Türkiye’de Kurban Bayramı’nın ardından hızla artan koronavirüs vaka ve ölüm sayılarına rağmen aşılama oranlarının az olması dikkat çekiyor. Hızlı vaka artışlarına Delta ve Delta Plus isimli varyant virüslerinin de etkisi olduğu bilinmesine rağmen aşılar hala Türkiye nüfusunun üçte birine yapılabilmiş durumda.

Duvar’dan Pelin Akdemir ile konuşan Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, varyantları, endişe verici olarak tanımladı. Türkiye’deki aşılanma oranının orta seviyede olduğunu ifade eden Prof. Dr. Pala, “Bugün itibariyle iki doz aşısını yaptırmış olanların oranı yüzde 39 civarında” dedi.

“Olgu ve ölüm sayıları beklenenden önce arttı”

2 yıldır koronavirüs ile mücadele edilirken, geçen sene özellikle Ekim ayında artan ölüm oranlarına değinen Pala, varyantlara dikkat çekti.

Öngörülenden çok daha önce kısıtlamaların hızla kaldırılması sebebiyle beklenenden önce ölüm vakalarının arrtığını belirten Pala, “Yeni endişe verici varyantlar, daha hızla bulaşıyor ve daha fazla insanın kısa sürede enfekte olmasına yol açıyor. İkincisi, bu yeni endişe verici varyantlar hastalığın daha ağır geçmesine de yol açıyor. Böyle olunca aşıyla yanıt verme oranı düşük kalıyor. Bir de aşı dışındaki halk sağlığı önlemleri zayıflatılınca Türkiye’de de öngörülenden çok daha erken, temmuzda olgu sayıları artmaya başladı” diye konuştu.Sağlık Bakanlığı’nı da bu konuda eleştiren Pala şöyle devam etti:

Dünyada da etkisini gösteren Delta ve Delta Plus gibi endişe verici varyantların ülkemizde de gözlenmeye başlaması, yazın gelmesiyle birlikte fiziksel mesafenin ortadan kalkması, halk sağlığı önlemlerinin yok sayılmasına bağlı. Buna ek olarak Sağlık Bakanlığı’nın iyi iletişim kuramaması sonucu hem hastalığın ciddiyetini hem de aşının önemini topluma yeterince anlatamaması var. Bunlar bir araya geldiğinde ülkemizde olgu ve ölüm sayılarında beklenenden önce bir artış gerçekleşti.

Test politikası değişti

Ölüm ve vaka sayıları arasındaki değişime dikkat çeken Pala bu durumu test politikasındaki değişime bağladı.

Ölüm sayısının vaka sayılarına oranla yüksek olmasını Pala şöyle açıkladı:

Bugün hasta olan birisinin, aşağı yukarı üç hafta sonra hayatını yitirmesi beklenir. Olgu sayılarındaki artışın ölümlere yansıması da kabaca üç haftalık bir süreyle karşımıza gelmeye başladı. Ancak bu kez Türkiye’de geçmiş dönemlere göre kıyaslandığında, ölüm sayılarında çok ciddi bir artış karşımıza geldi. Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye’nin test politikası herkese test yapmak yerine yalnızca bulgusu olanlara test yapmak. Bu da olgu sayılarını biraz sınırlamış görünüyor.

Salgınla ilgili analiz yapılamıyor

Sağlık Bakanlığı’nın paylaştığı ve paylaşmadığı veriler ile herhangi bir analiz yapmanın mmkün olmadığını belirten Pala, “Ölüm sayıları bu kadar yüksek seyrederken, olgu sayılarındaki düşüşü şaşırtıcı buluyorum. Yeterince test yapılmaması, sonuçların geçmiş yıllarda olduğu gibi tamamını içerecek şekilde açıklanmaması ya da Türkiye’de geçmişle kıyaslandığında olgu-ölüm hızının daha yüksek olması gibi gerekçeler karşımıza çıkabilir. Hangisi olduğuna yanıt verebilmek için Sağlık Bakanlığı’nın verileri kapsamlı olarak açıklıyor olması gerekir. Maalesef Sağlık Bakanlığı çok az veri açıklıyor. Bugün artık ağır hasta sayıları bile açıklanmıyor. Bu koşullarda pandeminin gittiği noktayla ilgili ayrıntılı analiz yapmak çok zor” ifadelerini kullandı.

Normal hayata dönüş zor

Türkiye’deki aşılamayı değerlendiren Pala Biontech’in koruyuculuğunun yüksek olduğuna vurgu yaptı. Pala şöyle konuştu:

“Endişe verici varyantlardan önce “toplumun yüzde 70’ini bağışık hale getirirsek pandemiye karşı çok güçlü bir yanıt vermiş oluruz” demiştik ama bu rakamlarda değişme oldu. Artık yüzde 70’lik bir koruma oranı yetmeyecek. Bunu yüzde 80’lere çıkarmamız lazım. Türkiye bu hızla giderse tam aşılı nüfusun oranını 6 ay içinde yüzde 80’e çıkarma olasılığına sahip bir ülke değil. “Bu sorunu aşıyla çözeriz, eskiden olduğu gibi normal hayatımıza döneriz” yaklaşımı şu anda gerçekçi görünmüyor.

Sinovac aşısıyla ilgili dünyanın değişik ülkelerindeki araştırma sonuçları ve toplum verileri bize şunu gösteriyor; Sinovac aşısı, hastalığa karşı koruyuculuğu, diğer aşılarla kıyaslandığında daha düşük olan bir aşı. İkinci dozdan üç ay geçtikten sonra antikor düzeylerinin düştüğünü, altı ay içinde de bu düşmenin epeyce yüksek bir orana geldiğini gösteren çalışmalar var. Bu yüzden iki doz Sinovac aşısı yapıldıktan sonra üçüncü ek doz olarak bir BionTech aşısı yapılması gerektiğini paylaşmıştık.”

“Bakanlık tutarsız ve bilimsel değil”

Bakanlığın aşı politikasını değerlendiren Pala, “Üç doz aşı uygulanan insanlarda antikor düzeylerine bakılarak, hastane, yoğun bakım yatışlarına ve ölümlere ilişkin verilere bakılarak, bu veriler bilimsel bir platformda raporlanıp ortaya konulursa, bu tartışılabilir. Türkiye’de halen 18 milyon üzerinde insan tek doz aşısını bile olmuş değil. Halen ilk dozunu olmuş, ikinci dozunu olmamış çok sayıda insan var. Biz ağırlığımızı şu anda tam aşılı olanların oranını arttırmaya verelim. Dünya üçüncü dozu bile henüz rutin olarak uygulamaya almamışken, bizim dördüncü doz tartışmalarına girmemiz doğru bir yaklaşım değil. Ne kadar aşımızın olduğu, ne kadar süreyle tedarik edeceğimiz de belli değil. Bakanlık, tutarsız ve bilimle desteklenmeyen uygulamaları yüzünden hem kendine olan güveni daha da azaltıyor hem de aşıya karşı tedirginliği artırıyor” diye konuştu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here