Dedeoğulları ailesinden 7 kişiyi öldüren zanlı Mehmet Altun katliamın üstünden 6 gün geçtikten sonra yakalandı. Altun ifadesinde iki aile arasında barış sağlamak için gittiğini ifade etse de Dedeoğulları ailesi avukatı Abdurrahman Karabulut, Altun’un ifadelerinin çelişkilerle dolu olduğunu söyledi.

Barışı sağlamak için gittiğini öne sürdü

30 Temmuz’da gerçekleştirdiği saldırı sonrası kaçan zanlı Mehmet Altun, iki gün önce Bozkır mahallesindeki bir mezarlıkta saklanırken yakalandı. Gözaltına alınan Altun, ilk ifadesinde, Dedeoğulları ailesinin evine, 12 Mayıs tarihinde Dedeoğulları ailesine yapılan saldırının ardından tutuklanıp serbest bırakılan ablası Ayşe Keleş, halen tutuklu olan eniştesi Lütfi Keleş ve diğer akrabaları hakkındaki şikayetlerinden vazgeçip, “barış sağlamak için gittiğini” öne sürdü.

Tanınmamak için maske taktı, “Belediye çalışanıyım” dedi

Dedeoğulları ailesinin evine giderek kendisini belediye çalışanı olarak tanıttığını belirten Altun, ailenin kendisini tanımaması için cerrahi maske taktığını sözlerine ekledi. Aile bireylerinin hepsi evde olmadığı için ayrıldığını ve 5-10 dakika sonra Dedeoğulları ailesinin evine tekrar gittiğini ifade eden Altun, yanındaki silahı da Dedeoğulları ailesinin kendisine zarar verme ihtimaline karşı tedbir olarak yanında götürdüğünü iddia etti.

“Bez torbadan çıkarttığım silahı aileye doğrulttum”

Eve ikinci kez gidişinde yüzündeki cerrahi maskeyi çıkartmasıyla Dedeoğulları ailesinin kendisini tanıdığını aktaran Altun ifadesinin devamında şunları söyledi:

“Şahıslar yüzümdeki maskeyi çıkarıncaya kadar beni tanımadılar. Aile daha sonra beni tanıyınca oraya barışmak maksadıyla gittiğimi söyledim. Hatta elimdeki dosya kağıdına şahısların isimlerini yazmıştım. Dosya kâğıdında da ‘Keleş aileleri ile artık herhangi bir husumetimizin olmayacağını bildiririz’ demiştim ve altına tüm şahısların ismini yazmıştım. Ben konuya girdikten sonra, beni tehdit ettiler. Ben de daha sonra bez torbanın içerisindeki silahımı onlara doğrulttum. Ben silahı doğrultmama rağmen şahısları vurmayacağımı sadece konuşmaya geldiğimi söyledim. Daha sonra en küçük kızları S.D. yerden taş alıp bana fırlattı. Daha sonra üzerime gelince yakın mesafeden silahımı ateşlemeye başladım. Benim silahım 15 mermi alır.”

“Evi yaktığımı hatırlamıyorum”

Altun, “Tabancamın emniyeti kapalıydı. Şahıslar bana hücum edince emniyetini açıp ateş etmeye başladım. Birkaç kişiyi bu sırada vurduğumu biliyorum. Hatta o anda kendimi kaybettim ve yerdeki şahsa da yeniden ateş ettiğimi hatırlıyorum. Bu esnada bir iki kadın evin yanına ve eve doğru kaçıştı. Benim silahımdaki mermi bitmişti. Bez torbadaki yedek şarjörü taktım. Şarjörü değiştirdikten sonra evin yanına kaçan bayanı daha sonra da evin içine giden bayanı vurdum. Olay yerine gelmeden önce petrolden 30 TL’lik benzin almıştım. 2-3 ay önceki kavgalardan sonra ailenin güvenlik kamerası taktırdığını öğrenmiştim. Benim benzin almamın sebebi, böyle bir olay yaşanırsa evi ateşe verip, güvenlik kamerası görüntülerini yok etmekti. Şahısları vurduktan sonra aracıma binip önce ayrılmaya çalıştığımı daha sonra dönüp aracımdan aldığım benzinle evi yaktığımı hatırlamıyorum” dedi.

“Dağdan yola inerek güvenlik güçlerine teslim oldum”

Olaydan sonra ailesinden kimseyle görüşmediğini ileri süren Altun, Dedeoğulları ailesinden 7 kişiyi katlettikten sonra kiraladığı araçla memleketi Bozkır’a gittiğini, aracı yolda bırakıp yanına silahını ve bıçağını alarak 1-2 gün kırsal arazide gezdiğini, ağaçlardaki meyveleri yiyerek hayatta kaldığını öne sürdü. 2. ya da 3. gün Üçpınar kasabasına gittiğini ve burada tanımadığı bir bakkaldan 4 paket sigara, 2 ekmek, yarım kilo peynir, 6 paket bisküvi ve 2 küçük meyve suyu aldığını ve tekrar kırsala döndüğünü ifade eden Altun, son gün teslim olmaya karar verdiğini ve dağdan yola inerek güvenlik güçlerine teslim olduğunu aktardı.

“Kimsenin bunu yapacağımdan haberim yoktu”

Ailesi ve akrabalarından hiç kimsenin bu yönde kendisine bir görev vermediğini ve telkinde bulunmadığını belirten Altun, “Ben olay günü, öncesi ve sonrası hiçbir akrabamla telefonla veya yüz yüze görüşmedim. Beni olay mahalline kimse göndermedi ve kimsenin de bunu yapacağımdan bilgisi yoktu. Son dönemde aile arasında karşı tarafla barışılsın şeklinde bir görüş olmadı. Olduysa da benim haberim yok. Kavganın ilk olduğu zamanlar bir barışma niyeti oldu. Ancak karşı taraf bildiğim kadarıyla barışmaya yanaşmadı. Hatta o dönemki barışma çabasına Yahya Çalık öncülük etti” dedi. Mehmet Altun ifadesinde son olarak Dedeoğulları ailesinin daha önce kendisine birkaç kez saldırdığını ancak buna rağmen kolluk güçlerine durumu şikâyet etmediğini, aileyi vurmak gibi bir niyetinin olmadığını ve pişman olduğunu söyledi.

“Altun’un ifadesi çelişkilerle doldu”

Zanlı Mehmet Altun’un açıklamalarının çelişkiler içerdiğini söyleyen Dedeoğulları ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, “Katil zanlısı ifadesinde saldırıdan hiçbir aile ferdinin haberinin olmadığını söylüyor.

Oysa bütün aile fertlerini de çok iyi tanıdığını ve akrabaları hakkındaki şikâyetlerden vazgeçilmesi için gittiğini belirtiyor. Katil zanlısının bu ifadesinde diğer aile bireylerinin ceza almaması için bu açıklamaları yaptığı ortada” dedi.

“Mehmet Altun’u birilerinin sakladığı şüphesi ortaya çıkıyor”

Katil zanlısı Mehmet Altun’un yakalandıktan sonra bitkin olmaması ve kıyafetlerinin temiz olmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karabulut, “Zanlı yakalandıktan sonra arazide kaldığını söyledi. Cinayet anında üzerinde bulunan tişört arazide kalmasına rağmen nasıl böyle temiz kalmış? Ayrıca hiç de bitkin bir hali yok. Bunları değerlendiğimizde Mehmet Altun’un birileri tarafından saklandığı şüphesi ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu. Urfa, Diyarbakır ve Konya barolarının da olayla yakından ilgilendiğini söyleyen Karabulut, “Bizim de yaşanan bu olayla ilgili bazı taleplerimiz olacak. Şu an bu talepleri davanın seyri bakımından açıklayamıyoruz” ifadelerini kullandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here