Ekoloji Muhalefet

İklim krizine karşı mücadele: Değişime tabağımızdan başlayalım

ANKARA – İklim krizine karşı mücadele veren Yaşamdan Yana Derneği Başkanı Nilgün Engin, “Böyle devam etmek için bir buçuk dünyaya ihtiyacımız var. Değişime öncelikle tabağımızdan başlamalıyız” dedi.   Savaşlar, makineleşme, beslenme biçimi, bilinçsiz fosil yakıt kullanımı ve doğadaki canlılara dönük saldırılar derinleşen, iklim krizinin temel nedenleri olarak gösteriliyor. Özellikle fosil yakıt tüketimiyle birlikte atmosferde biriken emisyonların önümüzdeki yıllarda tüm canlılar üzerinde kalıcı olumsuz sonuçlar doğuracağı belirtiliyor. Ancak buna rağmen herhangi bir önlem alınmıyor. Yapılan araştırmalara göre, 30 yıl sonra gaz emisyonlarında yüzde 130’luk bir artış öngörülüyor. Araştırmalara göre, 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde atmosferdeki karbondioksit oranı yüzde 40, metan gazı oranı ise yüzde 150 arttı. J.G.J. Olivier ve J.A.H.W. Peters’in hazırladığı “Küresel Karbon Salınımı ve Sera Gazı Salınımında Eğilimler” adlı makalede, ABD ve Çin gibi her yıl büyüyen ülkelerin sera gaz salınımlarına dair veriler yer aldı. Makalede, 2018 yılında ABD’nin sera gazları salınımına “katkısı” yüzde 13 bandında olduğu belirtildi. ABD’nin 2011 yılından itibaren her yıl ortalama yüzde 2 büyüyen ekonomisinin, 2018 yılında yüzde 2,9 büyüdüğü kaydedildi.  Makalede, Çin’in küresel sera gazları salınımındaki payının 2018 itibariyle yüzde 25 civarında olduğu aktarıldı. Yine Çin’in sera gaz salınımının 2010 yılından 2018’e kadar yüzde 20’lik bir artış gösterdiği bilgisi makalede yer aldı.  

SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR YAŞAM 

 Tüm canlıları tehdit eden bu durum karşısında ekoloji ve çevre örgütleri ayakta. Ekoloji ve çevre örgütleri, giderek daha da belirginleşen iklim krizine karşı önlem alınmasını istiyor. Sürdürülebilir bir gelecek ve ekolojik bir yaşam mücadelesi veren Yaşamdan Yana Derneği de bu kuruluşlardan biri. Ankara’da “başka bir dünya mümkün” mottosuyla çalışmalarını sürdüren dernek, permakültür tarıma ağırlık verip suyun ve toprağın asgaride kullanıldığı teknikler yardımıyla kendi ürünlerini yetiştirmeyi hedefliyor. Dernek üyeleri, yeşil, mavi ve gri su ayak izlerini asgaride tutmayı, hayvanların özgürce yaşayabileceği bir alan sağlamayı, kompost ve geri dönüşümü günlük yaşamın doğal parçası haline getirmeyi ve bu doğrultuda deneyimlerini paylaştıkları çeşitli atölyeler düzenlemeyi planlıyor.   Yaşamdan Yana Derneği Başkanı Nilgün Engin, iklim krizinin neden ve sonuçları ile buna karşı geliştirdikleri çözüm önerilerine dair konuştu.

  TARIM HEDEFİ

 Derneğin Eylül 2021’de kurulduğunu ve tamamen gönüllülük esaslı çalıştığını ifade eden Engin, dernek açılışında bir bostan oluşturduklarını ve burada elde edecekleri ürünleri komşularıyla paylaşmak istediklerini söyledi. Engin, “Kurtarılmış bir hayvan çiftliği kurmak ve sürdürülebilir tarım yapmak istiyoruz” diyerek, uzun vadede birçok hedeflerinin olduğunu aktardı. 

 HAYVANCILIĞIN KRİZDEKİ PAYI

 İklim krizinde fosil yakıt tüketiminin yanı sıra hayvancılığın da önemli payı olduğunu vurgulayan Engin, “Gelin masaya yatıralım ve hayvancılıktan vazgeçelim” dedi. Ekolojik vegan bir yaşam alanı kurmak istediklerini ifade eden Engin, “Bu hedefimizin bir örneği Aydın Foça’da yaşanıyor. Orada bir çiftlik kuruldu ve arkadaşlarımız kendilerine yetecek kadar ekim yapıyor. Tavuk, kedi, köpek, kaz ve ördek gibi pek çok hayvan ile aynı alanda yaşayarak dostluklar kuruyorlar. Bu hayvanların çoğu geçtiğimiz yıl meydana gelen orman yangınlarından kurtulan ve çiftliklerde ölüme terkedilen hayvanlar. Neden böyle bir yaşam? Çünkü barış ve sürdürülebilir bir yaşam ancak böyle mümkün. Biz de barışın tabaklarımızda başlayacağını söylüyoruz. Tolstoy’un deyişiyle ‘Mezbahalar var oldukça savaşlar sürecek.’ İnsanlar tabağında ölümle göz göze gelmezlerse belki pek çok sorunu çözmüş oluruz” diye konuştu. 

 ‘DAHA HIZLI OLMALIYIZ’

  Geçtiğimiz yıl buğday ekili tarlalarda yaşanan yangınlar ve selleri hatırlatan Engin, “Dünyada yaşananlar bugüne kadar yaşadığımız gibi artık yaşayamayacağımız gerçeğini yüzümüze çarptı. Biz de buna bir çözüm prototipi öneriyoruz. Ama daha hızlı olmalıyız. Çünkü iklim krizi yavaş ilerlemiyor” ifadelerini kullandı. 

 EKOLOJİK SİSTEM ÇÖKÜYOR 

 Raporlara göre metan gazının karbondioksitten 24 kat daha zararlı olduğuna dikkati çeken Engin, şunları söyledi: “Metan salınımında hayvancılığın etkisi yüzde 30. Bu rakamlar Birleşmiş Milletler’e (BM) ait. Öyle bir noktadayız ki son 10 yılda nüfusumuz yüzde 1 artarken, hayvan tüketimimiz yüzde 200 oranında artış göstermiş. Bütün emeği, toprağı ve suyu aracılara veriyoruz. Şu an ekili alanların tamamı sadece insanlar için kullanılsa 10 milyar insanı doyurabilir. Biz buna mukabil o alanların yüzde 70’inde ya meracılık ya da hayvan yemi ekimi yapıyoruz. Bu durumda da o tarım alanları, dünyadaki besin ihtiyacının sadece yüzde 28’ini karşılayabiliyor. Amazonlar, Brezilya ve Arjantin’deki ormanlar yakılıp, mera alanları yapılıyor ve Avrupa’nın et ihtiyacını karşılayan bir sistem kuruluyor. Sonuç olarak oradaki ekolojik sistem çöküyor ve yerel halkın yaşamları tehlikeye giriyor. Zengin insanlar daha fazla et yemiş oluyor. Amazonların ekolojisi korunursa Afrika’daki açlıktan söz etmeye gerek kalmayacak.

” DENİZDEKİ DENGE BOZULUYOR 

En büyük sorunlardan bir tanesinin de balıkçılık olduğunu ifade eden Engin, endüstriyel balıkçılıkla, yenilmesi düşünülmeyen türlerin de topladığı ve ölüme terk edildiğini kaydetti. Bu durumu “biyolojik çeşitliliği yok eden bir faktör” olarak değerlendiren Engin, “Denizdeki ekolojik denge bozulduğunda Denizin Amazonları dediğimiz mercan resifleri yok oluyor. Mercan resiflerinin yok olması durumunda karbon yutakları yok oluyor. Dolayısıyla iklim krizi katlanarak artıyor” diye kaydetti.

  ‘DEĞİŞİME TABAĞIMIZDAN BAŞLAYALIM’ 

Azalan biyolojik çeşitlilik ve ekolojik dengenin bozulmasının iklim krizinin parçaları olduğunu dile getiren Engin, “Krizin gerçek sebebi, bizim yaşadığımız gibi yaşamaya devam etmekteki hırsımızda. Şu an böyle devam etmek için bir buçuk dünyaya; Amerika’daki gibi yaşamaya devam etmek için de 4 dünyaya daha ihtiyacımız var. Ancak böyle bir kaynak yok. Bu nedenle değişime öncelikle tabağımızdan başlarsak, pek çok sorunun cevabını bulacağız. Önce kendimizi değiştirelim, sonra dünyadaki değişimin öncüsü olalım” dedi. 

BİRLİKTELİK ÇAĞRISI

 Engin, Türkiye’deki ekoloji hareketlerinin belli konu başlıkları çerçevesinde kendilerini sınırlandırdığına işaret ederek, “Ekolojik bir yıkımın içinde olduğumuzu tespit eden insanların çoğu sadece fosil yakıtlarla, su kaynaklarının yok olmasıyla ya da devletin birtakım kararlarıyla etkilenen kaynaklarımızın kirlenmesiyle ilgili tavırlar geliştiriyorlar. Herkes küçük küçük gruplar halinde birtakım konuları ele alıp ilerlemeye çalışıyor. Veganizmi göz ardı etmeden gelişen bir birlikteliğe ihtiyacımız var. Veganizme masaya koymadan sorunlara çözüm bulmanın imkânı yok” şeklinde konuştu. 

 MA / Fırat Can Arslan

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir