Kamu emekçileri ile kamudan emekli olanların iki yıllık ücret artışlarını belirleyen “toplu görüşme” sürecinde beklenen sona “mutabakatla” gelindi.

Toplu sözleşmede mutabakat öncesinde süren bir süreç var. Aslında bir pazarlık olan görüşme sürecidir bu. Belli aralıklarla yapılan oturumlarla yürütülür. Mutabakatta imza yetkisi çalışanlar adına en çok üyeye sahip konfederasyonda (Memur Sen), işveren adına da hükümet temsilcisindedir.

Adı üzerinde, pazarlık süreci biri çalışanlar biri de işveren olmak üzere iki taraf arasında devam eder. Bir taraf alabileceğinin en fazlasını almak için zorlarken, diğer taraf mümkün olan en azını vermeye gayret eder. Normalde işler böyle yürüyor diye bilir herkes. Ama Türkiye’de öyle değil.

Mutabakattan sonra hem işveren temsilcisinin hem de sendika temsilcisinin yaptığı açıklamalara bakılırsa ikisinin de sonuçtan pek mutlu olduğu anlaşılıyor. Hem işverenin, hem de çalışanların aynı anda eşit miktarda mutlu olabilmesi bu işin doğasına aykırı. Sonuçta taraflardan biri bu süreçte mutlaka istediklerinin bir kısmını elde edememiş olur. Normalde istediğini elde edemeyenler emekçiler olursa, pazarlıkla elde edemediklerini diğer meşru yollarla elde etmek için işvereni zorlarlar. Bunu da sendika aracılığıyla yaparlar. Emek mücadelesi böyle yürür. Fakat bizde ne gariptir ki işveren “sendika” temsilcisinden, temsilci işverenden mutlu. İkisinin de ağzı kulaklarında. Durum böyleyse taraflardan biri kendisinin temsil ettiklerini fena yanıltıyor demektir. Bakalım hangisi.

Gerçek TİS talepleri bunlar mı olmalıydı vs gibi kısımlara şimdilik girmeden kim ne istedi, ne aldı; biraz hatırlayalım.

Kamu çalışanları adına imza yetkisi bulunan Memur Sen başkanı, kendi tekliflerini 29 Temmuz günü kamuoyuyla paylaşmıştı. Buna göre, 2022 için yüzde 21, 2023 için de yüzde 17 zam talep ettiklerini, buna ek olarak da yüzde 6 refah payı istediklerini söylemişti.

Bununla da yetinmemiş, mutabakatsız geçen geçtiğimiz iki yıl için de, oluşan kayıplar için 600 TL seyyanen zam talep etmişti.

Talep edilen şu seyyanen zam kısmının gerekçesi gerçekten önemli.  Demek ki kamu emekçileri geçtiğimiz mutabakat dönemini kayıpla kapatmış. Öyle ya, seyyanen zam talebinin gerekçesi bu. Peki, geçtiğimiz dönem mutabakata imza atan kimdi? Aynı konfederasyon! Her şeyden önce tek başına bu ifade bile Memur Sen’in emekçilere attığı kazığın bir itiraftır.

Başkan hızlı başlamıştı ve 3600 ek gösterge konusunu da kırmızı çizgisi olarak duyurmuştu.

Kamu işvereni adına Çalışma Bakanı ne önermişti?

2022 yılında ilk altı ay için yüzde 5, ikinci altı ay için yüzde 6 ve enflasyon farkı.

2023 yılında ilk altı ay için yüzde 6, ikinci altı ay için yüzde 6 ve enflasyon farkı 

“Müzakereler” yapıldı ve sonuçta iki taraf mutabakat sağlayıp imzayı attı. Aslında dağ fare doğurmuştu ama doğan fareyi emekçilere dünyanın sekizinci harikası olarak yutturmanın bir yolu gerekliydi ki bu da her iki tarafın en mahir olduğu kısımdı. Burada acemice de olsa rakam sihirbazlığı devreye sokulu.

Artış oranları belli olmasına karşın, taraflar öyle açıklamalar yapıyor ki, sağlanan mutabakatla, yapılan açıklamalar sanki iki ayrı gezegende yaşanmış şeyler gibi.

Yapılan zam şu:

2022’nin ilk altı ayı için yüzde 5, ikinci altı ay için de yüzde 7 ( yıllık toplam artış oranı yüzde 12, 35),

2023’ün ilk altı ayı için yüzde 8, ikinci altı ayı için de yüzde 6 (yıllık toplam artış oranı yüzde 14,48) maaş artışı.

Üstelik yukarıdakiler, iki yıllık artışın rakamları. Bu ikisini toplayıp ortalamasını alırsanız yıllık artış oranı da ortaya çıkar ki o da, yüzde 13,41’dir. Hepsi bu! Maaş artışının yıllık artış oranı sadece bu kadar.

Bakalım Çalışma bakanı bu artışı nasıl duyurmuş?

Bakana göreyse artış, yüzde 30 ile 35 arasındaymış. İlginç!

“Sendika” başkanı ise bakandan hızlı çıktı. Öyle bir artış oranı açıkladı ki rakamlar baş döndürücüydü. Memur Sen başkanına göre maaş artış oranı yüzde 30 ile 40,22 arasında geçekleşmiş. Hayret! Düşünsenize bu farklı rakamların hepsi aynı mutabakattan çıkıyor. Nasıl bir imza atmışlarsa artık, varın siz düşünün.

Bir de Memur Sen’in istediği 600 TL’lik seyyanen zam vardı, ona ne oldu peki? Bakan, “seyyanen zam talebini toplu sözleşme ikramiyesiyle karşıladık” demiş.

Memur Sen ne kadar seyyanen zam istemişti? Aylık 600 TL.

Neye razı oldular?  Üç ayda bir 400 TL toplu sözleşme ikramiyesine.

Bu ikramiye eskiden var mıydı, varsa ne kadardı?  Vardı ve üç ayda bir 135 TL’ydi.

Ne kadar artmış oldu? Üç aylık toplam olarak 265 TL arttı.

Aylık artış ne kadara denk geliyor peki? 88,33 TL’ye denk geliyor.

Yani Memur Sen, istediği 600 TL’lik seyyanen zammın karşılığında aylık 88,33 TL’ye fit oldu.

Kırmızı çizgi olan 3600 ek gösterge ne oldu acaba? Bakan, “bu konuda yasa çıkması gerekiyor” dedi. E onu zaten biliyorduk, yeni olarak başka ne oldu? Hiçbir şey!

Vergi dilimi, sosyal-özlük haklar, grev hakkı gibi diğer kısımlara hiç girmiyorum zaten.

Uzun lafın kısası, ortaya çıkan tablo şu şekilde.

Memur Sen bol keseden atmış ama sonra taviz üstüne taviz vermiş.

Şimdi başa dönelim. İşveren temsilcisi sendikacıdan, sendikacı işveren temsilcisinden mutlu görünüyor. İkisi de ağız dolusu gülüyor. İkisi de sonuçtan pek memnun.

Peki ya kamu emekçileri?

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı e71e9974-9cc0-4424-ad66-87801d27814a.jpg
Zeynel Özgün
1963 yılında Dersim’de doğdu.
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Coğrafya bölümünü ve sonra da İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdi.
Eğitimciliğin yanı sıra Eğitim-Sen İstanbul 7 No’lu Şube Hukuk Sekreterliğini de yürüterek sendikacılık yapıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here