Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” 19 Mart 2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Sulak alanların korunması Yönetmeliği’nin nesi değiştiriliyor. Birincisi ilgili yönetmeliğinin 22. maddesinin birinci fıkrasına “Zorunlu altyapı projeleri haricinde, kamu yararı kararı bulunan altyapı projelerine, hazırlanacak “Ekosistem Değerlendirme Raporu” doğrultusunda, ekosistem bütünlüğünü telafi edici tedbirlerin alınması şartıyla bakanlıkça izin verilecektir.” bendi ekleniyor
Yine aynı yönetmeliğin 39. maddesine “Sulak alanlarda, bakanlığa tahsis edilen yerlerde koruma, yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme, dinlenme ve benzeri hizmetler için gerekli altyapı, üstyapı ve diğer tesisler genel müdürlükçe yapılır veya yaptırılır. Söz konusu tesislerin işletilmesi ve/veya işlettirilmesi genel müdürlükçe yapılır veya yaptırılır.” maddesi ilave ediliyor.
Yapılan değişiklik şu anlama geliyor; Artık sulak alanlarda baraj, gölet gibi zorunlu altyapılar dışındaki projelere de kamu yararı kararı bulunması durumunda izin verilecek. Ayrıca, bakanlık, sulak alanlarda eğlenme, dinlenme için tesisler de yaptırabilecek. Bu tesislerin işletmeleri şirketlere verilebilecek.

Bilindiği gibi derinlikleri genelde 6 metreye kadar olan sığ göl, lâgün, deltalar, korunaklı kıyılar, su dolaşımına sınırlı olan bölgeler “sulak alan” olarak nitelendirilir. Sahip oldukları biyolojik çeşitlilik nedeniyle ülkemizin doğal zenginlik alanları olarak kabul edilen sulak alanlar, tabii filtre görevi görerek temizlenen su ile yeraltı su kaynaklarının yenilenmesini ve tekrar kullanıma hazır hale gelmesini sağlamakta, taban suyunu dengeleyerek ve sel sularını depolayarak taşkınları kontrol etmektedir. Ayrıca kuşlar, balıklar, memeliler gibi yüzlerce hayvan türüne ev sahipliği yapan ve yaban hayatı için yaşamsal öneme sahip alanlardır.

Günümüzde sulak alanlar ormanlardan üç kat daha hızlı kayboluyor. Araştırmalara göre Dünya’daki tüm sulak alanların üçte birinden fazlası sadece 45 yılda kaybolmuş durumda. Türkiye, sulak alan çeşitliliği bakımından dünyanın zengin ülkelerinden birisi olmasına karşın, son 50-60 yılda yaklaşık 2 milyon hektar sulak alanımız kurutuldu ya da kurumaya terkedildi. Ülkemizde 300 civarında sulak alan mevcut olup, bu sulak alanlarımızın 135 tanesi ulusal öneme sahip, 14 tanesi ise “Ramsar Alanı” olarak uluslararası sözleşmeler dahilinde koruma altına alınmıştır.

İklim krizi nedeniyle mevcut tatlı su kaynaklarının hızla tükenmesinin en önemli gündem maddesi olduğu ve Dünya Su Günü’nün kutlandığı aynı günlerde, sulak alanların korunması hakkındaki yönetmelikte yapılan bu değişiklik sulak alanları korumayı değil, imara açarak sulak alanların talan edilmesine neden olacaktır. Ormanlarımızı, akarsularımızı, derelerimizi madencilere, enerji şirketlerine peşkeş çeken iktidar şimdi de gözünü sulak alanlara dikmiş görünüyor.

Sulak alanlarda yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme, dinlenme ve benzeri tesislerin yapılması, sulak alanların yapıya açılmasını, doğal varlıkların talan edilmesini ve bu alanlarda yağmanın önünün açılmasını beraberinde getireceği gibi bu alanların kirlenmesine de yol açacaktır.

Su krizinin yaşanmaya başlandığı böylesi bir dönemde gelecek için hayati öneme sahip sulak alanların imara açılması kabul edilemez. Sulak alanların ranta açılmasına yol açan yönetmelik değişikliği iptal edilmeli, sulak alanların yok edilmesine ve kirletilmesine neden olacak her türlü yapılaşmaya izin verilmemelidir.


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here