Haberler Makale

Yoksulluğu Gizlemenin Yeni Yolu, “Çocuk İşçiliği”- Alaaddin Dinçer

Ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk ve gelir adaletsizliği derinleştikçe aileler ayakta kalabilmek ve yaşama tutunabilmek adına hemen her bireyini bulduğu ya da bulabildiği işlerde çalıştırmak için çabalamakta. Ailelerin içine düştükleri açmazlar ve bu çaresizlik hali çocuklarını da çalışmaya zorunlu bırakmakta. Çalışmak zorunda kalan çocuklar hem çalışıp hem de okumakta zorlanmaları nedeniyle örgün eğitimden uzaklaşmakta. Buldukları herhangi bir işte çalışmak zorunda kalan ve örgün eğitimden uzaklaşan çocuklar pek çok risklerle karşı karşıya kalmakta. Bütün çocuklara 18 yaşın sonuna kadar eşit parasız eğitim ve insanca yaşam sağlamak zorunda olan devlet ise, sorunu çocuk işçiliğini teşvik edecek düzenlemeler yaparak çözmeyi tercih etmiş durumda. Bu kapsamda Millî Eğitim Bakanlığı, mesleki eğitim merkezlerini yaygınlaştırma amaçlı olarak 2021 yılı Aralık ayı sonunda yürürlüğe giren 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda yapılan değişikliklere sarılmış durumda. Düzenleme sonrası mesleki eğitim merkezlerine kayıtlı öğrenci sayısının 1 milyona ulaşması hedeflenmekte. Bu hedefi yakalamak için, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ülke genelinde çok sayıda meslek lisesi (MTAL) bünyesinde mesleki eğitim merkezi (MESEM) açılması için 31.12.2021 tarihine kadar kayıtlar yapıldı. Bu döneme kayıt yapanların dönem kaybetmeyeceği belirtilirken, son bir kararla bu tarih 04.02.2022’ye kadar uzatıldı.

Konu ile ilgili bir değerlendirme yapan ve uygulamayı heyecanla sahiplenip savunan Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer: “3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda yapılan yeni düzenlemeler, mesleki eğitim merkezlerini güçlendirerek iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu insan kaynağının yetiştirilmesinde yeni bir dönem başlattı. İlk kez mesleki eğitimde hem işveren hem de gençler için cazip bir mekanizma oluşturulmuş oldu. Bu, ülkemiz için istihdamı artıracak tarihî bir adımdır. Mesleki eğitim merkezlerinin sunduğu imkânları tanıtmak için kapsamlı bir çalışma başlattık. Kamu spotları hazırladık. Diğer taraftan 81 ilde yöneticilerimiz ve öğretmenlerimiz, ailelere mesleki eğitim konusunda rehberlik hizmeti sunuyor.  Millî Eğitim Bakanlığınca mesleki eğitim merkezlerinin yaygınlaştırılması ve istihdam artışına katkı sunulması amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda mesleki eğitim merkezlerine kayıtlı öğrenci sayısı, üç ayda yüzde 158’lik artışla 159 binden 410 bine yükseldi. 410 bin öğrencinin 222 bin 283’ü 19 yaş ve üzeri olduğu, yani %54’üne karşılık geliyor.” Açıklamasını yapmakta Bakanın açıklama gereği duymadığı rakamlara göre katılımcıların 187 bin 717’sinin (%46) 19 yaş altında olduğu anlaşılmakta. Bu veri de doğal olarak “çocuk işçi”  tartışmalarını beraberinde getirmekte.

Bakan açıklamasının devamındaDiğer taraftan bu artışın ağırlıklı olarak 19 yaş ve üzerinde gerçekleşmiş olması, yeni yaklaşımın genç işsizliği azaltmada ne kadar önemli olduğunu şimdiden göstermiştir. 2022 yılı sonuna kadar 1 milyon vatandaşımızı mesleki eğitim merkezleri ile buluşturma hedefimiz var. Mesleki eğitim merkezleri, hem insan kaynağımızın niteliğini artıracak hem de özellikle genç işsizliğin azaltılmasında çok önemli katkı sunacaktır.

 Mesleki eğitim merkezlerine en fazla talep, 30 bin 510 öğrencinin kayıtlı olduğu İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul’u 17 bin 413 öğrenci ile Gaziantep ve 17 bin 339 öğrenci ile Adana izledi. Mesleki eğitim merkezlerine kayıtlı öğrenci sayısına göre 16 bin 317 öğrenci ile Mersin dördüncü olurken 16 bin 154 öğrenci ile Hatay beşinci oldu. Mesleki eğitim merkezlerine talepte 71 bin 100 öğrenci ile güzellik ve saç bakım hizmetleri alanı birinci, 60 bin 31 öğrenci ile motorlu araçlar teknolojisi ikinci ve 39 bin 479 öğrenci ile yiyecek-içecek hizmetleri üçüncü sırada yer aldı. Talepte 35 bin 249 öğrenci ile elektrik-elektronik teknolojisi dördüncü ve 29 bin 169 öğrenci ile moda tasarım teknolojisi beşinci sırada yer aldığını” ifade etmekte.

İSİG Meclisi’nin 20 Kasım DÇHG Açıklamasında “Türkiye işçi sınıfının en güvencesiz, korunmasız, sömürülen ve şiddete uğrayan kesimini oluşturuyor. 2003’ten bu yana mevcut iktidarın hayata geçirdiği tarım, sanayi, eğitim ve sosyal politikalar her geçen gün daha fazla çocuğun işçileşmesini beraberinde getirmekte.2003 yılından beri iş cinayetlerinde en az 787 çocuk işçi hayatını kaybetti. Diğer yandan ise sanki “çocuk işçilik” yokmuş gibi bir hava verilerek bu sorun görünmez kılınmaya çalışılmakta. Türkiye’de çocuk işçiliğin gerçek boyutları ise verilerde perdelenmekte. Çocuk işçiliğin azaldığına dayanak gösterilen istatistiklerde sayısı 1,5 milyonu bulan çırak, stajyer ve meslek eğitimi gören öğrenci çocuk işçiliğine dahil edilmemeye çalışılmakta.Öte yandan çocuk işgücü anketleri, Türkiye’de mevsimsel olarak, çocuk işçiliğin en az olduğu Ekim ila Aralık aylarında yapılıyor, bu da çocuk işçiliğin gerçek boyutlarını gizliyor. Bunlar göz önüne alındığında, bugün Türkiye’de en az 2 milyon (yaz aylarında 4 milyon civarı) çocuk işçi olduğu görülmekte. Tam da bu yüzden çocuk işçilik azalmak yerine giderek daha da artmakta ve çok ağır ve tehlikeli işlere doğru kaymakta. Çocuk işçiliğin diğer biçimini ise çırak ve stajyerlik oluşturmakta. MEB ile sermayenin işbirliği çerçevesinde çocuklar organize sanayide ve fabrikalarda uzun çalışma saatlerinde çok düşük ücretlerle çalıştırılmakta.” İfadeleri ile sorunun yakıcı olduğu saptamasında bulunulmuştu.

Değerlendirme, MESEM’E kayıtlı öğrenci sayısını artırmak için ek zaman tanıması, ülke genelinde bu projenin büyük ilgi gördüğü algısı ile çocuk işçiliğini devlet eliyle teşvik etmeyi başarı gibi gösterme amacını taşıyor. Meslek lisesi öğrencilerini halen örgün eğitimlerine devam ederken MESEM’lere kaydetmek ve eğitim dışında bırakmak eğitime erişim ve eğitimden eşit koşullarda yararlanmalarına engel olmak anlalamına gelecektir.

Eğitimi herkese eşit bir hak olarak sunmadığınızda, örneğin birileri eğitimden para kazansın diye kapı açtığınızda, birilerine de ‘’parası olmayanları bu yolla kendi istediğim gibi kullanabilirim’’ yolunu açmış olursunuz. Bu proje, okul çağındaki çocukların, sermayeye ucuz işçi hatta çocuklara ödenecek olan ücret ve iş kazası sigortası giderlerini devlet ödeyeceğinden bedava işçi yapılmaya çalışılmakta. Bu amaca ulaşma yolunda iktidar, MESEM‘e kayıtları yapılan öğrencilerin eğitime başlamaları, işletme ile işe başlama sözleşmesi imzalanması için 2 aylık bir süre tanınmakta. Bu iki aylık sürede ise mesleki eğitim merkezine kayıt yaptıranlara aylık 1.275 lira, üç yılın sonunda kalfa olanlara ise yaklaşık 2.125 lira ücret ödenmekte. Bu ücretlerin tamamı, devlet tarafından ödeniyor. Ayrıca tüm öğrenciler, iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı da sigortalanmakta.

Düzenlemeye ilişkin eğitim bilimcilerin eleştiri ve itirazları genel olarak, uygulama aşamasında yaşanan sorunlara odaklanmakta. Bu eleştiri ve itirazlar;

a-iki ay ve sonrasında eğitim ortamındaki belirsizlik ve öğrencilerin dört gün iş yerine gidip bir gün okula gelecek olması nedeniyle okuldan ve eğitimden uzak kalmalarına yol açmasına,

b-MESEM için kaydı yaptırılan öğrenciler, okulun açık olmasına rağmen, örgün eğitimden kayıtlarının silinerek bir bilinmeze terk edilmesine,

c-,telafi edemeyeceği kopukluklar yaşamasına, okuldan soğumasına,  hatta okulu terk etmesine, internet bağımlılığının artmasına,

d-eğitim ve bilimden uzak kalmak öğrencilerin kültürel ve sosyal yönden gelişmesini sekteye uğratacak, okula gitmemekten kaynaklı olarak sokaktaki tehlikelere, kötü alışkanlık ve kötü niyetli kişilere karşı korunmasız kalmasına yol açacağı,

e-eğitimden uzak kalan bu yaş grubu çocukların her türlü tehlike ve istismara açık hale geleceği, oysa ergenlik döneminde olan bir çocuğun eğitim sürecinde okulda olması tehlikeye ve istismara direnme, reddetme ve problem çözme becerileri geliştirmesinin yanında çevresiyle ilişkiler kurmayı kolaylaştırasına destek olacağı gerçeklik gerekçelerine dayanmakta.

Sonuç, TÜİK 2019 Yılı Çocuk İşçiliği Anketi verilerine göre; Türkiye’de çocuk işçilerin yüzde 30,8’i tarım, yüzde 23,7’si sanayi, yüzde 45,5’i ise hizmet sektöründe çalışmakta.720 bin olan çocuk işçilerin % 70,6’sı erkek ve %29,4’ü kız çocuklarından oluşmakta. Uygulamaya koyulan bu politikalar sonrasında çocuk işçi sayısının azalmak yerine artması kaçınılmaz olacaktır. Bilimsel ve alternatif bir eğitim metodu geliştirip gerekli alt yapı hazırlığı tamamlanmadan sırf siyasi amaçlara hizmet etmesi ve yoksulluğun gizlenerek yönetilmesi adına milyonlarca çocuğu “çocuk işçi” olarak kontrolsüz ve belirsiz bir sürecin içinde bırakmak, bir kuşağı ve geleceğimizi heba etmektir.

Alaaddin Dinçer
Alaaddin Dinçer Eğitimci -yazar-Eğitim Sen Eski genel başkanı

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir