Faize Özdemirciler

Bak bu dağlarda boyanmış ışıldayan bayrak var ya, bu senin en yumuşak karnın, bunlar da karın ağrıların…Bu kesilen çizilen ve kasten açık bırakılan yaran, karnındaki ağırlık kum torbalarından ve varillerden kaynaklanıyor sanma, o ağırlık vicdanının çürümesinden, kalbinin kurumasından…Bunlar sana tepeden bakınca leke gibi görünen, muhtemelen paylaşılmak için varislerinin ölmesini bekleyen parsellenmiş toprakların, etrafı çizilmiş kapatılmış bayraklandırılmış, girilmez, fotoğraf çekilmez tabelalarıyla donatılmış askeri bölgelerin. Bunlar senin bayrağıma dokunma öldürürüm diyen paşaların, bunlar bayrağıma dokunma recmederim diyen imamların, bunlar da senin bayrak için ölmeyi ve öldürmeyi kahramanlık sayan en tabu(t) hallerin…Bunlar her gün biraz daha çoğalan camilerin, bu da camilerin çoğaldıkça azalan ahlakın.Bunlar çoğalan marşların azalan şarkıların, çoğalan duaların azalan hayatların…Bunlar ölmez dediğin şehitlerin, bunlar katliamların, bunlar da katliamlarının hiç konuşmadan ölüp giden failleri ve göz şahitleri…Bunlar senin failleri meşhur cinayetlerin, bunlar kirli siyasetine malzeme yaptığın kurbanların, bunlar baştacı yaptığın koruduğun katillerin, bunlar kolladığın büyük hırsızların, bunlar da bir ekmek çaldı diye hapse tıktıkların, bunlar senin açlık sınırının altında yaşayan insanların, bunlar da tokluk sınırının üstünde yaşayan insanların…Bunlar nüzül olmuş ellerin senin, bunlar da kötürüm ayakların…Bu da senin sigara fabrikasından bozma meclisin, ki senin en dumanlı en kanser halin…Bunlar senin yüce sandığın cüce makamların, bunlar da o makamlara oturur oturmaz sadece kılığı kıyafeti değil, mimikleri bile değişen bukalemunların…Bu senin kendini görüp kendini beğendiğin yalancı aynan, kalbimize bir girsen ah bir girsen de gerçek halini görsen, girsen kalbimize de, hem kendi ölünle, hem bizim ölümüzün körüyle yüzleşsen…Yalanı yok, içimizde taşıyoruz seni, selan çoktan okunduğu halde gömmek de istemiyoruz uyanırsın diye belki yılların uykusundan…Bu senin hep “yetmez ama evet” diyen manamu halin, bu da “yeter artık hayır” diyemeyen daha da manamu halsizliğin..Bu senin, 22 Ocak 2018 tarihinde “Afrika”yı linç edenleri seyreden polis halin, bu senin linç edenlere kol kanat geren polisi seyreden halk halin, bu da senin, öldürme iştahıyla saldıranlara müdahale eden tek vicdanlı polis amirinin cezalandırıldığını seyrederken kılını kıpırdatmayan en halt halin…Bu senin failleri en meşhur cinâyetin, bir yara, kanayıp duruyor yıllardır Temmuz’un ağzında…Bu senin 6 Temmuz 1996’da katledilen en “ADALI” halin, bu da 2021 yılından geçmekte olan son halin, ki bu senin en “ADA”sız halin…(30 Mayıs 2021/Avrupa)

Faize Özdemirciler, 1964 yılında Larnaka’ya bağlı Aytotoro köyünde doğdu. Yüksek öğrenim için 1982 yılında İstanbul’a gitti, şiir ve edebiyat yolculuğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğrenim gördüğü yıllarda başladı.
9 senedir “Adressiz Yazılar” köşesinde günlük siyasi ve edebi yazıları önce kapatılan “Avrupa” sonra “Afrika” gazetesinde yayınlanmaya devam etmektedir.
Yitik Manzaralar, Hüzzam Bozuldu, Deli Temmuz, Her Aşk Doğduğu Yere Benzer, Rumca Küstüm Türkçe Kırıldım olmak üzere yayınlanmış beş kitabı bulunmaktadır. Birçok şiiri İngilizce ve Yunanca’ya çevrilmiştir.
2015 yılında tiyatro sanatçısı Yaşar Ersoy “Rumca Küstüm Türkçe Kırıldım” kitabında yer alan “Kıbrıs” adlı şiirini araya “Afrika”da yayınlanan bazı yazılarından bölümler de katarak, tiyatroya uyarlanmıştır. Oyun kuzeyde Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda Türkçe, güneyde ise Satirigo Tiyatrosu’nda ve Rialto’da Rumca alt yazılı olarak sahnelendi ve büyük ilgi görmüştür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here