TELGRAF HABER:

Modern Türkiye tarihi boyunca devletin gölgesi üniversitenin üzerinden eksik olmadı. Erken Cumhuriyet döneminden günümüze uzanan, yer yer tasfiyelere varan, şaşırtıcı ölçüde istikrarlı bir tarih bu. Her dönemde tasfiye edilenlerin siyasal kimlikleri ya da tasfiye gerekçeleri değişti kuşkusuz, fakat tasfiyelerin gerisinde yatan yalın beklenti çok da değişmeden kaldı: üniversitenin merkezkaç eğilimlerin odağı haline gelmesine mani olmak. Kimi zaman ancien régime’in yeniden ayağa kaldırılacağı korkusu, çoğu zaman da “komünizm/anarşi/terör tehdidi” bu türden iktidar müdahalelerini meşrulaştırmak için kullanıldı. Kısacası Türkiye’de devlet-yurttaş ilişkilerinin biçimlenişinde üniversitenin zapturapt altında tutulmasının her daim özel bir yeri oldu.

2021 yılının ilk günlerinden bugüne Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananlar bu tarihsel mirasın ne
denli canlı olduğunu bir kez daha gösteriyor. Geçmişte AKP saflarından milletvekili adayı olmuş,
pek çoklarınca bu türden bir görev için uygun vasıflara sahip olmayan bir akademisyenin dışarıdan Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanması, ardından bu atamaya gösterilen tepkiler ve gelen tepkilere siyasal iktidarın yanıt verme biçimi bu bağlamda düşünebilir. Entelektüel bağımsızlığın ve akademik liyakat mekanizmalarının her şeye rağmen canlı olduğu bir üniversite, herhangi bir rasyonel izah çabası dahi olmaksızın, herkesin gözleri önünde açık bir taarruzla karşı karşıya kalmış durumda. Son yıllardaki siyasal gelişmeler düşünüldüğünde pek de şaşırtıcı olmayan bu idari tasarruf, siyasal iktidarların üniversiteleri denetim altında tutma kaygısının hız kesmeksizin devam ettiğini ortaya koyuyor.

Son olarak Boğaziçi Üniversitesi’nde, ama onun öncesinde de tüm ülke sathındaki yükseköğretim kurumlarında yaşanan benzer müdahalelere biraz daha mesafeyle baktığımızda, karşımızda duran manzaranın iki temel dinamiğin kesişiminde biçimlendiğini söylemek mümkün. Birincisi, dünya genelindeki otoriter popülist siyasal rejimlerin bir çoğunda gördüğümüz üzere, AKP kendi inşa ettiği “sahici millet” ve “millete yabancılaşmış seçkinler” ikiliği üzerinden üniversitelerin yıllar içinde ve aslında son derece kırılgan biçimde inşa edebilmiş olduğu sınırlı özgürlük alanlarını kapatmayı, kendi yönetim mantığı içerisinde bir zorunluluk olarak görüyor. Üniversitelerin idari kadrolarının dar bir çevre içinde paylaşılması, akademik özgürlük alanının iyiden iyiye kapatılmasını beraberinde getirdiği gibi, aynı zamanda daha geniş planda hayal edilen kültürel hegemonyanın inşasının zorunlu bir uğrağı olarak düşünülüyor. Bu türden bir müdahalenin ise arzu edilen anlamda kurucu bir etki yaratmadığı, aksine sınırlı da olsa var olagelmiş akademik norm ve konvansiyonelleri hoyrat biçimde ortadan kaldırdığı, Boğaziçi Üniversitesi ile birlikte bir kez daha ve belki de hiç olmadığı kadar net biçimde ortaya çıktı. Bununla yer yer iç içe geçen, kimi zaman da zıt yönlerde seyreden ikinci bir dinamik ise, yine küresel ölçekte izlerini gördüğümüz, yükseköğretimin neoliberalleşmesi süreci. Eğitim-öğretim faaliyetlerinin piyasalaşmasından akademik kurumların yönetim mantığının giderek şirket mantığına evrilmesine bir dizi iç içe geçen temayı içeren bu süreç, kuşkusuz bugüne ve buraya özgü değil. Dahası, otoriterleşme dinamiği ile neoliberalleşme dinamiğinin ne ölçüde ve biçimlerde iç içe çalıştığı da her zaman yanıtı o denli açık olmayan bir soru.

saha’nın bu sayısında işte tam da bu sorudan yola çıkıyor ve Türkiye üniversitelerinin yaşadığı serüvenin son kesitine odaklanmaya gayret ediyoruz. Muradımız, Boğaziçi Üniversitesi’ne yönelik müdahalelerden hareketle, daha önemlisi bu müdahalelere dönük direnişin ortaya çıkardığı dayanışma ve yaratıcılıktan ilham alarak, üniversitenin nereden gelip nereye gittiğini anlamak. Nihayetinde devlet-yurttaş ilişkisinin geçirdiği dönüşümü, bir kurum, idea ve ilişkiler ekosistemi olarak üniversite üzerinden okumanın bize yeni düşünme ve eyleme biçimleri açacağını umut ediyoruz.

saha’nın tüm sayılarına buradan ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here