KPSS’ye bağlı olarak kamuya yapılacak yerleştirmeleri düzenleyen Yönetmelik’te, kamu görevlerine ilk defa atama yapılacak kadrolar “A ve B Grubu Kadrolar olmak üzere ikiye ayrıldığı” bilgisi yer almakta, bu kadrolar;

“a) A Grubu Kadrolar; Bakanlıklar, başkanlık ve bağımsız genel müdürlük düzeyindeki bağlı ve ilgili kuruluşları ile bağlı ortaklıklarındaki, özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilen ve belirli bir yetişme programı sonrası yeterlik sınavına tabi tutulan mesleklere ilişkin kadro ve görevler ile il özel idareleri ve belediyelerin teftiş kurullarına,

b) B Grubu Kadrolar; kadroları 2 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin eki listelerde yer alan, genel ve katma bütçeli kurumlarla bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, kanunlar ile kurulan fonlar ve kefalet sandıkları, il özel idareleri ve belediyeler, il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında yukarıda (a) bendinde belirtilmiş olan meslekler dışında, ilk defa kamu hizmeti ve görevlerine atama yapılacak kadro ve görevlere” Atanacaklar olarak düzenlenmekte. 

2022 Yılında ÖSYM’nin KPSS Puanlarına bakarak aldığı tercihler sonunda yaptığı merkezi yerleştirmeye ilişkin yayınladığı 11 tabloda var olan sayısal bilgiler incelendiğinde işsizliğin gerçek boyutları daha net görülmekte. Ortaöğretim, ön lisans ve lisans puanları üzerinden değişik bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan 11 yerleştirme sonucuna göre tercih yapan 963 bin 274 adaydan ayrılan 49 bin 399 kontenjana 49 bin 323 adayın yerleşme olanağı bulduğu görülmekte. Bir diğer ifade ile söyleyecek olursak tercih yapan adayların sadece %5.12’si kamuya yerleşme şansı yakalamakta. Geriye kalan%94.88’lik bölüm ise TÜİK’in gerçekliği tartışmalı olan işsizlik rakamları arasında eriyip gitmekte. Bakanlıklara yapılan yerleştirmelerde ilk sırada Sağlık Bakanlığı gelmekte. Kamuya yerleşmek için tercih yapanların büyük bir bölümünü lisans mezunları oluşturmakta.

TÜİK’in Ekim ayı işsizlik oranları açıklanmasında “Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2022 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre 57 bin kişi artarak 3 milyon 534 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık artış ile %10,2 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde %8,6 iken kadınlarda %13,3 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,8 puanlık artış ile %21,9 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde %18,2, kadınlarda ise %28,6 olarak tahmin edildi.” Denilmekte.

DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise, “Ekim 2022’de 7 milyon 608 bin kişi olarak gerçekleşti. TÜİK’e göre Ekim 2019’da yüzde 13,5 olan işsizlik Ekim 2022’de yüzde 10,2 olarak gerçekleşti. Ancak aynı yıllarda geniş tanımlı işsizlik yüzde 18,7’den yüzde 20,3’e yükseldi.

Ekim 2022 HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 28,6 ile genç kadın (15-24 yaş) işsizliği oldu. İkinci yüksek işsizlik kategorisi yüzde 27 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu.”

Rapordan özet bulgular şöyle:

“İşsizlerin yüzde 90’i işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor

Geniş tanımlı kadın işsizliği işsizlik türleri arasında en yüksek kategori genç kadınlarda gerçekleşti!

Geniş tanımlı işsiz sayısı 7,6 milyon!

Geniş tanımlı ve dar tanımlı işsizlik arasındaki fark 10,1 puan!”

2022 Yılının Kasım ayında yaptığımız bir çalışmada, KPSS Eğitim Bilimleri Sınavına başvuran sayısını 477 bin olarak açıklamış, bunların arasından ataması yapılan 20 bin öğretmen sayısını eksilterek  “20 Yılın Başarısı 457 Bin İşsiz Öğretmen” başlığı altında kaleme almıştık. Bütün bu rakamlar alt alta yazılıp toplandığında karşımıza 1 milyon 370 bin 925 gibi bir rakam çıkmakta. KPSS Puanının yanı sıra kendisi yazılı ve mülakat sınavı yaparak personel alımı yapan diğer bakanlıklar ile kamu kurumu ve kuruluşlarına başvuranların sayısı bu rakamlara eklendiğinde TÜİK’in açıkladığı işsizlik rakamlarına duyulan kuşku, güvensizlik ve inanmama duygusu daha da artmakta.Sonuç olarak, işsizlik, bilim insanları ve uzmanlar tarafından salt ekonomik boyutları ile ele alınamayacak kadar büyük bir sorun olarak görülmekte. Sorunun ekonomik boyutlarının yanında sosyal, psikolojik ve toplumu derinden etkileyen, aile yapılarını bozan yönlerinin de olduğu belirtilmekte. Yoksulluk, suç, intihar vb gibi sosyal ve psikolojik sonuçlara neden olduğu yaşanmış ve yaşanmakta olan örneklerden yola çıkılarak açıklanmakta. O nedenle rakamsal gerçekleri gizleyerek ya da azaltarak açıklamak sorunu ertelemek ve yarınlarda daha karmaşık hale getirmek anlamına gelmekte. İşsizliği azaltacak yeni istihdam alanları yaratmak, eğitim ve yükseköğretim programlarını bu alanlara göre yeniden yapılandırmak, haftalık 44,5 (Kaynak TÜİK İşsizlik İstatistikleri) saati bulan çalışma sürelerini azaltmak, sendikal örgütlenmeyi güçlendirecek yasal tedbirleri almak ilk planda alınacak önlemler olarak önerilmekte.

Alaaddin Dinçer
Alaaddin Dinçer Eğitimci -yazar-Eğitim Sen Eski genel başkanı

Bir Cevap Yazın