İSTANBUL – Karanlıkta ve susuz bırakılan Tozkoparan Mahallesi’nde halka herhangi bir karar tebliğ edilmediğini belirten avukat Onur Cingil, merkeze rant değil insan konularak karar alınması gerektiğini söyledi. İstanbul Güngören ilçesine bağlı Tozkoparan Mahallesi sakinleri, yıllardır yaşadıkları evlerinin “Kentsel dönüşüm” adı altında yıkılmasına engel olmak için mahallenin Barış Parkı’nda nöbet tutuyor. 23 Haziran’dan beri elektriği, suyu ve doğalgazı kesilen mahalleli, geceleri evlerini mumla aydınlatırken su ve tuvalet gibi zaruri ihtiyaçlarını ise camiden getirdikleri suyla karşılıyor. Bir kısım mahalleli de kendi aralarında topladıkları para ile tankerlerle evlerine su taşıyor.  Kötü şartlarda yaşamlarını sürdüren mahalleli, kentsel dönüşümün önünü açan plan değiştirme ve parsel küçültmeye karşı Danıştay’da açtıkları davanın sonucunu bekliyor. Danıştay’da dava dosyasına bakan savcı, mahalleli lehine mütalaasını sunmuş olmasına rağmen henüz bir karar çıkmadı.Mütalaa çerçevesinde karar beklediklerini söyleyen mahallelinin avukatı Onur Cingil, adli tatile girilmeden Danıştay’ın karar vermesini beklediklerini kaydetti.

 RİSKLİ ALAN DEĞİL– Mahalle hakkında daha önce verilen “riskli alan” kararının Danıştay tarafından bozulduğunu ancak yeni bir riskli alan kararının alındığı belirten Cingil, buna karşı bir yıl önce Danıştay’a dava açtıklarını söyleyerek, “Mahallenin zemininin riskli olmadığı yönünde birçok rapor var elimizde. Kandilli Rasathanesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) birlikte hazırladığı raporda da buranın Güngören ilçesinde bulunan riskli alanlar içinde 9’uncu sırada yer aldığı ifade ediliyor. Buradan daha tehlikeli 8 yer var. Buralar hakkında riskli alan kararı yok. Bu gerçeklikten yola çıkarak bu mahalle hakkındaki kararın maksatlı olduğunu söyleyebiliyoruz” dedi.

 EV YAPILMADAN PARA İSTENİYOR– Deprem tehlikesine karşı binaların yenilenmesine kimsenin karşı olmadığını kaydeden Cingil, dönüşüm planının mahalleliyle paylaşılmadığını söyledi. Mahallelinin belirsizlik içinde bırakıldığına işaret eden Cingil, kentsel dönüşüme katılmayanların arazi ve tapusunun hazineye devredildiğini belirterek, yapılmayan sözleşme ve daireler için insanlardan 180 bin TL istendiğini ifade etti.

  SÖZLEŞMESİZ  YIKIM– Mahallelinin şu anda karanlıkta bırakılmasına dair hukuki açıdan bir kararın kendilerine tebliğ edilmediğini belirten Cingil, “Bize karar verilmiş değil, gösterilmiyor. Burada sadece biber gazı, plastik mermi ve jop gösteriliyor” diye kaydetti. Cingil, “Baz aldıkları nokta; ‘biz buraya 6/A şerhi koyduk, riskli alan ilan ettik.’ Bununla ilgili yürütmeyi durdurma kararınız yok. Bu şekilde buradaki insanları susuz bıraktılar. Lise, üniversite sınavlarına hazırlanan öğrencileri elektriksiz bıraktılar. 60 yıl önce buraya gelip tankerden su alarak ihtiyaçlarını giderenler, 60 yıl sonra yine tankerden su alıyorlar. Durum insan haklarına aykırı. İnsanlar evlerinde oturuyor ve hiçbir sözleşme imzalamadan ben burayı yıkacağım diyor” diye konuştu.

 BAKANLIKLA GÖRÜŞME– Bakanlık ile yaptıkları görüşmede “Bu süreci durdurun. Evlerin suyunu, elektriği ve doğalgazını kesmeyin. İnsanlarla diyaloga girin, güven ortamı yaratın ve hukuki güvence verin” taleplerini ilettiklerini paylaşan Cingil, Danıştay’ın kararını beklediklerini, dosyanın tetkik hakimde olduğunu ve raporlama yaptığını söyledi. 

 HALKA KULAK VERİN– Türkiye’de kentsel dönüşüm noktasında tek bir iyi örneğin olmadığını vurgulayan Cingil, gerçek anlamda alanların riskli olup olmadığına bakılması gerektiğini merkeze insan ve depremin konulması gerektiğini ifade etti. Cingil, “Eğer merkeze para ve rantı koyarlarsa yandaşı koyarlarsa, böyle sorunsallarla uğraşmaya devam ederiz. İnsanı düşünen bir yönetim, sürüncemede bırakılan bir dönüşüm değil hızlı bir mekanizma ile burayı 3 ayda kazma vurulabilir. O da halka kulak vermekle olur” diye konuştu.

  MA / Mehmet Aslan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here