzü oralardan alıyoruz. STK’lar ve farklı kesimlerden insanlar çevrecilik ve sosyal konuları topluma taşıyorlar ve farkındalık artıyor. Bu biçim siyasi açıdan önemli ve bu bir çelişki değil. Toplumsal hareketlerin siyasete taşınması zaman almaktadır. Ancak Hannover’e bakın, bir örnek vereyim; kömür santralini kapatıp yerine yenilenebilir enerji santrali geliştirmek istiyoruz. Bu konu halktan talep olarak gelmişti. Ben Belediyeyi işe sokarak ortak platform kurduk, ortak anlaşma sağlandı. Bunu bir bütün şehri kapsayan siyasi harekete çevirdik. 2030 yılında kapanması düşünülen bu santral 2026 yılında kapanma plan yapmaya başladı. Bu sivil toplumun enerjisi ve bize yansımasıyla gerçekleşiyor.

  • Yeşil yerel yönetim programlarınız nelerdir?

Birçok küresel sorunun yerel baza indirgenip çözüm aranması ve çözümler önererek sonuca gidilmesi çok önemlidir. Yerel bazda bu etkileri görebiliyoruz. Sel felaketleri, trafik sıkıntısı, toplu taşıma, konut problemleri, birçok sosyal sıkıntılar bir bütün olarak görüp insanlarımıza her yönü ile çözümler üretmek ana konudur. Demin bahis ettiğim kömür santralinin kapanış süreci bir çözümdür. Araba sayılarını kısıtlayarak ve çok miktarda bisiklet yolu planlayarak trafik sıkıntısına çözüm getirmek, Pandemi sürecinde özellikle gençlere ve sıkıntı yaşayan insanlara yardımlar yaparak nispeten bir rahatlama yaşatmak ve elbette alt yapı konularında çok hızlı hareket edip kısa zamanda çözümler üretmek önde gelen konulardır.

Üretim tarafında ise bölgemizde Volkswagen üretimi, Continental lastik fabrikası ve değişik konularda çeşitli ölçeklerde üretim tesisleri vardır. Destek projelerimiz gündemdedir. En önemli konu büyüme hedefinde olan üretim tesislerine yer tahsisinde sorunlar var. Hem yeşil alanlara zarar vermeden hem de uygun yerleri açarak ihtiyaç sahiplerine cevap vermeye çalışıyoruz. Burada da çevreciliğin önemi ortaya çıkıyor ve bir arada nasıl yürüyeceğini bir şehir bazında görebiliyoruz.

Bölgedeki Sanayicilerin de desteğini almaktayız ve bu olmak zorunda. Çevrecilik artık sadece olursa olur durumu değil. Net ve sert ve vazgeçilmez bir öge olmuştur. Malumunuz yakıtlı otomobillerden elektrikli araçlara geçiliyor. Yan sanayiler de ayak uydurmak zorunda. Hava kirliliğini önlemek için endüstriyel önlemler aldırıyoruz. Yeşiller politikasında bu anlamda her türlü destek ve yardım programlardadır.

  • Ulaşım ve hareketlilik, sosyal kapsayıcılık ve dayanışma konularının gündeminizde olduğunu biliyoruz. Bu alanlarda hangi hedefleriniz var ve nasıl ilerliyorsunuz?

Özellikle ulaşım sıkıntısı Hannover de olduğu gibi Almanya’nın birçok kentinde ve Avrupa’nın çok kentinde sıkıntı yaratmaktadır. Arabalar yer kaplıyor, hava kirleniyor, sosyal açıdan fazla masraflı oluyor ve bu yüzden toplu taşıma, bisiklet yollarının geliştirmesi olsun Belediye olarak her türlü önlem almaktayız. Altyapı çalışmaları çok hızla devam ediyor. Önümüzdeki 3-4 yıl içinde bisiklet kullanımı bugün %15’lerde ise önümüzdeki kısa dönemde  %30-40’lara yükselmesini hedefliyoruz. Sosyal sıkıntılar pandemi ile artmıştır. Genç ve çok çocuklu ailelerde,  yabancı ailelerin dil sorunları, ekonomik zorlukları, sağlık problemleri, evsizlere konut üretmek gibi birçok çalışmamız var. Ulaşıma gelirsek 2030 yılına kadar Hannover merkezinin tamamen arabalara kapalı olması önemli bir projemizdir.

  • Çöp, geri dönüşüm ve organik tarım konularında bilgi verebilir misiniz?

Çöp ve geri dönüşüm işi Almanya’da Valiliklerin sorumluluğundadır. Belediye olarak valiliğin hazırladığı atık ve geri dönüşüm projelerine öncelikle finansman sağlıyoruz. Elbette bu anlamda gerek ev halkının gerek esnaf, dükkân ve mağazaların, çöplerin çeşidine göre ayrı ayrı torbaya koymaları bir şart ve sorumluluktur. Belediye olarak da bu konuda çeşitli uyarılar yapılmaktadır. Geri dönüşümler sonrası sanayi bu girdileri kullanmaktadır.

Organik tarıma gelince, Hannover coğrafi ve çevre olarak tarım alanları kısıtlı bir çevredir. Ancak başkenti olduğu Aşağı Saksonya Eyaleti tarım alanında çok gelişmiştir. Organik tarım üretimin önemli bir yerini tutar ve bu bölge Almanya’nın tedarik deposu halindedir.

  • İklim krizi karşısında yerel yönetim olarak ne gibi önlemler alıyorsunuz?

Bu kriz seçimleri de etkileyecektir. İklim krizi büyüyor. Sel felaketinde Almanya 200 den fazla insanımız kaybedilmiştir. Birçok bölge hasar gördü, evler kullanılamaz hale geldi. Hannover’de kömür Santralinin kapanmasını çabuklaştırmaya çalışıyoruz. Çevreciliğin iklim ile mücadelenin yerel bazda olduğu açıktır ve şehirlerde verilecek mücadelenin değeri çok yüksektir. Hastalanmış insanlarımız ve yaşlılarımıza ilgimiz yüksektir.

Halkın bilinçlenmesine önem veriyoruz ve zaten ilginin epeyce yükseldiğini görüyoruz. Gerek sosyal medyayı çok kullanarak, paneller, konferanslar, TV ve Radyo programları yaparak tüm konuları anlatıyoruz ve ilgi ve yardımlarını istiyoruz. Gençlerin çok yakın takipte olduğunu görüyoruz. Halka sunduğumuz tüm raporların incelendiğini ve ilginin gerçekten arttığını izliyoruz.

  • Katılım ve şeffaflık konularında nasıl bir politikanız var?

En önemli katılım seçimlerdir. Bu süreçlerde yakından ve şahsen her kesime her noktaya ulaşarak ve sokak sokak gezerek çalışma yapılmıştır. Her ihtiyaca cevap verebilmek için katılımın yükselmesi için bir Konsey kuruyoruz ve çeşitli kesimlerden seçilmiş insanlara sunumlar yapılarak onların da görüşlerini alacağız, nabızlar ölçülecek. Online görüşmelere açılıyoruz. Mesela bazı sokakları kapattık ve farklı projeler deniyoruz. Opera, tiyatrolar, kültür müzeleri, sanatçılara açıyoruz. Gelip projeler yapmalarını öneriyoruz. Ağustos ayında katılım çok büyüyecek görünüyor.

Şeffaflık konusunda ise yapılan projelerin anlatılması, paylaşılması insanların bilgilendirilmesi yanı sıra kendilerine değer verildiğini de hissetmelerini sağlamak gerekiyor. Sosyal medyada anlatımlar yapıyoruz. Seçildikten sonra medya da iletişim frekansı çok artmıştır. Belediyenin her faaliyetini her çabasını ve sonuçlarını onlara anlatmak zorundayız.

  • Seçildiğinizde kadro durumunuz neydi neler yaptınız?

Seçildiğimde belediyede zaten hazır bir kadro vardı ve Almanya’da öyle ekipleri hemen ve gereksiz değiştiremezsiniz. Mevcut personel zaten işine vakıf yüksek bilgi ve değerlere sahip insanlardı. İlk dönemlerde bana çok yardımcı oldular ve halen görevlerinin başındalar. Ancak ben de birkaç yeni kadro düşünmekteydim programdaki projelerin uygulanması için ve verilen ilanlar sonucu liyakata bağlı olarak seçimleri yaptık ve görevlerine başladılar. Şu anda her şey yolunda ve tüm personelim yoğun çalışma içindeler. Çok memnunum.

Sayın Başkan, “ETelgraf” adına bu söyleşi için çok teşekkür ederim. Bizden Almanya’ya, Hannover’e, Yeşiller Partisi ve mensuplarına sonsuz selam ve sevgilerimizi sunmak isterim. Son sözü size bırakayım.

Ben çok teşekkür ederim ilginiz için. Almanya’yı ve Hannover’i de takip etmenizi isterim. Biz de Türkiye’yi yakından takip ediyoruz. Özellikle iklim, sosyal sorunların ve demokrasinin gelişmesini umarım hep birlikte yaşar ve çaba veririz. Almanya Yeşilleri olarak Türkiye’nin bizde yerinin çok ayrı olduğunu kalben söylemek isterim. Tüm Türkiye’ye buradan sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.

Attila Turnaoğlu, Ağustos 2021

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here