AKP’li milletvekillerinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan ve Adalet Komisyonu’nda da kabul edilen ‘mini infaz paketi’ne CHP, HDP ve İyi Parti şerh düştü. Önümüzdeki günlerde Genel Kurul’da görüşülecek tekliften vazgeçilmesini isteyen üç muhalefet partisi, özellikle başsavcılara verilen yetkiye karşı çıktı, bundan sonra soruşturmaların AKP etkisi altında yürütüleceğini ifade etti.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre; CHP’nin muhalefet şerhinde teklifin başsavcıları, Cumhuriyet savcılarının kararlarının kanuna uygunluğunu denetlemede görevli hale getirileceği ve uygulamada savcılar üzerinde hâkimiyet kurulmasının sağlanmak istendiğini kaydedildi. Şerhte, “Zaten Cumhuriyet savcıları üzerinde idari açıdan denetim yetkisine sahip olan Cumhuriyet başsavcılarının, doğrudan soruşturma ve kavuşturmalara müdahale etmesi, siyasi saiklerle Yargıtay’a, oradan da AYM üyeliğine kısa sürede geçiş yapan ve bu bağlamda ‘siyasi etki’nin yüksek olduğu başsavcıları, yargılamaları istedikleri yöne çekme gücüne sahip kılacaktır” ifadeleri yer aldı.

Siyasi yargılama dönemi

Teklifin bütünüyle Anayasa’ya aykırı olduğunu kaydeden CHP, muhalefet şerhinde şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyet savcılarını ‘bağımlı’ hale getiren düzenleme, cumhuriyet başsavcılarına adeta uyuşmazlık mahkemesi yetkisi tanımaktadır. Yargıda temsil ve idari işler açısından siyasi muhataplığa en fazla açık makamlardan biri olan cumhuriyet başsavcılarına tanınan bu yetkinin, yargılamalarda siyasi etkilerin artmasını beraberinde getirmesi kaçınılmazdır. Düzenleme, ciddi bir çelişkiyi de içermektedir. Cumhuriyet savcılarının kararlarının kanunlara uygunluğunun denetimi yargı sistemi içinde halihazırda mümkündür. Cumhuriyet savcılarının kararlarının hukuki denetimi, Ceza Muhakemeleri Kanununun 172 ve devamı maddelerinde vardır. Bu açılardan düzenleme, Anayasa’da öngörülen yargı bağımsızlığına aykırılık taşımaktadır.”

12 Eylül hatırlatması

TBMM Adalet Komisyonu’nun HDP’li üyeleri tarafından kaleme alınan muhalefet şerhinde ise teklif ile getirilmek istenen değişikliklerin evrensel hukuk normlarına ve Anayasa’ya mesafeli olduğu kaydedildi. Şerhte, “Gelinen aşamada tek adam rejimi hasebiyle ülkede yaşanan her şey 12 Eylül darbesi ile paralellik göstermektedir. Hatta darbeler silsilesinin ara vermeyen devamıdır” denildi.

Teklif için “mahpusların özel yaşamının gizliliği, haberleşme hakkı, kişisel verilerin korunması hakkını ortadan kaldıran, bazı yönleriyle de infaz rejimindeki ayrımcılığı, cezaevlerindeki baskıyı ve denetim mekanizmasını artıran teklif” yorumu yapıldı.

Hakları yok oluyor

Şerhte, “Teklif metninde öngörülen dinleme ve kayıt alma yetkisi, mahpusların özel yaşam ve ailevi yaşam haklarına ve haberleşme özgürlüğüne müdahale oluşturmaktadır. Mahpus olmak, özgürlüğünden alıkonulmaktır ancak haklardan alıkonulamaz. Kurum yönetiminin, sınırlama sebeplerinden birinin bulunduğunu saptaması ve buna bağlı olarak karar vermesi sonucu hükümlünün en mahrem görüşmelerinin elektronik cihazlarla kaydedilmesi, kişilerin ifade hürriyetinin ihlali ve yine özel ve ailevi yaşam hakkını sınırlamaktadır” denildi.

İyi Parti’nin muhalefet şerhinde de yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti normlarından uzaklaşıldığı kaydedildi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here