Herkesin yaptığını ben de yaptım.İlk başlarda –yani pandemi illeti ilk başladığında-dizi işlerine
yöneldim.Dünyanın çeşitli milletlerinden dünya kadar televizyon ,internet dizisi izledim.Sonra mutfak
işlerine başladım.Hemen hemen her gün Masterşef’e taş çıkartan yemekler yapıp onlarla
yarıştım.Yarıştım da bir yandan da ha şimdi bitecek ha şimdi bitecek diye kafama sınırlar
koydum.Olmadı.Bitmedi.Pes ettim.
Bir zaman hiçbir şey izlemeden ve yemek yapmadan melankolik bir şekilde çek-yatta yaşadım.Bu
çek-yattaki yaşam triplerini de Hollywood filmlerinde çok görmüştüm. Kızla oğlan anlaşılmayan bir
sebepten dolayı ayrılır ve her ikisi de kendi çek- yatlarına çekilip saç baş dağınık bir şekilde bir zaman
yaşam sürerler …
Her neyse benim bu melankolik halim çok sürmedi.Birinci haftanın bitimine doğru gece vakti evin
içinde gezinirken ,ki planım küçük bir parça ekmeğin arasına kaşar koymaktı,mutfağın duvarlarındaki
seramikleri gayri ihtiyari saymaya başladığımı fark ettim.Bir iki üç , yirmiydi elliydi yüzdü derken iş
iyice uzadı.Sayıların yarısını al, kalan sayı ile topla, çarp derken bir formül bulduğumu anladım.Çok
heyecanlandım .Hemen kağıt kalem alıp bulduğum formülü kağıda yazdım,kendimce bir iki sağlama
işlemi yaptım.Evet hakikaten bir şey bulmuştum.Arşimet misali “Evreka,evreka”diyerek sokaklarda
koşasım geldi.(Ah onu da yapamadım.Malum sokağa çıkma yasağı var.)Ama neyi bulmuştum kafamda
binbirsoru…Uykum iyice açıldı.Gidip yüzümü yıkadım.Yüzümü yıkarken kendimİ aynada şöyle bir
süzdüm.İşte dedim üretken ,yaratıcı,bilim kurulu üyesi olabilecek bir kişi daha..Ne öyle diziydi
yemekti.


Bir yandan da ne bulduğumu merak ettiğimden yatakta döndüm durdum. Eşimi uyandırıp ona
söylesem “Sonunda adam kafayı yedi .”diyecek biliyorum.Sabah olsa da matematikçi bir arkadaşa
danışsam diyerek sabahı sabah ettim.
Ertesi gün erkenden telefona sarılıp bizim matematikçiyi aradım.Konuşurken heyecandan ve
gururdan çenemin tuhaf şekillerde sağa sola kaydığını hissedebiliyordum..Bir çırpıda förmülümü
anlattım.Arkadaşım, o her şeyi bilen matematikçi özgüveniyle beni sabırla dinleyip güldü”.Dostum,
sen Gauss yöntemini bulmuşsun ya da konuyu otuz sene sonra anlamışsın”dedi.
Sonra ne yaptım bilmiyorum.İzlediğim filmlerdeki gibi saç baş darmadağın çek-yatta bir müddet
daha yaşadım .Yaşadım ama sayılarla uğraşmayı da bir türlü bırakamadım.Yatıyorum sayıları
düşünüyorum kalkıyorum sayıları düşünüyorum.Bir yandan da koyun saymaktan iyidir diye kendimi
teselli ediyorum.Öyle böyle derken bir gece film izlerken internet önce yavaşladı bir iki takıldı sonra
durdu.Bu durumu sıklıkla yaşadığım için çok kafama takmadım.Ne yapacağımı biliyordum.Ne zaman
arasam cihazınızı kapatıp içinizden ona kadar sayın diyorlardı. İnternet kutusu biraz yüksekte olduğu
için bir sandalyenin üzerine çıkıp cihazı kapattım ve içimden ona kadar saymaya başladım.Saymaya
başlar başlamaz kafamda şimşekler çaktı .”Niye ona kadar sayı var ..Niye sayılar bu kadar ..Başka sayı
mı yok..Ben de kendi sayımı oluşturabilirim..” dİye düşünürken yeni sayı dudaklarımdan dökülüverdi
“AKIZ”
Eveet..”akız” dokuzdan sonra geliyor.Nasıl ki dokuz seksenden sonra doksana dönüşüyorsa “akız” da
“PAKIZ”a dönüşüyor.Daha iyi anlatabilmek için bir iki örnek vereyim:
-bir,iki,üç……yedi ,sekiz,dokuz,akız,on….
-doksan sekiz, doksan dokuz, doksan akız, pakız , pakız bir, pakız iki…..pakız sekiz ,pakız dokuz, pakız
akız, yüz .

Sonuç olarak artık istediğim pankartı kendi bulduğum sayı ile yazıp her yere asabilirim.
-YÜZ YİRMİ AKIZ MİLYAR NEREDE?
Not:”Akız”ın hala rakamsal sembolünü oluşturamadım.Önerilerinizi bekliyorum.

KAPAN-MA
Gül açar. bahar gelir dağa taşa
Çayırda çimende bayram günüdür.
Keçi dala çıkar ,dana temaşa
Öküzün trene hayran günüdür.

Aşıklar gezer kuytu da köşede,
Hepsi yârin bulur çamda meşede,
Kimi çilingirde meyde şişede,
Eşeğin toplu ayran günüdür.

Çoğu anlamaz romantik aşktan
Esner durur ocaktan kıştan
Böcekler çıkarırken eşini baştan
Anguta belgesellik seyran günüdür

Gönül dem tutar bahçede bağda
Bazen ovada gezer bazen de dağda
Açılırken örtünen bu kara çağda
Kemale erenin üryan günüdür

Kemal Sağlam

1973 yılında Soma’ da doğdu.Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu.Eğitimci Tiyatro ,şiir ve türkülerle yaşıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here