görsel sosyal medya

ETELGRAF HABER-

Paris Anlaşması’nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Kanuna göre, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 21’inci Taraflar Konferansı’nda kabul edilen ve Türkiye Cumhuriyeti adına 22 Nisan 2016’da imzalanan “Paris Anlaşması”nın beyan ile birlikte onaylanmasının uygun bulunduğu belirtildi.

Meclis’te anlaşmanın onaylanmasına ilişkin karar, BM Sekretaryası’na iletilecek ve Türkiye anlaşmaya taraf olacak. Anlaşmanın onaylanmasıyla Türkiye için iklim değişikliğiyle mücadelede hedef ve politikaların belirleneceği yeni bir döneme girilecek.

Yeşil Sol Parti ”Paris’i mücadele konusuna dönüştürelim”

2015’te hazırlanan Paris İklim Anlaşması’na taraf olan 150’den fazla devlet, anlaşmadan aylar önce
kendilerinin iklim krizine karşı alacakları önlemleri vaat ettikleri (ve bu anlaşmaya da temel olan)
“Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanları”nı sundular. Buna göre çoğu devlet 2030’a kadar iklim
krizinin en önemli nedeni olan CO2 emisyonunu azaltacaklarını, bir kısmı ise 2050’lerde tamamen
sıfıra düşüreceklerini vaat ettiler.
En başından itibaren yaşam savunucuları ve konunun uzmanı bilim insanlarından Paris İklim
Anlaşması’na sert eleştiriler yöneltildi. Bu eleştiriler, iki ana grupta toplanabilir: 1. Anlaşmanın
hiçbir denetim ve yaptırım mekanizması yok, 2. Vaatlerin hepsi harfiyen yerine getirilse bile
anlaşmanın hedefi olan 2100’de küresel ortalama sıcaklık artışını 2oC’de tutmak çok ama çok zor.
Konuya Türkiye’nin “niyet”i açısından yaklaşırsak durum çok daha vahim. Erdoğan’ın Paris’e imza
atarken verdiği “ulusal katkı beyanı” tam bir kara komedi unsuru: Hükümet, CO2 emisyonunu
azaltmayı değil “artıştan azaltma”yı vaat etti! Üstelik sunduğu rakamlar şişirilmiş rakamlardı.
“Beyan”a göre Türkiye, 2012’de yıllık yaklaşık 400 milyon ton olan emisyonunu 2030’da iki
katından fazla artırarak yıllık 900 milyon tonun üzerine çıkarmayı “vaat etti”! Bunu yaparken de
eğer hiçbir şey yapmasa emisyonunun 2030’da yıllık yaklaşık 1,2 milyar ton olacağını, ama atmayı
vaat ettiği adımlar neticesinde bunu yüzde 20 azaltacağını belirtti. Bu 1,2 milyar ton emisyon
rakamı son derece abartılı, çünkü 2012’den 2030’a kadar emisyonun bu kadar artabilmesi için
Türkiye ekonomisinin her sene sürekli yüksek büyüme rakamları elde etmesi gerekiyordu. Velhasıl
Erdoğan bu anlaşmaya imza atarak aslında hiçbir şey yapmayacağını beyan etmiş oldu.

HDP ekoloji meclisi sosyal medya hesabından oy birliği ile onaylanan anlaşmanın takipçisi olacağını duyurdu.

BM: Memnuniyetle karşılıyoruz

AA’ya açıklama yapan BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, “Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı onaylamasını memnuniyetle karşılıyoruz” dedi.

Tüm ülkelerin anlaşmadaki hedeflerin karşılanmasına yönelik çabaları artırması gerektiğini belirten Dujarric, G20 ülkelerinin iklim değişikliğiyle mücadelede başı çekmesi gerektiğini söyledi.

COP26’da eksik konuların tamamlanması bekleniyor

Paris İklim Anlaşması’nın uygulama kurallarının büyük çoğunluğu belirlenmekle birlikte bazı önemli konular üzerinde uzlaşı sağlanamaması nedeniyle düzenleme bekleyen bölümler bulunuyor.

İskoçya’nın Glasgow kentinde 30 Ekim-12 Kasım 2021 tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan 26. Taraflar Konferansı’nda (COP26) Paris İklim Anlaşması’ndaki eksik konuların tamamlanması bekleniyor.

Böylece COP26, Paris Anlaşması sonrası genel değerlendirmenin yapılacağı ilk zirve olacak. Zirvede, Türkiye beklentilerini ve taleplerini yenileyecek.

Bugüne kadar anlaşmanın Ek-2 listesinde yer almadığı için Yeşil İklim Fonu’ndan yararlanamayan Türkiye, Paris Anlaşması’na taraf olmasıyla birlikte, iklim finansmanı sağlayan diğer fonlar ve çok taraflı bankalara erişimde sıkıntı çekmeyecek ve yeni oluşan uluslararası emisyon piyasalarında ticaret yapabilme imkanından yararlanacak.

Paris İklim Anlaşması

Paris Anlaşması, Aralık 2015’te Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 21. Taraflar Konferansı’nda kabul edilmişti.

Türkiye’nin 22 Nisan 2016’da 175 ülkeyle birlikte imzaladığı anlaşma, 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girdi. Sözleşmeye taraf 197 ülkenin imzası bulunan anlaşmaya Eritre, Irak, İran, Libya, Yemen ve Türkiye taraf olmadı.

Dünyanın ilk kapsamlı iklim anlaşması olarak tarihi önem taşıyan Paris İklim Anlaşması, ülkelere bir azaltım hedefi koymazken, taraf ülkelerin kendi iradeleriyle belirlediği ulusal katkı beyanlarının küresel ısınmayı iki derecenin, mümkünse 1.5 derecenin, altında tutmayı ve bu amaç için de ülkelerin ortak çalışmasını sağlamayı hedefliyor.

Gelişen ülkelere ise gelişmiş ülkelerce teknolojik ve mali destek sağlaması isteniyor.

Türkiye’nin beyannamesi

Türkiye’nin BM Sekreteryası’na sunulan Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanı’nda, 2012’de 430 milyon ton olan toplam sera gazı emisyonlarının, azaltım önlemleri ile 2030’da 929 milyon tona kadar çıkarabileceği belirtildi. Başka bir deyişle Türkiye sera gazı emisyonlarını azaltma taahhüdü vermedi, iki katından fazla artırabileceğini söyledi.

Türkiye bunu yaparken, eğer hiç önlem alınmazsa emisyonlarının 2030’da 1 milyar 175 tona çıkacağını, verilen beyanla bu miktarın 929 milyon tonda tutulacağını ifade etti. Bu beyanını da “artıştan yüzde 21 oranında azaltım” olarak tanıttı. Türkiye’nin resmi planlarında 2030 sonrasındaki dönemde de sera gazı emisyonunu azaltmaya yönelik bir hedefi bulunmuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here