İnsanlar yemin ediyorlar, tarih boyudur.

“Bak doğruyu söyle yoksa fena olursun”; gibi tehditlere maruz kalınır, karşılığında “ekmek kuran çarpsın!” gibi yeminler edilir. Anneler çocuklara yalan söylememeleri için binbir oyun kurarlar ve “allah baba çarpar” derler, çocuklar da en sevdikleri üzerine yemin ederler.

Mahkemeye çıkılır, hani batı ülkelerinde, “kitab” üzerine yemin edilir. Verilen ifade ancak böyle inandırıcı olabilmektedir.

Askere alınırsın, bilmem kaç gün sonra “yemin töreni” düzenlenir, bağlılık üzerine söz verilir. Önüne konan metni okursun, okuduğunu anladığın meçhuldür belki.

Aşık olunur, kadın erkeğe karşılığında da erkek kadına aşk ve sevgi yemini ederler; bir ömür boyu sürmesi için göz göze…

Şarkılar yazılır yeminler üzerine, ağlanır sızlanır, duygular yeminlerle verilir mesajlarda…

Kan kardeş olunur, kan üzerine yemin edilir, ömür boyu sakınacaklardır birbirlerini, koruyacaklardır.

Evlilik yemini edilir, yemin sözler arasında gizlidir, “sağlıkta hastalıkta”..denir hani.

Siyasi partilere katılan üyelere bile yemin ettirirler rozet takarken; “valla billa sadece partime çalışacağım, vatana hizmet edeceğim, suistimal yapmayacağım ama başkan ne derse de yaparım” filan.

Yani; yemin eden edene.

Benim sözüm sana neden yetmez ki? Neden gözlerimin içine bakıp illa ki “yemin“ denen anlamsız “bağlama” metodu kullanılır, talep edilir, arz edilir anlamak mümkün değildir.

Erkek kadına “şudur budur..” derse neden yetmez; kadın erkeğe, “makbule hanımdaydım konken oynadık” dediğinde erkek neden inanmaz; ve yemin billah edilir?

İllallah vallahi illallah…

Daha basiti; bir insanın ağzından çıkanın seni tatmin etmesi için karşındakinden yemin istemek O’nu aşağılamak değil midir? İnanç müessesesinin lafü güzaf olması insanların güvenli ilişkileri, normal ilişkilerini sürdürmesi yolunda anlamsız aptal bir şey değil midir?

Bir de Hipokrat Yemini vardır; şöyle biter:

Bu andımı tuttuğum sürece, hayatım ve sanatımın icraası bana mutluluk versin, tüm insanlar tarafından her zaman saygı göreyim, eğer yeminimden dönersem bunun zıddı bana az gelsin.”

Hipokrat’ın ilk kuralı, hekimin gerek düşünceleri gerekse seçtiği tedavi ile hastaya zarar vermemesidir. Hipokrat yemini hekimlik sanatının önemli sembollerinden birisidir. Herhangi bir bağlayıcılığı ve yasal yaptırımı olmamasına rağmen metin hekimlik tarihi ve yasaları açısından önem taşımaktadır.

Yaşanan bu pandemi döneminde ülkemizin başta hekimleri olmak üzere tüm sağlık emekçilerinin çabaları, özverileri, insana verdikleri değerin çok büyük olduğunu gördük. Niceleri hayatlarını kaybettiler bu uğurda. Onlara mesela “Şehit” demiyorlar, ellerinde tabanca tüfek olmadığı için mi? Bir yerlerde yazmadığı için mi? Geleneklerde mi yok?

Kimin umurunda…

Eminim şimdi Hipokrat ayağa kalkmış ve saygıyla onların önünde eğilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here