açılacak mı? uzaktan mı olacak yakından mı? ne zaman okullara döneceğiz derken normal eğitim sezonunda sona doğru yaklaşmışken hala uzaktan eğitime devam ediyoruz. beklenen haziranda çocuk seslerinin tekrar okulları şenlendireceği. ancak tüm bu karmaşık eğitim yılında belki bir şekilde akademik eğitim verildi ama asıl eğitim n’oldu dersiniz?

“mümkün mü?” diye soruyor prof yankı yazgan. twitinde. mümkün mü diye sorduğu tam olarak şu:

“Mümkün mü? Okulların son bir ayında akademik olmayan bir içerikle, okulda sosyal olarak bulunmak üzere, açık tutulması, salgın şartlarını göz önüne alarak, gereken sağlık güvenlik önlemleriyle (örneğin, küçük gruplar halinde, okul bahçelerinde) öğretmen-öğrenci-öğrenci kavuşması öğretmen-öğrenci-öğrenci kavuşma günleri düzenlenmesi gibi akademik kayıplara değil sosyal kayıpları gidermeye odaklı, kaybedilenlerin ardından duyulan üzüntüleri yaşamaya fırsat verecek, bir yandan da orgunluk ve usanmışlık içindeki okul paydaşlarını, öğrencileri, öğretmenleri, annebabaları yeni döneme canlı ve cesur bir başlangıç yapmaya hazırlayacak bir “sezon finali” tasarlamak, mümkün mü?”

evet soru basit cevap o kadar basit değil. çünkü velisinden, öğretmenine, okul idaresinden mebe başarı kriterleri hep yüzeysel akademik başarı üzerine odaklanmışken sosyalleşme, psikolojik etkenler akla ne kadar gelir diyeyim ben de.

daha okuma yazmayı yeni öğrenmiş çocuğu testlere odaklayan, seçenekler boğan bir sistemden bahsediyoruz. kelime dağarcığı sınırlı, zihinsel kapasitesi yaşına göre olan çocukların özgüven ile ilgili kayıplarını geçen yazıda anlatmıştım.

evet sürekli kullandığımız kelime eğitimdir ancak yaptığımız öğretimdir. öğretimin niteliği de tartışılır üstelik. sosyalleşme, oynarken insanı tanıma, kendini keşfetme, ortak mekanı kullanma, iletişim becerisi, kendini ifade etme hepsi ve daha fazlası için okul olmalıdır. açılmalıdır. ilk elde de eğitim olmalıdır. ilk önce de ilkokul öğrenciler için. oysa okulların açılmasında tek gündem yapılacak sınavlar merkezinde dönüyor.

geçen hafta prof mustafa yavuz, ne kadar öğretmen varsa o kadar fikir var gibi bir twit atmıştı. ben de keşke öyle olsa diye cevap verdim. çünkü ve maalesef meslektaşlarımızda belirli medya, sözü dinlenen kişilerin arkasından koşuyor. öyle olsa idi yankı yazgan’dan önce bizlerin aklına gelirdi “mümkün mü?” sorusunu sormak. evet soruyu kim yanıtlayacak. mümkün mü?

https://canhavli.net/yanki-yazgana-cevap-verecek-var-mi/

musa ertürk

1971 manisa alaşehir doğumludur. karadeniz teknik üniversitesi giresun eğitim fakültesi sınıf öğretmenliği bölümü mezunudur. kendisini ‘öğrenen bir öğretmen, slogan atmayan bir aktivist.’ olarak tanımlamaktadır. evli ve bir çocuk babasıdır. aşkbahar adında bir şiir kitabı vardır. eğitim yöntemleri, ezbersiz öğrenme, e-öğrenme ve pedagoji çalışmalarıyla ilgilenmektedir. farklı, ezbersiz, yaratıcı eğitim üzerine uygulamalar yapmaktadır. uygulamalarını hem kendi bloğunda hem de eğitim sitelerinde paylaşmaktadır. Son olarak “Eğitim Programlaı ve Öğretim Tasarımı Eğitimi”, “Gelecek Nesil Öğretmen Eğitimi: 21. Yüzyıl Becerileri” eğitimi aldı. MEB Hizmet İçi “Python Kursu”nu tamamladı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here