Makale Manşet

Teknoloji-Hayat-Ahmet Asena

Siyaset Değişim dönemlerinin en belirgin özelliklerinden birisi de yeniyi tanımlamanın zorluğudur. Eskinin ölmekte olduğu ama yeninin hükmünün tam anlamıyla ortaya konulamadığı bir eşiktelik hali yaşanır. Gramsci’nin interregnum dediği bu dönemde her türlü kötülükler de ortalığa saçılır. Dönem uzadıkça da kötülükler artarken keyfiyeti de daha bir ağırlaşır. Ne var ki eski bir Afrika atasözünde söylendiği gibi “Müzik değişince dans da değişir”.2008’den beri aşılamayan krizin üzerine tüy gibi dikilen pandemi günlerinde, üretim süreçlerinde ve toplumsal yaşamda ortaya çıkan gelişmeler, müziğin değiştiğini ayan beyan ortaya koydu. Şimdi adımlarımızı değiştirerek yeni bir dansa başlama zamanı.

Pandemi günleri teknolojik gelişmelerin ulaştığı düzeyi gözler önüne serdi. Kısa bir süre önce, günlük hayatındaki yansımalarıyla her an yüz yüze gelsek de, ilgili uzmanların dışındakilerin çok da farkında olmadığı teknolojik gelişmelerin bir bölümü, hızla belirleyici olmaya başladı. Online toplantılar üretim süreçlerinde yer alan herkes için sıradan hale gelirken, çocuklar ve aileler uzaktan eğitimle haşır neşir oldular. Aslında her ikisi de uzunca bir süredir var olan bir teknolojinin kullanımıydı ama şimdi gerçek hayatın tamamlayıcı bir unsuru olmaktan, vazgeçilmez bir sanal bileşen haline dönüştüler.

Ne var ki bu süreç sadece iletişim alanıyla sınırlı kalmadı. Karanlık Fabrikalar eve kapanma döneminde ortaya çıkan üretim kayıplarını engellemenin teminatı olabilir mi sorusu açıkça konuşulmaya, yapay zeka, derinlemesine öğrenme, sanal ve/veya genişletilmiş gerçeklik uygulamaları üretim süreçlerine daha hızlı mı girmeli tartışmaları dost sohbetlerinde bile yapılmaya başlandı. Dahası, son beş yıldır zaten dünyanın en büyük şirketlerinin ilk sıralarında yer alan informatik alanındaki şirketler sanki virüs onlar için ortaya çıkmış gibi ön sıralardaki yerlerini iyice sağlamlaştırdılar.

Yaşananlar ekolojik tahribat ve iklim krizinin durdurulmasının çok da zor olmadığını da gösterdi. Karantina günlerinde karbon emisyonları %30 mertebesinde azaldı. Başka bir hayat kurulması halinde doğanın kendisini ne kadar hızla iyileştirebileceğini hep birlikte deneyimledik. Kısacası pandemi günlerinde eskinin ölmekte olduğunu görmeye başladık. Soru yeninin ne gibi sonuçları olacağı. Bazılarını akıl yordamıyla çıkarsamaya çalışsak bile tam bir öngörüde bulunmak zorluğunu koruyor. Örneğin nesnelerin interneti, derinlemesine öğrenme ve yapay zeka gibi teknolojileri insanın fiziki ve kimilerine göre zihni emeğini bir çok noktada ikame edeceğini öngörmek mümkün ama bunun toplumsal sonuçlarının ne olacağını bilmek zor. Çalışan emekçilerin çalışamayanlara destek olması üzerine kurulu sosyal güvenlik sistemi ve her gün milyonlarca insanın yer değiştirmesi üzerine kurulu ulaşım sisteminin nasıl değişeceği kocaman bir soru. Zaten güç kaybetmekte olan emekçi örgütlerinin nereye evrileceği, uç vermeye başlamış olan platformlar gibi yeni örgütlenme biçimlerinin nasıl şekil alacağı ve ne tür bir etkinlik gösterebileceği sermayenin bu süreci nasıl kontrol edeceği, bunun muhtemel politik yansımalarının neler olacağı da cevaplanması gereken sorular arasında ama en büyük soru çalışan veya işsiz ve hatta yeni koşullarda bir daha iş bulma şansı kalmamış olan milyarlarca emekçinin bu gelişmeler karşısında ne yapacağı, ne yapması gerektiği? Devletlerin yeni teknolojik imkanları kullanarak geliştirmeye giriştikleri süper denetim devleti (covid-19’a karşı mücadele çerçevesinde en yoğun olarak ÇHC’inde ve değişik uygulamaların kullanılmasıyla diğer ülkelerde de oluşturulan büyük veri ve analizi aracılığıyla insan hayatının günlük olarak yönlendirilmesi) karşısında yeni bir dünya kurmanın değişik düzlemlerdeki imkanlarının neler olduğunun ortaya çıkarılması ise hemen hiç el değmemiş ama hayatımıza çoktan girmiş bir konu olarak duruyor. Bugüne kadar kişisel verilerin korunması prensibinin bir ölçüde sınırladığı bu tehdidin şimdi bir pandemi sayesinde bir ölçüde rızaya dayalı ya da fazla itiraz edilmeyen bir hale getirilmesi, önceki sınırların hızla aşıldığını ve tekrarlanması muhtemel yeni pandemilerle, bütünüyle rızaya dayalı bir denetim sisteminin oluşturulması imkanlarını içerisinde taşıdığı gerçeği en büyük tehdit olarak toplumsal özgürleşmenin önünde yükselmeye başladı.

Bu sorulara yanıt verebilmek için önce yeninin ne olduğunu bilmek gerekiyor. Teknolojinin somut kullanımlarıyla sınırlı olmayan, esas olarak neleri yıkma potansiyeli taşıdığını ve arkasında yatan bağlantısal bütünlük gibi bilimsel gelişmeleri anlamaya yönelik bir çalışma yapmak gerek. Konuyu anlamaya, çözümlemeye çalışan tek tek insanlar var olmakla beraber bunun sistematik bir toplumsal çaba haline geldiğini söylemek çok mümkün gözükmüyor. Oysa özellikle toplumsal duyarlılığı olan kesimler bakımından bu bir ihtiyaç olmalı. Türkiye ve dünyada solun yıllardır dile getirdiği, bütün dünyada oluşması muhtemel “fazla nüfusun” hayatını idame ettirebilmesinin bir yolu olarak önerilmeye başlanmış olan “evrensel temel ücret” fikrinin burjuva sözcüleri tarafından da dile getirilmesi, ne olup bittiğini anlayabilmemiz için ortak bir çabaya ihtiyaç olduğu gerçeğine işaret etmiyor mu? Süreci anlamaya, sonuçlarını ve yapılması gerekenleri ortaya koymaya yönelik bir zemin oluşturmak gerekmiyor mu? Topluma basit bir restorasyon yerine yeni bir yol önerebilmek için bu zorunlu değil mi?

Bu zeminde teknoloji ve ekoloji konusunda çalışan bilim insanlarını, üretim süreçlerini tasarlayanları ve emekçi örgütlenmelerinden isimleri, siyaset dünyasında yer alanları bir araya getirecek bir çalışma başlatmak ihtiyacını duyan bir siyasi parti veya hareket ne zaman ortaya çıkacak diye beklemek yerine harekete geçmek daha doğru değil mi? Bu toplumun genç ve yaş almış insanlarının arasında böylesi bir tartışmayı başlatmaktan öteye sonuçlandırabilecek çok parlak beyinler olduğunu bilmiyor muyuz?Köşemize çekilip oturmak ve hayatın bize getirdiklerinden şikayet etmek yerine bu adımı atmak geleceğimizi kurtarmanın ön koşulu gibi gözüküyor. Toplumun ihtiyacı bu sanki. Bekir Ağırdır’ın deyişiyle “ihtiyaç duyduğumuz çılgın projeyi” oluşturmak belki de tam da buradan geçiyor.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir