Pandemi süresince bir buçuk yıldır kapalı olan okullar, diğer kısıtlamaların kaldırılmasında olduğu gibi yeterli önlemler alınmadan açıldı. Yeni eğitim-öğretim dönemine ilişkin Eğitim Sen tarafından yayımlanan raporda, bazı bölgelerdeki sınıflarda 50’den fazla öğrenci olduğunu, temizlik görevlisi ihtiyacının yıllardır geçici istihdamlarla geçiştirildiğini ve birçok okul ihtiyacının velilerden karşılandığı belirtilerek, “Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ‘Okullarda gerekli önlemleri aldık’ ifadesini kullansa da, Türkiye çapında okulların önemli bir bölümünün salgın koşullarına uygun hale getirilmediği, gerekli altyapı hazırlıklarının yapılmadığı bilinmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Eğitim Sen tarafından hazırlanan raporda “Bu süre zarfında sendikamızın tüm çağrılarına rağmen okulların fiziki altyapı sorunları giderilmemiş, derslik sayısı ihtiyaç oranında arttırılmamıştır. Büyükşehirler başta olmak üzere, nüfus yoğunluğu fazla olan ilçe ve mahallelerde sınıfların salgın öncesine göre çok daha kalabalık olması beklenmektedir. Derslik sayıları yetersiz olduğu için sınıf mevcutları artmakta, ek derslik ihtiyacı karşılanmadığı için derslik sorunu devam etmektedir. MEB ise okulların yüz yüze eğitime hazır olmasını ‘maske, mesafe ve hijyen’ kurallarına uymayı anlamaktadır” denildi.

Nüfus yoğunluğu fazla olan bazı bölgelerde ilkokul sınıflarının 50 öğrenciyi aştığı ifade edilen raporda, bazı okulların kontenjan fazlası olduğu için ikili eğitime geçilmesi planlanırken, derslik sayısının yetersizliği nedeniyle bazı illerde resim ve müzik atölyeleri dersliğe dönüştürüldüğü aktarıldı.

Uzaktan eğitim nedeniyle okuldan kopuşların en fazla yaşandığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da durumun çok daha vahim olduğuna dikkat çekilen raporda, “Uzaktan öğretime öğrencilerin önemli bölümü ekonomik nedenler, teknik altyapı yetersizliği ve bilgisayar, tablet, telefon gibi malzeme eksikliği nedeniyle erişememiştir. Özellikle okul çağında birden fazla çocuğun bulunduğu ailelerde eğitime erişimde ciddi sorunlar yaşanmıştır. Mevsimlik işçi olarak çalışan çocuklar okullar açılsa bile eğitime ulaşmada sorun yaşayacaktır. Bütün bunların yanı sıra aşılama oranının düşük seyrettiği illerde salgın riski devam etmektedir” denildi.

Öte yandan okullarda temizliği sağlayacak personel eksiğinin sürdüğü belirtilen raporda, yıllardır kadrolu yardımcı personel alımı yapılmayarak ihtiyaçların İŞKUR üzerinden görevlendirmelerle geçiştirildiği ifade edildi. Bu nedenle birçok okulda velilerin ekonomik yük altına girmek zorunda kaldığına dikkat çekilen raporda, tüm okullarda temizlik görevlisi yardımcı personelin kadrolu göreve başlaması talep edildi.

Yüz yüze eğitimin sağlıklı ve aksamadan yapılması için öğretmenlerin de aşılanmasının zorunlu olduğu belirtilen raporda, her ne kadar öğretmenler arasında aşılanma oranı Türkiye ortalamasının üzerinde seyrediyor olsa da, okullarda yüz yüze eğitimin sağlıklı yürütülebilmesi için yeterli olmadığı ifade edildi. Ayrıca aşı olmaktan kaçınan eğitim emekçilerinin haftada iki gün virüsün yoğun olarak yer aldığı hastanelere gitmeleri yerine işyeri hekimliği uygulanana kadar gezici sağlık ekipleriyle testlerin işyerlerinde yapılması önerildi.

Her yıl artan eğitim harcamalarının ekonomik kriz ve salgında daha da bozulan gelir dağılımıyla öğrenci velilerinin bütçesini zorladığına dikkat çekilen raporda, “MEB, salgın süresince okullara ek bütçe ayırmazken okulların ihtiyaçları yine velilerin omzuna yıkmayı tercih etmiştir. MEB’in her yıl ‘Kayıtta para alınmıyor’ diye inkâr ettiği kayıt parası ve bağış sorunu bu dönem çok daha belirgin hale gelmiştir. Okullarda kayıt için ‘zorunlu gönüllü bağış’ talebinin yanı sıra velilerden istenenler şaşırtıcı boyutlara ulaşmıştır. Veliler, kayıt sırasında paranın yanı sıra sıvı sabundan, deterjana, posta pulundan A-4 kâğıdına kadar okul ihtiyaçlarının kendilerinden ‘bağış’ adı altında istendiğini belirtmektedir. Eğitimde yaşanan ticarileştirme adımlarının bir sonucu olarak karşımıza çıkan bu durum salgın koşullarında ekonomik olarak büyük bir yıkım yaşayan öğrenci velilerini çok zorlamaya başlamıştır” denildi.

Türkiye’de uzaktan öğretimin esnek ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırılması için fırsat olarak değerlendirildiği vurgulanan raporda, yasalarla tanımlanmış sekiz saatlik çalışma süresinin öğrencileri ve velileri desteklemek üzere daha uzun saatlere, akşam saatlerine ve hafta sonlarına kadar uzadığı hatırlatıldı. Zaten 15 Temmuz darbe girişiminden sonra eğitim alanında da sözlü sınav/mülakat üzerinden sözleşmeli öğretmen atamaları yapıldığına dikkat çekilen raporda, şöyle denildi: “Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasıyla birlikte eğitimde güvencesiz istihdama kapı aralanması sağlanmıştır. Sayıları 120 bini aşan sözleşmeli öğretmenlerin mazerete dayalı tayin hakkı sorunu sürerken, 3 yıl +1 yıl sözleşmeli istihdam düzenlemesi var olan sorunları daha da derinleştirmiştir. Öğretmenler arasında kadrolu, sözleşmeli ya da ücretli öğretmen ayrımı yapılması doğru değildir.”

Eğitim Sen okulların yüz yüze eğitime hazır hale getirilmesi için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

  • Sınıfların havalandırılması için kış aylarını da dikkate alan bir pencere sisteminin tüm sınıflarda hayata geçirilmeli,
  • Öğretmen odaları en azından ikiye çıkarılmalı,
  • Maske, sabun ve diğer hijyen malzemelerinin hazırlığı konusunda bakanlık kamuoyunu bilgilendirmeli,
  • Seyreltilmiş sınıf uygulaması tam anlamıyla hayata geçirildiğinde artan öğretmen ihtiyacı karşılanmalı. Zaman zaman temaslı veya hasta olabilecek öğretmenler düşünüldüğünde en az 100 bin öğretmen ataması yapılmalı.  
  • Taşımalı eğitim sistemine son verilerek köy okulları açılmalı,
  • Pandemi koşullarında 40 dakikalık ders süreleri azaltılmalı,
  • Okul öncesi öğretmenleri günde 6 ders ve 300 dakika blok ders yaptığı için teneffüs hakkı bulunmuyor. Okul öncesi eğitim emekçilerinin görüşleri alınarak teneffüs hakları düzenlenmeli,
  • İmam hatip okullarının çoğunda kontenjanların boş olması nedeniyle diğer okulların kalabalık sınıflarının seyreltilmesi için yeniden düzenlenmeli. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here