2021-08-05

Ülke yangın yeri derken emekçilerin, ev işçilerinin, güvencesizlerin, kayıt dışı çalışanların, işsizlerin, gençlerin, kadınların yaşadığı sosyo-ekonomik sıkıntılarını dile getirmeye çalışırken bugün ülke gerçekten yangın yeri. Ülkenin güney kesimlerindeki ormanlık alanlarda çıkan/çıkarılan yangınlar ağır ekonomik yük altındaki emek kesimini de etkileyecek kuşkusuz. Pandemi bahanesiyle günden güne yoksullaştırılan emek kesimi yangınların ortaya çıkaracağı rant kavgalarının da etkisiyle iyice köşeye sıkıştırılacak, “koşullarımız yaralarımızı sarmak için kullanılacak, büyük devletimiz çalışanlarını enflasyona ezdirmeyecek, şimdi bir ve beraber olma zamanı, el birliğiyle yaralarımızı saracağız.” mazmunlarıyla TİS sürecinde resmi enflasyonun da altında bir ücret artışıyla TİS komedisi tamamlanacak.

İşte bu süreçte kamu çalışanlarının tek ve gerçek temsilcisi konumundaki KESK’te sürecin kirli arka planını ifşa ederek kamu çalışanlarının sesi olmaya gayret edecek.

Peki, KESK’in TİS masasında emekçilerin sesi olması, kirli ve finali önceden bilinen pazarlıklardaki yaşanılanların ifşa edilmesi yeterli olacak mı? Yanıt herkesçe “hayır” olacaktır. KESK’in, bu kirli ve sonucu baştan belli tiyatroda görevi sadece yüzdelik dilimlerdeki artışlarla, sosyal haklarla ilgili taleplerinin dile getirilmesi Türkiye kamu çalışanları hareketinin gerçek temsilcisi olan KESK’e yetecek mi? bu sorunun da yanıtı kesinlikle “hayır” olacaktır kuşkusuz.

Ne yapmalı sorusu akla gelecektir. KESK, TİS masasında kamu çalışanlarını temsil etmekle yetinmemeli güvencesizler, emekliler, işsizler, kadınlar, gençler açısından da önemli konuların tartışıldığı bir süreci hayata geçirmelidir. Atanmayan/atanamayan öğretmenler, sağlıkçılar, mühendisler… TİS masasında gündem oluşturacak biçimde toplu sözleşmenin birer aktörü olarak talepler arasına eklenmelidir. Hatta 90’lı yıllarda başlatılan ve sendika kurabilme hakkının kazanıldığı süreçlere benzer yeni süreçler hayata geçirmek için TİS süreci iyi bir başlangıç olacaktır. Güvencesizlerin, gençlerin, atanmayanların taleplerini dile getirerek geniş halk kesimlerinde karşılık bulacak bir örgütlenme sürecini de hayat geçirebilecektir.

Eğitim iş kolunda özel okullarda ve kurumlarda çalışan eğitim ve bilim emekçilerinin sendikalara üye olabilmeleri; buradan hareketle diğer iş kollarında çalışanlarında KESK içinde örgütlenebilmelerinin yolunu açacak bir söylem etkili olacaktır. Ulusal basında bu aykırı talepler gündemleşebilecek örgütsüz geniş bir kesimin örgütlenebilmesi önündeki engellerin aşılmasının ilk adımı atılmış olacaktır.

İşte bu noktada “yetkili konfederasyon” kavramının yerini “etkili konfederasyon” kavramı alacaktır. Halkın ortak sorunlarını dile getiren, örgütsüz büyük bir kesimi örgütlemeye çalışan, siyasi erkin direttiği sendikal anlayışı reddederek emekçilerin mücadelesiyle kazanılan, sendikaların olmazsa olmaz değerlerini, grev hakkını elde edebilecek bir etkinliğe, yetkinliğe ulaşacaktır KESK.

Masadan zaferle kalmak geçici yüzdelik ücret artışlarıyla olamaz; ancak ve ancak geniş halk kesimlerinin de içinde örgütlenebildiği, kendi taleplerini elde edebilmek için grevli-toplu sözleşmeli sendikal hakların kazanılmasıyla zafer kazanılır.

Ezcümle: KESK tarihi bir sorumluluk altındadır, bu tarihi sorumluluk gereği sadece kamu emekçilerinin değil tüm emekçi halk kesimlerinin sesi olmalıdır. Belki de DİSK gibi devrimci sendikal mücadele veren sendika ve konfederasyonlarla ortaklaşan yeni üst yapılar kurarak emek cephesini genişletmelidir.

Saffet Ayıcı / Eğitim Sen Mersin Şube Mali Sekreteri

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here