Haberler Manşet

Yeşil Sol Parti Eş sözcüsü İbrahim Akın Etelgraf’a 1Mayıs Taksim Yasağını Değerlendirdi

Meydanlar toplumsal mücadelelere ev sahipliği yaptığı sürece gerçek meydan kimliğini kazanır. Aksi takdirde sadece güzel bir mekan olmanın ötesine geçmez. Taksim bu nedenle  sadece bir meydan değildir aynı zamanda toplumsal hafızanın da mekanıdır.

Yeşil Sol Parti Eş sözcüsü İbrahim Akın’la Taksim meydanının yaksaklanmasının arkasında yatan gerçekleri değerlendirmesini istetdik,İbrahim Akın’ın Etelgrafa yaptığı değerlendirme şöyle:

”Taksim Meydanının kısa bir tarihçesini hatırlarsak neden yasaklandığını zihnimizde ki sorularla birlikte çözümleye biliriz.

İbrahim Akın

Taksim Meydanı inşa edilmek istenen rejimin ideolojisine uygun asimile edilmek istenen en önemli meydanlardandır. Bu nedenle  İşci ve emekçilerin eşitlik özgürlük mücadelesinin meydana damgasını vurmasını istememekteler. Çünkü 1 Mayıs ta açığa çıkan enerji emekçilerin toplumsal değişim gücünü yansıtır.

Taksim Meydanı, adını Maksem’e (su deposuna) gelen suyu çevredeki çeşmelere ve diğer yerlere taksim edilmesinden aldı. Su dağıtımının idare edildiği merkez olması nedeniyle de Sular İdaresi olarak bilinir. Hafızamızdaki yeri ise 1977 1 Mayıs katliamında kitlelerin üzerine ilk ateş edilen yer olması. Sırtınızı Sular İdaresi’ne dönmeden önce sol tarafa bakarsanız, Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi’ni görürsünüz (Ayia Trias Kilisesi olarak da bilinir). Bizans mimarisi ile modern mimarinin bir kompozisyonu biçiminde projelendirilmiştir. Yine Taksim’den İstiklal Caddesi’nin girişinde sağ tarafta, yeni yapılan caminin hemen yanında, Surp Ohan Voskiperan Ermeni Katolik Kilisesi bulunuyor. Kiliselerin etrafı plansız yapılarla adeta örtülmek istenmiş gibidir. Şimdi ise caminin gölgesinde bırakılmış durumdalar.

27 Kasım 1970’te, o zamanki adı İstanbul Kültür Sarayı yakılmıştı. 1973 Atatürk Kültür Merkezi adını aldı. Gerçi AKM’nin ancak 6 Ekim 1978’de açılabildi. Bu yangının devletin deriniyle mi, yoksa İslamcı hareketlerin azmettirmesiyle mi gerçekleşti, hiçbir zaman açığa çıkmadı. Bilinen tek şey arka planında bir rejim hesaplaşmasının olduğu.

Meydanlar toplumsal mücadelelere ev sahipliği yaptığı sürece gerçek meydan kimliğini kazanır. Aksi takdirde sadece güzel bir mekan olmanın ötesine geçmez. Taksim bu nedenle  sadece bir meydan değildir aynı zamanda toplumsal hafızanın da mekanıdır.

Bir Pazar günü devrimci üniversiteli gençler 6. Filo’nun İstanbul’a gelişini protesto etmek için toplandılar, üniversite öğrencilerinin 16 Şubat 1969’daki eylemine Taksim Meydanı’nda sağcıların saldırması sonucu iki kişinin öldüğü ve 200 kişinin yaralandığı olay yaşandı. Ve tarihe “Kanlı Pazar” notu düşüldü. Saldıranlar, tekbirler eşliğinde göstericilerden Ali Turgut Aytaç’ı ve Duran Erdoğan’ı bıçaklayarak öldürdü. Böylelikle Taksim Meydanı kanlı bir Pazar gününe şahitlik etti. Yıllar sonra ilk kitlesel 1 Mayıs kutlaması, 1976’da Taksim Meydanı’nda gerçekleşti. 1 Mayıs, üretenlerin yönetenlere karşı eşzamanlı olarak dünyanın her yerinde politik gösterilere dönüşmesi, tarihsel olarak kapitalist devletleri her zaman tedirgin etmiştir. İşçi ve devrimci örgütler ve sosyalistler ile devletler  arasında var olan çelişkinin çatışmaya dönüştüğü gün, hep 1 Mayıs olmuştur. Türkiye emekçileri 1923’te resmen “Amele Bayramı” olarak ilan edilen 1 Mayıs’ın kitlesel bir halde kutlanabilmesi için yaklaşık 50 yıl kadar bekledi.

77 katliamı gerçekleşti 1978’in 1 Mayıs’ı meydanda yapılan son 1 Mayıs oldu. 1979’da Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Mayıs’ı yasakladı.

2010’da bedeller ödenen bir mücadele sonucu  emekçiler 1 mayısı kutladılar  sonra yeniden yasaklandı. Bizim açımızdan siyasi iktidarların ve devletin bu meydan üzerindeki tahakkümünü  sadece hukuksal açıdan izah etmek mümkün değildir. Bu durum emekçiler açısında da  böyledir. Konu sadece bir mekan tartışması değildir.

Meselenin aslı  emekle sermaye arasındaki çelişkinin taksime meydanına yansımasıdır.

AKP iktidarı ile birlikte inşa edilmek istenen saray rejiminin politik tasarrufu her haliyle meydana yansıtılmak istendiği açıktır. Topcu kışlasının yapılmak istenmesi, bir mekanın daraltılmasından çok farklı bir kültür ve yaşam biçiminin topluma dayatılması idi. Gezi eyleminin önemli bir gerekçesi oldu. Bu nedenle saray rejimi Gezi davasında siyasi olarak mahkûm ettirme kararını açık olarak savunuyor.

Sonuç olarak Yeşil Sol Parti olarak Taksimi savunmak bir mekan tartışmasına sığamaz, demokrasi ve özgürlükler mücadelesinin hafızasını savunmakla eş anlamlıdır.

Şimdilik emekçilere karşı güç gösterisi yapıyor ve alanı yasaklıyor. Fakat 2022 1 Mayası Türkiye’nin her yerin de çok kalabalık be katılımlı gerçekleştirilecek.

Demokrasi  ve emek mücadelesi açısından değişimin maddi gücü sokağa yansıyacaktır.”

Değerlendirmeniz için Teşekkürler. Kolay gelsin…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir