Dün AA muhabirine verdiği demeçte Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Bakanlığımızca lisanssız faaliyetlerin engellenmesi ve vergi kaybının önlenmesi amacıyla yasa dışı bahis ve sanal kumar siteleriyle kararlı şekilde mücadeleye devam edilecek” dedi. (1)

Bilindiği gibi, Türkiye’de kumar oynamak ve oynatmanın yanı sıra, yetkili kamu otoritesince lisans verilmeden sanal ortamda herhangi bir şans oyunu oynatmak da yasak. 

Buna karşılık, Türkiye’de yasa dışı/ kayıt dışı faaliyet gösteren on binlerce şans oyunu, bahis ve sanal kumar sitesi faaliyet gösteriyor. Bakan’a göre, “bu sitelerin tamamına yakını yurt dışından yayın yapıyor ve bu faaliyetleri yürüten kişi veya örgütler Türkiye’de yasa dışı yollarla kazandıkları milyarlarca TL tutarındaki kaynağı yurt dışına transfer ediyorlar”.

“Vergisiz kazanç, haksız rekabet” vurgusu

Üstelik “suç gelirlerinden elde edilen kazanç hiçbir şekilde vergilendirilmiyor, dolayısıyla bu alanda faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişiler elde ettikleri gelir üzerinden gelir ve kurumlar vergisi vermiyor. Aynı şekilde bu platformlar, lisanslı oyun platformlarından farklı olarak, iştirakçilerden tahsil ettikleri oyun satış hasılatı üzerinden katma değer vergisi, şans oyunları vergisi ve kamu payı ödemiyor. Bu durum, ülkemiz ve kamu maliyesi açısından yüksek bir gelir kaybına neden olduğu gibi lisanslı faaliyet gösteren ve tüm vergisel yükümlülüklerini yerine getiren firmalar açısından da haksız rekabete neden oluyor”. (2)

M. Şimşek’in açıklamalarını nasıl yorumlamak lazım?

Kayıt dışılığın ülkede yüzde 50’lere kadar yükseldiğini ve şu ana kadar kayıt dışılıkla ciddi anlamda mücadele edilmediğini biliyoruz. Acaba Bakanlık yeni bir kayıt dışılıkla mücadele programı mı başlattı? Eğer öyleyse, ortada başka çok sayıda daha ciddi kayıt dışı faaliyet bulunurken işe neden şans oyunlarından başlandı?

Bakan’ın açıklamalarından, asıl derdinin vergi geliri kaybı ve kayıtlı şans oyunları şirketlerinin haksız rekabete uğraması olduğunu söyleyebilir miyiz? İlk bakışta öyle gibi görünüyor ama eğer mesele vergi geliri kaybı ise Bakanlığın öncelikli olarak giderek düşen vergi tahsilatlarını artırması gerekmez mi?

Ortada trilyonlarca liralık toplanmayan vergi geliri dururken

Ya da bu yıl “Vergi Harcaması” adı altında vergi indirimi, istisnası ve muafiyeti biçiminde alınmayacak olan 2,2 trilyon TL’nin alınmasından işe başlanamaz mı? Öyle ki kurumlar vergisi olarak bu yıl vaz geçilen miktar 657 milyar TL’yi, katma değer vergisinden alınmayacak olansa 342 milyar TL’yi aşıyor. (3)

Durum bu iken neden yasa dışı bahisçilerin yol açtığı vergi kaybı ön plana çıkartılıyor? Oysa bu sektördeki vergi kaybının diğerleri kadar büyük olması mümkün görünmüyor.

Acaba biri yasal, diğeri yasal olmadığı için mi bu yapılıyor? Ya da etik bir sorgulama mı yapılıyor? O zaman yasalarla da olsa, haksız bir biçimde vergi kaybına neden olan bir düzenleme meşru kabul edilebilir mi?

Bir diğer husus “yasal şans oyunu işletmelerinin haksız rekabete uğraması” hususu. İyi de bu yılın ilk vergi düzenlemesi olarak bu alandan alınan vergilerin oranı yarı yarıya azaltılarak, bu işleri yürüten yasal patronların kârları artırılmadı mı? (4)

Halk bu yılbaşından itibaren yüzde 55,8 oranında yeniden değerleme oranından her türlü kamu alacağını ödemeye mahkûm edilirken, şans oyunları adı altında aslında kumarhanecilik yapanlardan daha az vergi alınması adil bir tutum mudur?

Etik bir sorgulama yok!

Son olarak,  Bakan’ın yaptığı açıklamada arayıp da bulamadığımız çok önemli bir gerçek var. Öyle ki şans oyunlarına ve kumara insanlarımız, özellikle de gençlerimiz, giderek artan bir biçimde yönelmeye başladılar. Ancak açıklamada ne bu duruma ilişkin bir tespit ne de bir çözüm önerisi mevcut.

Oysa özellikle de bu düzende yaşanabilir bir gelir elde etmekten umudunu kesmiş olan milyonlarca genç, yaşlı giderek bu ve benzeri sanal para kazanma platformlarının kölesi olmaya başladılar. Bu yüzden de çok ocaklar sönüyor.

Apolitik bir toplum isteniyor

Ama olsun, yeter ki bu insanlar politikleşmesinler, düzeni ve düzenin egemenlerini sorgulamasınlar, sokaklara çıkmasınlar, isyan etmesinler, içinde bulundukları durumun gerçek nedenlerini ve sorumlularını sorgulamasınlar.

İşin aslı, neo liberal bir bakış açısı ciddi bir sosyolojik sorunu basit bir haksız rekabete ve vergi geliri kaybına indirgeyebiliyor. Bakan’ın açıklamalarından bizim çıkardığımız sonuç bu.

Oysa Dario Betancourt-Maria Garcia’nın dediği gibi “mafya yasa dışı kapitalizm, kapitalizm ise yasal mafyadır”. Kapitalizmi yok etmeden yasa dışı ya da yasal kumarhaneleri ya da bahis gibi faaliyetlerin neden olduğu toplumsal zararı yok edemezsiniz, etik çürümeyi önleyemezsiniz.

Öğretim üyesi, yazar Mustafa Durmuş, 10 Nisan 1956 yılında Gümüşhane’de dünyaya gelmiştir. 1981 yılında Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisine Bağlı Bankacılık ve Sigortacılık ve Yüksek Okulunda Asistan olarak göreve başlamış, aynı yıl Akademiye bağlı Maliye Fakültesinde Doktora Programına kabul edilerek bu programdan mezun olmuştur. 1989 yılında Gazi Üniversitesine Bağlı Sosyal Bilimler Enstitüsünde “İhracata Yönelik Sanayileşme ve Güney Kore Modeli” isimli tezini savunarak Maliye Doktoru unvanını almıştır. 1981-1991 yılları arasında İngiltere’de York Üniversitesinde İktisat ve İlgili Bilimler Bölümünde Araştırmacı Misafir Öğretim Görevlisi olarak bulunmuştur

Bir Cevap Yazın