Mehmet Ağar, Alaattin Çakıcı, Korkut Eken, Engin Alan. Bu “tanıdık simalar” geçen yıl Bodrum’dan servis ettikleri tek bir fotoğraf karesiyle biz buradayız dediler. Bu fotoğrafın tesadüf olmadığı o günlerde çok konuşuldu. Bazı değerlendirmeler yapıldı. Bugünlerde Sedat Peker’in Yalıkavak Marina’ya ‘çökmekle’ suçladığı Mehmet Ağar, rica üzerine marinayı mafyaya karşı koruduğunu söyledi. Sonra da Süleyman Soylu’ya ayıp ettiğini düşünerek kendisini devletin yerine koyduğu için özür diledi. Durum bu merkezdeyken CHP’li Ali Mahir Başarır, Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar’ın da yönetimde olduğunu açıkladı. Anlaşılan o ki marina bir çatışma alanı. Çatışma alanlarında güç gösterisi önemlidir. Geçen yıl yayınlanan fotoğrafla herkese mesaj verildi. Bir fotoğrafla çok fazla vuruş yapıldı, Peker’in açıklamalarından anlaşılan bu.

Türkiye 25 yıl önce, 1996 yılında başka bir fotoğrafla gündem gelmişti. Dönemin başbakanı Necmettin Erbakan Susurluk skandalı üzerine gerçekleştirilen “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemini “gulu gulu dansı yapıyorlar, Susurluk fasa fiso” sözleriyle yorumlayarak tartışmalara yol açmıştı. Erbakan olayların üzerine gitmeyeceği mesajını vermişti.

Bugün ise “saray rejimi” diye tarif edilen bir sistemle yönetilen Türkiye’de Erdoğan Cumhurbaşkanı, Mehmet Ağar’ın halefi Soylu İçişleri Bakanı, o fotoğrafta yer alan ve devletin Ergenekon kanadını temsil eden Engin Alan’ı Meclis’e taşıyan MHP, AKP’nin iktidar ortağı… Üstelik Engin Alan, AKP iktidarı tarafından Balyoz tutuklamaları çerçevesinde içeri alınmış, 28 Şubat’ta “demokrasiye darbe tertiplediği” gerekçesiyle yeniden tutuklanmıştı. Fotoğrafın başköşesine kurulan ve Susurluk fotoğrafındaki Abdullah Çatlı’nın rolünü üstlenen mafya lideri Alaattin Çakıcı da MHP tarafından cezaevinden alınmış isimlerden biri. 90’lardan beri her dönemin en karanlık simalarından biri Korkut Eken Susurluk ile bugünkü fotoğraf arasındaki sürekliliği en bariz şekilde sağlayan, Susurluk davası kapsamında hüküm giymiş bir aktör. Bu isimlerin 4’ü de JİTEM’in, Özel Harp Dairesi’nin, Kontrgerillanın, Özel Harekat yapılanmasının gözde simaları. Bu kişiler devletin asıl sahibi olduklarına dair fazlasıyla iddialı olan kişiler.

Önceleri ‘’bey’’ olarak sunulan, bugün organize suç lideri olarak aranan Sedat Peker’in seri videoları dijital ortamda görücüye çıktı.

Muhalefet konuyu gündemde tutmaya çalışırken, iktidar kendini savunma konusunda suskun ve yetersiz. Sarayın en yetkilisi henüz konuşmadı.Havuz medyasının önemli başyazarlarından Abdulkadir Selvi Hürriyetteki yazısında ‘’Sedat Peker’i yurtdışına kaçıran güç, onu konuşturarak iklimi değiştirmek istiyor’’ diyor ve devam ediyor: “Ben 2023 seçimlerine giderken, müesses nizamın işi şansa bırakmak istemediğini, Erdoğan’ı tasfiye edebilmek için birkaç koldan harekete geçtiklerini görüyorum.’’ Selvi’nin değerlendirmesi ile yapılan açıklamaların üstünü örtme hamlesini gerçekleştirmiş oluyor.

Havuz medyasının tamamı Sedat Peker’in videosuna ilişkin herhangi bir haber değeri görmedikleri için yayınlamamış olabilirler.Tabi ki konu bu kadar basit değil. İktidar, şirketler, gazeteler arasındaki ilişkilere göre manşetler şekillenmiş oluyor. Görme ile bakma arasındaki farkı kalemleriyle ucuza pazarlayanlar her devirde olmuştur, bundan sonra da olacaktır.

Gezegenimizde covid-19 ile ortaya çıkan bulaşıda milyonlarca insanın ölümünü umursamayan, aşı üreten şirketler ve onların devletleri… ‘’Patent’’ belgeleri ile ‘’resmi mafya’’ türlerinin insan sağlığı üzerindeki tüyler ürperten pazarlıklarına şahitlik ediyoruz.Yine aynı şekilde 2021 Türkiye’sinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de yaptığı konuşmada son yıllarda aldıkları kamu ihaleleriyle dikkatleri çeken “Beşli çete”den bahsetti; Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı, bu şirketler aldıkları kamu ihaleleriyle servetlerine servet katan şirketler olmanın çok ötesinde, dünyada da en fazla kamu ihalesi alan şirketler arasında yer alıyor. Dünya Bankası verilerine göre dünyada en fazla kamu ihalesi alan ilk 10 şirketin 5’i Türkiye’den. O şirketler aldıkları ihale sırasına göre; Limak Holding, Cengiz Holding, Kolin Grup, Kalyon Grup ve MNG Holding olarak sıralanıyor.

Siyasi iktidarlarla ihale alan şirketler, siyasi iktidarlarla medya arasındaki ilişkiler, siyasi iktidarla suç örgütü liderleri arasındaki ilişkiler; her şey ortada. Siyasi iktidar tarafından açık bir şekilde savunuluyor zaten.

Kapitalist üretim ilişkilerinde ‘’kar’’ yada ‘’rant” oluşturularak insanı, doğayı ve geleceğimizi sömürenlerin bizim gibi ülkelerde geçmişte var olan gizli ajandalarını saklamadan açık ettiklerini ya da kontrol edemediklerini görüyoruz. Bu gelişmelerin topluma yansıması tedirginlik, korkutmak, sindirmek ve “susun biz her şeye muktediriz” demektir.

İkizdere’de ağaç katliamının nedeni olan şirket gizli değil. Yalıkavak marinasındaki fotoğrafta orta da duruyor. Kanal İstanbul ve hesaplanan milyon dolarlarla ifade edilen rant. Üçü bir arada yetmiyor artık beşi bir arada Şirket-Devlet-Siyaset-Medya-Mafya durum böyle olunca ittifak arasında çatlaklardan sızıntılar çoğaldı. Sedat Peker olayı bundan ibarettir.

Şimdi ne olacak?

MHP ve AKP arasında muhtemel görüşme trafiği artacak, AKP bugüne kadar bu ilişkilerin MHP den kaynaklandığı izlenimini ince bir şekilde ima etmiştir. Seçimler erken olur mu? Bilinmez, zamanında olur mu? Hiç bilinmez. Simbiyoz ilişkiye dönmüş iktidar bloğu şimdilik birbirlerini terk edecek durumda değiller.Bu böyle de gideceğe benzemiyor. Peker’le başlayan tartışma hangi çatlakları derinleştirir, önümüzdeki günlerde göreceğiz.

İktidar cephesinde durum aşağı yukarı böyle; peki muhalefet ne yapacak? Bu gelişmeler karşısında toplumsal tepkiler görünür olacak mı? TBMM kürsüsüyle ya da basın açıklamalarıyla sınırlı mı tutacak? Toplumsal hareketler ne yapacak? Yetkileri zayıflatılan, içi boşalan parlamentoda bulunan muhalefeti ne kadar etkileyecek?

Bize düşen görev; bütün tanıdıklara haber verelim, telgraf çekelim…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here