“düş bitimi, bellek yitimi bir zaman

unuttuğu güzelliği hatırlamaya çalışır

hatırladığı kötülüğü unutmaya

duyabilene

dünyanın bir çığlığı var

saydam, kırılgan

yok olsa üstündeki insan 

rahatlar.

dengesini bozmuş sevda iklimlerinin

yaşanılası anları zehir etmiş kendine

yorgun çekmecelerinde

uykusuzluk birikmiş çoğu zaman

git be insan!

boşlukta yit

ayak izi bile bırakmadan.” (Gidiş, Ayaz Yarası s.20)

Ayaz Yarası, eğitimci yazar Nesrin Bulat’ın kaleminden çıkmış harika bir öykü kitabı. KeKeMe Yayınları tarafından Ekim 2020’de 1. baskısı yapılmış. 100 sayfalık kitapta 13 öykü var. Her öykünün başında bir de şiir bulunmakta. Öykülerinde de zaten şiirsel duyarlılık ön planda.

Ayaz Yarası, kabuk bağlayan yaralarımızı kanatmak için yazılmış gibi. Kanasın diye, unutulmasın, izi yok olmasın diye…

   Eğer siz de tacize uğradığını bir türlü annesine söyleyemeyen somyadaki kızın yarasına,

Yaşanan bunca şeye rağmen hâlâ “deliremeyen”in yarasına,

“Tertemiz deliren” Radyolu Deli Haydar’ın yarasına,

“Beni yaz!” diye haykıran hayali kahramanlarını yaz(a)mayıp Böcek Bey’le gizli arkadaşlık kuran uyumsuz yazarın yarasına,

Kanlı bir fanusta ölü bedeniyle, ona bir şans vermediği için annesine sitem eden ceninin ve kürtaj sırasında ölen annenin yarasına,

Çocuk gelin Hanife’nin ve tıpkı odadaki sinek gibi sadece seyreden, seyirci kalan, unutan, bizlerin yarasına,

Efendi adamın, iyi aile babasının evinde ve kendinde açtığı yaraya, 

Kız kardeşiyle kaçıp giden kocasının ardından saksıdaki bir çiçeğe dönen kadının ve onda bir gülücük yaratmak için kendini paralayan kızının yarasına,

Yazdıklarıyla, yazmak istedikleri aynı olmayan yazarın yarasına,

Tavuk kesemediği ve şarap içemediği için erkek olamayan(!) Serkan’ın yarasına,

Alnına bir gün belki ileride bir leke sürülebilir diye, tertemiz kızını öldürüp onunla birlikte kendini de dereye bırakan Halime’nin yarasına

İyi bir koca ve babanın ölümünü kabullenmeyip yadsıyan ana ve oğulun yarasına,

Çürüyen zihninin ve bedeninin kokusunun peşinden giden çürümüş bir adamın yarasına tanık olmak istiyorsanız Ayaz Yarası tam size göre.

  “…

erkeklerin dövüşken ufuklarında birikmiş kirler…

kadınların göz kenarlarında makyaj artıkları…

ölü martılar, çöpe atılan bebekler, 

boğazlanıp bitirilmiş tek gecelik sevişmeler gibi

sevimsiz her şey…” (Çağrı, Ayaz Yarası s.3

Hakan Tuncal

1972 yılında İstanbul’da doğdu.  Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1994 yılında mezun oldu ve o yıl İstanbul’da öğretmenliğe başladı. Bir dönem Eğitim Sen İstanbul 1 Nolu Şube Yönetiminde görev aldı. 2004-2009 yılları arasında MEB tarafından Kazakistan’da görevlendirildi. Kazakistan Türkiye Türkçesi Eğitim Öğretim Merkezinde ve çeşitli üniversitelerde yabancı dil olarak Türkçe dersleri verdi. Halen İstanbul’da bir devlet okulunda Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Katya, Bir Fenerbahçe Romanının yazarıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here